Fail 18 günde tahliye edildi: Can güvenliğim yok yardım edin!

  • 09:02 2 Ağustos 2026
  • Güncel
Elfazi Toral 
 
İSTANBUL- Esenyurt’ta cinsel saldırı failine verilen 12 yıllık hapis cezasının Yargıtay tarafından 18 günde bozularak fail Yusuf Şener'in tahliye edilmesine tepki gösteren E.Ö., can güvenliği olmadığını vurguladı. E.Ö, "Gerekçeli karar yok ama adam dışarıda; iki mahkemenin kararı 18 günde Yargıtay’dan nasıl bozulabiliyor, arkada neler döndü?" diye sorarak adalet çağrısında bulundu.
 
İstanbul Esenyurt’ta 11 Haziran 2025’te Yusuf Şener tarafından cinsel saldırıya maruz kalan E.Ö., olay sonrası şikayetçi oldu. E.Ö.’nün şikayeti üzerine başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan fail, "Nitelikli cinsel saldırı" suçundan yargılandığı davada 12 yıl ceza aldı. İstinaf Mahkemesi 20 Nisan'da kararı onadı ancak kararın 4 Haziran'da Yargıtay’a taşınması üzerine fail, 18 gün sonra 22 Haziran’da tahliye edildi. Failin serbest bırakıldığını, resmi tebligat yerine dijital medyadan öğrenen E.Ö., karakola giderek  elektronik kelepçe ve koruma kararı  almak istedi. Ancak tahliye kararının henüz sisteme girmediği gerekçesiyle kelepçe talebi reddedildi. Kararın üzerinden üç hafta geçmesine rağmen gerekçeli karar E.Ö.’ye tebliğ edilmezken, E.Ö., bir aylık koruma kararı süresinin bitmesinin ardından üç aylık koruma kararı daha aldı.
 
E.Ö., hem soruşturmanın detaylarını hem de maruz kaldığı şiddeti ve “can güvenliği” kaygısını anlatarak dayanışma çağrısında bulundu. 
 
Şikayeti çekmesi için tehdit edildi 
 
Yusuf Şener tarafından 11 Haziran 2025 tarihinde cinsel saldırıya maruz kaldığını söyleyen E.Ö., saldırının gerçekleştiği güne dair görüntülerin olduğunu belirtti. E.Ö., olaya dair bir çok delil olduğunu ifade ederek, “Evden kaçarak karakola gittim ve kendisinden şikâyetçi oldum. Ardından yakalandı ve adli süreç başladı. Beni hastaneye götürdüler; ön adli tıp raporu ve darp raporu alındı. Bileklerimde morluklar vardı. İki gün sonra nöbetçi mahkemeye sevk edildi ve mahkeme tutuklama kararı verdi. Ancak o süreçten sonra tehditler başladı. Ailesi tarafından ‘Şikâyetini çekeceksin!’ denilerek sürekli tehdit edildim. Bir gün arkadaşlarımla karakoldan çıkmıştık. Telefon numaram dağıtılmıştı ve şikâyetimi çekmem yönünde cinsiyetçi mesajlar aldım. Yaklaşık 20 farklı telefon numarasından şikâyetçi oldum. Bunların tüm belgeleri polis karakolunda bulunmaktadır. Telefonum çaldı açtım, arayan abisiydi. Bana, ‘Neredesin? Buraya geleceksin, o şikâyeti çekeceksin. Ailenle görüşeceğim, çekeceksin o şikâyeti! Neredesin?’ dedi. Ben de şikâyetimi çekmeyeceğimi ve yerimi söylemeyeceğimi belirttim. Bana, ‘Ben seni bulurum,’ deyip telefonu kapattı. Bunun üzerine tekrar karakola dönerek abisinden de şikâyetçi oldum. Bana sürekli bir ‘anlık gaflete kapılmış, pişman. Sürekli bize bir şeyler söylüyor’ diyorlardı. Ama ben hiçbir zaman şikâyetimi geri çekeceğimi söylemedim” şeklinde konuştu.
 
Çelişkili ifadeler
 
Soruşturma sürecinde yaşadığı sorunları ve adalet mücadelesini anlatan E.Ö., sürecin detaylarını şu sözlerle paylaştı: “Soruşturmada belli bir noktaya gelindi ve iddianame hazırlandı. Beni birkaç kez daha adliyeye çağırdılar. Adli tıp raporunda bazı eksiklikler olduğu için ikinci adli tıp raporu için ifade verdim. Duruşmamız 25 Aralık’taydı. Yani o süreçte yaklaşık 6 ay boyunca tutuklu yargılandı. 25 Aralık 2025’te Bakırköy 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk duruşmamız gerçekleşti. İlk duruşmada sanığın verdiği tüm ifadelerin çelişkili olduğu tutanağa yazıldı. Benim adli tıp raporlarım da zaten ortadaydı. Her şeyi yalanlamaya çalıştılar ancak durum apaçık ortada olduğu için inkâr edemediler ve sanık, alt sınırdan indirimsiz şekilde 12 yıl hapis cezası aldı. Dosya için istinaf yolunun açık olduğu belirtildi. Şubat ayında bana yaklaşık 100 sayfalık kalın bir dosya geldi. Her şeyi yalanlamışlar, yaşadıklarımı bile bana inkâr ettirmeye çalışmışlardı” dedi. 
 
Elektronik kelepçe talebi reddedildi 
 
İstinaf Mahkemesi’nin fail hakkında verilen 12 yıl hapis cezasını onamasının ardından failin avukatının dosyayı Yargıtay’a taşıdığını aktaran E.Ö., “Yaklaşık bir buçuk ay önce dosya Yargıtay’a gönderildi. Normalde Yargıtay’dan bir yıldan önce çıkmayan dosya, nasıl olduysa ışık hızıyla incelenerek 22 Haziran 2026’da bozularak sanık hakkında tahliye kararı verildi. Bu kişinin tahliye edildiğine dair devlet kurumları tarafından bana hiçbir şekilde bilgilendirme yapılmadı. İtiraz etme hakkım elimden alındı; bana bu hak dahi tanınmadı. Tahliye edildiğini, sanığın hapisten çıkar çıkmaz sosyal medyada duyuru amacıyla yaptığı paylaşımla öğrendim. Öğrenir öğrenmez direkt karakola gittim. ‘Bu adam tahliye edilmiş; elektronik kelepçe ve koruma kararı istiyorum’ dedim. Sadece 30 günlük koruma kararı yazdılar ve elektronik kelepçe için ŞÖNİM’e başvurmamı söylediler. Kendi ayağımla karakola gidip adamın tahliye olduğunu söylüyorum, polis bana ‘Tahliye olduğunu nereden biliyorsun?’ diye soruyor. Bunu onların bana bildirmesi gerekirken ben onlara adamın dışarı çıktığını söylüyorum ve koruma talep ediyorum. İki mahkemenin kararı 18 günde Yargıtay’dan nasıl bozulabiliyor? Arkada neler döndü? Bunların hepsinin cevaplanmasını bekliyorum. Büyükçekmece Adliyesi’ndeki 1’inci Aile Mahkemesi’ne gittim. Bana, ‘Adamın tahliyesi sisteme dahi girilmemiş. Sen beyan ettin diye elektronik kelepçe kararı yazamayız. Koruma kararı da bir defalık girildiği için şu an süreci uzatamayız. 30 günün dolmasına son 2 gün kala gel, o zaman 3 aylık koruma kararı yazarız’ diyerek beni gönderdiler ve elektronik kelepçe talebim reddedildi” sözlerine yer verdi.
 
‘Can güvenliğim yok’
 
“Gerekçeli karar yok ama adam dışarıda ve benim can güvenliğim yok” diyen E.Ö., konuşmasına şöyle devam etti: “Koruma kararıyla geziyorum ama bu ne kadar uygulanıyor, 6284 Sayılı Kanun ne kadar aktif kullanılıyor bilmiyoruz. Şu an için sesimin duyulmasını, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı’nın devreye girmesini istiyorum. Bu tahliye nasıl gerçekleşti? Benim tüm haklarım neden görmezden gelindi? Ben neden bilgilendirilmedim? Bunların araştırılmasını ve açıklanmasını talep ediyorum. Biz kadınlar ne kadar dile getirsek de her seferinde erkek yargının baskın geldiğini hissediyoruz. Dosyalar onların lehine çevriliyor. Failler ceza almayacaklarının, suçlarının yanlarına kâr kalacağının farkında oldukları için çok rahat hareket ediyorlar. Can güvenliğim yok ve bu konuda ciddi endişe duyuyorum. Fail çıkar çıkmaz, her iki mahkemenin kararıyla dalga geçen paylaşımlar yaptı ve yaptıklarından zerre kadar pişmanlık duymuyor. Ben artık sadece kendim için değil, tüm kadınlar için adalet arıyorum. Çünkü aramızda nitelikli cinsel saldırı suçundan hüküm giymiş biri özgürce geziyor. Bu yüzden sesimin duyulmasını istiyorum.”