İran üniversitelerinden idama karşı ortak bildiri
- 14:24 19 Ağustos 2026
- Dünya
HABER MERKEZİ - İran’ın farklı üniversitelerinden bağımsız öğrenci aktivistleri, yayımladıkları ortak bildiriyle “idam cezası ilkesine” karşı olduklarını açıklayarak, idam cezasının tamamen kaldırılmasını istedi.
İran’ın Tahran, Beheşti, El-Zehra, Hoca Nasır, Şiraz, Allame Tebatebai ve İlim ve Sanat Üniversitelerinden bağımsız öğrenci aktivistleri, idam cezasına karşı ortak bir bildiri yayımladı.
Bildiride, “İdam adaletin uygulanması değildir; devletin yasaya dayanarak meşru ilan ettiği bir insanın kasten öldürülmesidir” denilerek, “had”, “kısas”, “yasal ceza” veya “ulusal güvenlik” gibi kavramların idamın niteliğini değiştirmeyeceği ifade edildi. İdamın, siyasi iktidarın insanların yaşamı ve ölümü üzerinde karar verme hakkını kendisinde gördüğü nokta olduğu belirtilen bildiride, idama karşı çıkmanın yalnızca bir cezaya karşı çıkmak olmadığı, aynı zamanda devletin tahakküm ve baskı araçlarından birine karşı durmak anlamına geldiği kaydedildi.
‘Baskı, hapishane ve darağacı aynı zincirin halkalarıdır’
Bildiride, son bir yıl içerisinde İran’da 2 binden fazla kişinin idam cezasına çarptırılarak öldürüldüğü vurgulandı. Bildiride, idamların toplum üzerindeki baskının bir parçası olduğu belirtilerek, siyasi idamların ise toplumsal hareketlerin ve otoriterliğe karşı mücadele tarihine yönelik bir intikam niteliği taşıdığının altı çizildi. Son dönemde verilen ve uygulanan idam kararlarının, Aralık ayındaki baskıların devamı olduğu ifade edilen bildiride, sokakta kurşunla, gözaltı merkezlerinde işkenceyle, mahkemelerde ve üniversitelerde ağır cezalarla sürdürülen baskılar arasında bir kopukluk olmadığı belirtildi. Bildiride, “Sokaktaki baskı, hapishane ve darağacı aynı zincirin farklı halkalarıdır” denilerek, özgürlük, adalet ve insan onuru talep eden toplumun bastırılmaya çalışıldığı ifade edildi.
‘İdam yönetim mekanizmasının bir parçası’
İdam politikasının İran İslam Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana sürdüğü belirtilen bildiride, devrim sonrası idamlar, zincirleme cinayetler ve toplumsal hareketlerin ardından gerçekleşen geniş çaplı infazların bu politikanın parçaları olduğu hatırlatıldı. Bildiride, “Toplumu temsil edemeyen bir hükümet, varlığını sürdürmek için ‘ölüm siyasetine’ başvurur” denilerek, İran’da idamın münferit suçlara verilen bir tepki değil, toplumda korku yaratmaya yönelik sürekli bir yönetim mekanizmasının parçası olduğu belirtildi. Her darağacının topluma “protestonun, muhalefetin ve hatta düşünmenin bir bedeli olduğu” mesajını verdiği belirtilen bildiride, İran hükümetinin idam yoluyla kolektif eylem imkanını da ortadan kaldırmaya çalıştığı ifade edildi.
‘Salı Günü İdamlara Hayır Hareketi toplumun direnişini gösteriyor’
Bildiride, ölüm politikasının toplumun sesini susturamadığı ve buna karşı direnişin giderek daha güçlü hale geldiği belirtildi. Tutsaklar tarafından başlatılan “Salı Günü İdamlara Hayır” kampanyası ile sivil toplumun, idamlara karşı duruşunun toplumun teslim olmadığını gösterdiği kaydedildi. İran Başsavcılığı’nın kampanyaya yönelik hızlı tepkisi ve idam tutsaklarına yönelik her türlü desteği suç sayan tehditkar açıklamasının hatırlatıldığı bildiride, “Salı Günü İdamlara Hayır” Hareketinin yaşam hakkını savunduğu belirtildi. Hükümetin idam karşıtlarını “suçluları desteklemek”, “muhaliflerle işbirliği yapmak” veya “güvenlik karşıtı olmakla” suçlayarak baskı altına almaya çalıştığı ifade edildi.
‘İdam siyasi kimliğinden bağımsız olarak reddedilmeli’
Bildiride, idam cezasına karşı çıkışın yalnızca siyasi idamlara yönelik olmadığı vurgulanırken, “En ağır suçları işleyenler dahi öldürülerek devlet daha fazla güvenlik sağlayamaz ve şiddeti ortadan kaldıramaz” denildi. İdamın suçları azaltmada etkili bir yöntem olmadığının belirtildiği en bildiride, tarihin bu cezanın muhalifleri ortadan kaldırmak, devlet kaynaklı şiddeti yeniden üretmek ve devlet otoritesini güçlendirmek için kullanıldığını gösterdiği kaydedildi. “Yaşam her insanın ilk hakkıysa hiçbir devlet, mahkeme veya yasa bu hakkı ortadan kaldırma yetkisine sahip olmamalıdır” denilen bildiride, idamın kaldırılmasının demokratik ve özgür bir toplum mücadelesinin parçası olduğu belirtildi.
‘Adalet intikama, hak arama idama dönüşmemeli’
Bildiride, adaleti intikamla, hak aramayı idamla ve otoriterlikten çıkışı devletin öldürme mekanizmasının yeniden üretilmesiyle bir tutan siyasi projelere karşı oldukları açıklandı. “Darağacı üzerine kurulan bir gelecek geçmişin devamıdır, ondan bir kopuş değildir” denilen bildiride, siyasi şiddeti, rakibin fiziksel olarak ortadan kaldırılmasını veya askeri mantığı siyasetin meşru aracı olarak gören tüm yaklaşımlar reddedildi.
Sessiz kalanlara eleştiri
Bildiride ayrıca, ideolojik, jeopolitik veya güvenlik gerekçeleriyle devlet şiddetini ve idamları önemsizleştiren ya da bunlar karşısında sessiz kalan kesimler de eleştirilerek, hiçbir siyasi projenin, “tarihsel çıkarın” veya dış düşmanlığın devlet eliyle öldürmeyi meşrulaştıramayacağı vurgulandı.
Topluma ses çıkarma çağrısı
Bildiride, yaşam hakkını savunmanın özgürlük, eşitlik ve demokrasi mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceği belirtilerek, üniversite öğrencileri, akademisyenler, meslek ve sivil toplum örgütleri, öğretmenler, işçiler, emekliler, yazarlar, sanatçılar ve insan özgürlüğü ile onuruna inanan herkese “örgütlü ölüm döngüsü” karşısında sessiz kalmama çağrısında bulunuldu. Bildiride, “İdama Hayır” demenin özgür ve demokratik bir toplum mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğu belirtilerek, her yanıtsız bırakılan idam kararının yeni bir infazın önünü açacağı, buna karşı yükselen her sesin ise ölüm mantığını kırmak ve yaşamı savunmak için atılmış bir adım olduğu ifade edildi.
Bildiriye imza atanlar
Bildiriyi şu üniversitelerden bağımsız öğrenci aktivistleri imzaladı: El-Zehra Üniversitesi, Beheşti Üniversitesi, Tahran Üniversitesi, Hoca Nasır Üniversitesi, Şiraz Üniversitesi, Allame Tebatebai Üniversitesi, İlim ve Sanat Üniversitesi.







