KESK’li kadınlar 3’üncü Kadın Kurultayı’nda buluşuyor
- 12:17 31 Ağustos 2026
- Güncel
ANKARA - KESK’li kadınlar, “Mirasımız Direniş, Sözümüz Mücadele” şiarıyla 4-6 Eylül’de Ankara’da 3’üncü Kadın Kurultayı’nda bir araya gelecek. Yaklaşık 300 kadın delegenin katılacağı kurultayda kadın emeği, şiddet, savaş, göç ve sendikal örgütlenme başlıkları ele alınarak kadın mücadelesinin yol haritası oluşturulacak.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 3’üncü Kadın Kurultayı’nı 4, 5 ve 6 Eylül’de Ankara’da gerçekleştirecek. “Mirasımız Direniş, Sözümüz Mücadele” şiarıyla düzenlenecek kurultayda, KESK’e bağlı işkollarından ve birçok kentten yaklaşık 300 kadın delege bir araya gelecek. Kurultaya ilişkin Tarım Orkam-Sen Genel Merkezi'nde basın açıklaması gerçekleştirildi. Basın açıklamasını KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher yaptı.
Kamu görevlerin katliamlarındaki sorumluluğu
Döne Gevher, kadınların hak ve özgürlüklerine yönelik saldırılara dikkat çekerek, “Daha birkaç ay öncesine kadar Gülistan Doku’nun, Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin şüphelere, kamu otoritelerinin bu cinayetlere göz yumduğuna dikkat çekenlere yargı sopası gösteriliyordu. Gülistan Doku davasında gerçekse ailelerin ve kadınların ısrarlı takibiyle yıllar sonra ortaya çıkarılabildi. Katliamların arkasındaki çeteleşmeyi, kamu görevlilerinin bu çeteleşmeye dahil olduğunu gördük. Çeteleşen bir ekibin cinayetlerdeki sorumluluğun perdesi aralandı. Ancak adalete ulaşmanın neredeyse imkânsız olduğu bir dönemdeyiz. Yani tam da bu dönemde birbirimize her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Bir Kurultay’da buluşuyor olmak bu nedenle çok kıymetli” diye konuştu.
‘Kadına yönelik şiddet sürüyor’
Kadına yönelik katliam verilerine değinen Döne Gevher, “2026’nın ilk altı ayında 150 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 151 kadının ölümü ise şüpheli. Öldürülen kadınların yüzde 61’i kendi evinde, iktidarın politikalarıyla bizi mahkûm etmeye çalıştığı evlerinde katledildi. Bu kadınların yalnızca 8’i, öldürüldükleri anda 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma altındaydı. Tüm bunlara rağmen AKP iktidarı İstanbul Sözleşmesi’nden hukuka aykırı biçimde çekildi. Dört yıldır bu hukusuzluk giderilmedi. İstanbul Sözleşmesinden çekilme sonrasında yılın ilk yarısındaki kadın cinayeti sayısı 2021’de 131’den, 2026’da 150’ye yükseldi. Veriler kadınların en çok boşanma, ayrılma ya da kendi yaşamına karar verme iradesini gösterdiği anda hedef alındığına işaret ediyor. Bu da bize bir kez daha kadına yönelik şiddetin, özünde kadının karar alma özgürlüğüne yönelik bir saldırı olduğunu gösteriyor. Bu saldırıya karşı en güçlü özsavunma ise işyerinde, sendikada, mahallede örgütlü dayanışma ağlarının oluşturulması, örgütlü kadın dayanışmasıdır” sözlerini kullandı.
Kadınlar istihdam durumu
Devamında ise Döne Gevher şunları söyledi: “TÜİK ve Birleşmiş Milletler’in Türkiye bürosunun ‘Türkiye’de İstatistiklerle Kadın’ raporu çalışma çağındaki 33 milyonu aşkın kadının yüzde 64’ünün işgücünün tamamen dışında olduğunu gösteriyor. 21 milyon 548 bin kadın çalışmak istediği halde bakım yükü ve yapısal engeller yüzünden işgücüne katılamıyor. İstihdam edilen her 10 kadından 3’ü de kayıt dışı çalışmaya mahkûm ediliyor. Yine, Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 Küresel Cinsiyet Eşitliği Raporu’na göre Türkiye, 148 ülke arasında 135. sırada. 2024’te 127. sıradaydı. Bir yılda 8 basamak birden gerileyerek Avrupa’da sonuncu ülke konumuna düştü. Yani kazanımlarımız adım adım, sistematik olarak geri alınmaya çalışılıyor. Bu geriye gidişin sorumlusu kadınların örgütlü sesinin zayıflatılmasını, hak arama kanallarının daraltılmasını esas alan iktidarın politikalarıdır. Tam da bu nedenle, güçlü ve yaygın bir sendikal kadın örgütlenmesine bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.
KESK’in kadın mücadelesi
Aralık 1995’te kurulan KESK, daha ilk genel kurulunda kadın sekreterliğini kurumsallaştırarak kadın mücadelesini sendikal yapının ayrılmaz bir parçası haline getirdi. 21-22 Şubat 1998’de Ankara’da bir araya gelen ilk Kadın Kurultayımızın sonuç bildirgesinin hayata geçirilmesi için izleme mekanizmaları oluşturulmuştu. Bunun sonucunda 2000 yılındaki Genel Kurulumuzda kadın sekreterliğinin Merkez Yürütme Kurulu’nun kalıcı bir bileşeni olarak tüzüğümüze girmesi sağlandı. Yine KESK’li kadınların örgütlülüğü 6 Temmuz 2014’teki 8. Olağan Genel Kurulda eşbaşkanlık, eşit temsiliyet ile birlikte kadın meclislerinin karar organı olarak tanımlanmasıyla güçlendi. Bugün geldiğimiz yerde KESK, kadınların karar alma mekanizmalarında sözde değil fiilen söz sahibi olduğu, eşit temsili örgütsel bir ilke haline getiren tek konfederasyon oldu. Bugün örgütlü kadın mücadelesinin, emek mücadelesinin öznesi olmamız, KESK’te örgütlenen kadınların iradesi, kararlılığı ve çabalarının, mücadelelerinin lafta kalmadığının somut bir kanıtıdır. Bu Kurultay’ın sonuçlarının da yeni kazanımların önünü açabilecek güçte olduğunun, bizleri geleceğe taşıyacağının işaretlerinden biridir.
‘Mücadelenin yol harikasını oluşturacağız’
Şimdiye dek iki kadın kurultayı gerçekleştirdik. Bu kurultaylardan her biri konfederasyonumuza bağlı sendikalardaki kadınların işyerlerinde, illerde biriktirdiği deneyimin tek bir iradeye dönüştüğü yerler oldu. 3. Kadın Kurultayımızla bu geleneği sürdürerek 2. Kadın Kurultaylarımızda kadın sekreterimiz Sevgi Göyçe’nin dediği gibi “sistemin çarklarına takılan çakıl taşları” olmaya devam ediyoruz. 2024’ten bu yana, iki yıldır, hemen her ilde, her bölgede, her işkolunda “Mirasımız Direniş, Sözümüz Mücadele” şiarıyla atölyelerde, kadın kamplarında, panellerde bir araya gelerek sözümüzü örgütledik. Eğitimde, sağlıkta, yerel yönetimlerde, bürolarda, laboratuvarda, işyerlerindeki ayrımcılığı, bakım emeğinin omuzlarımıza yıkılan görünmez yükünü, savaşın ve otoriterliğin hayatlarımızı nasıl kuşattığını, laikliğe dönük saldırıları tartıştık, kayıt altına aldık. Şimdi bu birikimi Ankara’ya taşıyor, 4 Eylül’den başlayarak üç gün boyunca beş ana başlık altında, toplam on beş atölyede deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Bu kurultayla geleceğe dair mücadelemizin yol haritasını oluşturacağız. Kadınların söz, yetki ve karar sahibi olduğu bir sendikal mücadele; eşitlik mücadelesini kadın emekçilerin gerçek ihtiyaçları temelinde güçlendirebilir, toplumsal cinsiyete dayalı hiyerarşilerin sorgulandığı bir demokrasi anlayışını besler, savaşın, göçün ve şiddetin kol gezdiği bu coğrafyada barış mücadelesini zenginleştirir. Tam da bu yüzden sadece kamuda hizmet veren kadınlar olarak değil, kamu hizmetinden yararlanan kadınlar olarak da emeğimizi, haklarımızı ve toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelemizi birlikte büyütüyoruz.”







