ÖHD: Yasa ilk hukuki eşik, demokratikleşme ertelenmemeli
- 00:36 11 Ağustos 2026
- Hukuk
HABER MERKEZİ - ÖHD, çerçeve yasanın Kürt meselesinin hukuk ve demokratik siyaset alanına taşınması açısından önemli bir eşik olduğunu belirterek, demokratikleşme başlıklarının ertelenmemesini istedi. ÖHD, Umut Hakkı’nın yasal güvenceye kavuşturulması ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması çağrısında bulundu.
Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında 10 Ağustos’ta Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Yasa”ya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Yasanın Kürt meselesinin hukuk ve demokratik siyaset alanına taşınması bakımından önemli bir eşik olduğunu belirten ÖHD, düzenlemenin tek başına yeterli olmadığına dikkat çekerek, demokratikleşme adımlarının hızla atılması, AYM ve AİHM kararlarının uygulanması, umut hakkının yasal güvenceye kavuşturulması ve Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması çağrısında bulundu.
ÖHD’nin açıklaması şöyle:
‘Yasa ilk hukuki adım olması bakımından bir eşik niteliğindedir’
27 Şubat 2025 tarihinde Sayın Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla başlayan “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”nin bir parçası ve Kürt meselesinin demokratik çözümü açısından önemli bir adım olan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Yasa”, 10 Ağustos 2026 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda kabul edilmiştir.
Yasanın elbette on yıllardır sürdürülen mücadelenin, ağır kayıpların ve barış yönündeki ısrarlı çabaların bir sonucu olduğunun ve tarihi adımların atıldığı, yaklaşık 1,5 yıldır devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ilk hukuki adımı olması bakımından bir eşik niteliğinde olduğunun bilincindeyiz.
Bu sebeple, Yasa’yı değerlendirirken tartışmayı yalnızca yasa maddeleri üzerinden yürütmenin yetersiz kalacağını; Yasanın uzun yıllardır güvenlik, inkâr, imha ve asimilasyon politikaları etrafında gelişen Kürt meselesinin, hukuk ve demokratik siyaset alanına taşınması bakımından önemli olduğu kanaatindeyiz.
‘Yasa yalnızca silah bırakmanın hukuki sonuçlarını düzenleyen bir metin olarak kalmamalı’
Özgürlük için Hukukçular Derneği olarak, Yasa metnine ilişkin eleştirilerimiz elbette mevcuttur. Öncelikle, bir geçiş yasası olarak tarif edilen Yasa’nın yalnızca silahların bırakılmasının hukuki sonuçlarını düzenleyen bir metin olarak kalmaması gerektiği kanaatindeyiz.
Böyle bir yasanın temel işlevi, çatışmadan demokratik siyasete geçişin imkânını oluşturmak; silahsızlanma, yeniden entegrasyon ve toplumsal yaşama dönüşün hangi usullerle gerçekleşeceğini açıkça belirlemek olmalıdır.
Bunun yanında, geçmiş yıllarda meydana gelen ve günümüze uzanan ihlaller bakımından adalet ve onarım mekanizmalarına, kayıpların ve mağduriyetlerin araştırılmasına ve sürecin toplumsallaşmasına alan açması; silah bırakan kişilerin ya da infazı ertelenenlerin yalnızca “geri dönen kişiler” olarak değil, hakları güvence altına alınmış siyasi ve toplumsal özneler olarak yaşamlarına devam edebilmelerini mümkün kılması gerekir.
‘Yasa adalet, onarım ve geçmişle yüzleşme boyutlarını karşılamamaktadır’
Bu açıdan kanımızca Yasa, çatışmanın sona ermesi ve silah bırakmanın hukuki sonuçları bakımından bir başlangıç niteliğinde olmakla birlikte, geçiş sürecinin yeniden entegrasyon, siyasal katılım, adalet, onarım ve geçmişle yüzleşme boyutlarını karşılamamaktadır.
Yasa’nın Kürt meselesini bütün boyutlarıyla çözen, kapsamlı bir düzenleme olmadığı açıktır. Nitekim eşit yurttaşlık, anadil hakkı, yerel demokrasi, demokratik katılım ve Kürt meselesinin siyasal, toplumsal ve kültürel boyutları bakımından henüz kapsamlı bir düzenleme ortaya konulmamıştır.
Aynı şekilde, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin toplumsallaşması ve demokratik gerekliliklerin hayata geçirilmesi bakımından da yeterli bir çerçeve sunulmamaktadır.
Ancak bu başlıkların Yasa’da yer almaması, barışın inşası ve demokratikleşme yönündeki taleplerimizin ve toplumsal beklentinin ortadan kalktığı ya da rafa kaldırıldığı anlamına gelmemelidir. Tam tersine, tüm bu hususlar, Yasa’nın oluşturduğu hukuki zeminle şimdi çok daha güçlü ve ısrarlı bir biçimde ele alınması gereken temel başlıklar olarak önümüzde durmaktadır.
‘Yasanın nasıl uygulanacağı en az metnin kendisi kadar önemlidir’
Sonuç olarak; bir yasanın kabul edilmesinin tek başına barışı inşa etmeyeceği, sürecin tüm aktörleri ve toplumun ortaklaştığı bir fikirdir.
Ancak Yasanın nasıl uygulanacağı, kimlerin hangi güvencelerden yararlanacağı, uygulamanın nasıl denetleneceği, ortaya çıkacak sorunların hangi mekanizmalarla çözüleceği ve uygulamanın nasıl ilerleyeceği en az metnin kendisi kadar önemli olup ilk eşiğin aşılmasında kolaylaştırıcı rol oynayacaktır.
Bu sebeple, çatışma zemininden hukuk ve demokratik siyaset zeminine geçiş için bir hukuki zemin oluşmuş olsa da yasanın uygulanmasından hukuki güvencelerin hayata geçirilmesine kadar her aşamada toplumsal müdahale ve mücadelenin belirleyici olacağının bilincindeyiz.
Bu sürecin gerekliliklerine ve gerektirdiklerine yönelik daha önce yayımladığımız ve Meclis Komisyonu’na sunduğumuz kapsamlı raporlarımız bulunmakla birlikte, 10 Ağustos 2026 günü TBMM Genel Kurulu tarafından kabul edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Yasa”nın uygulamasına ve ivedilikle tamamlanması gereken süreçlere dair TBMM’ye, yasa uygulayıcılarına ve süreci izleyecek ve denetleyecek tüm kurullara çağrıda bulunuyoruz.
‘Tespit ve teyit süreci ivedilikle tamamlanmalı’
Yasanın, MGK’nin yapacağı tespit ve teyit işlemiyle birlikte işlev kazanacağı ve bu işlemin tamamlanmasına ilişkin yasada herhangi bir süre öngörülmediği dikkate alındığında, söz konusu tespit ve teyit süreci ivedilikle tamamlanmalı ve Yasa bir an önce geçiş yasası niteliğiyle işlev kazanmalıdır.
‘Belirsizlikler temel hak ve özgürlükler güvence altına alınarak giderilmeli’
Yasa’nın uygulamasının, toplum ve sivil toplum örgütleri nezdinde açık ve şeffaf biçimde izlenmesinin imkânı oluşturulmalı ve hukuki güvenceler gerçek anlamıyla hayata geçirilmelidir.
Kişi hak ve özgürlükleri, masumiyet karinesi ve uygulamada doğabilecek hak kayıpları bakımından bazı belirsizliklerin giderilmesi ve bu kapsamda, uygulayıcılar tarafından, Yasa’nın Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin önünü açan yönü ve genel gerekçesi esas alınarak, sürecin ruhuna ve amacına uygun hareket edilmesi gerekmektedir.
Uygulamada ortaya çıkabilecek belirsizliklerin tümü temel hak ve özgürlükler güvence altına alınacak şekilde giderilerek eksik kalan ve süreci destekleyecek düzenlemeler hızlıca tamamlanmalıdır.
‘AYM ve AİHM kararları eksiksiz ve ivedilikle uygulanmalı’
Toplumun barışa ve demokrasiye olan inancının, ortaya çıkacak yasal düzenlemeler ve bunların ardından hayata geçirilecek uygulamalarla güçleneceğini biliyoruz.
Toplumsal güvenin tesis edilebilmesi ise bağımsız ve tarafsız bir yargının varlığı ve bunun somut hukuki güvencelerle desteklenmesiyle mümkündür. Bu sebeple toplumun yargıya ve adalete olan inancının yeniden tesis edilmesi en önemli unsurlardan biri olup bu kapsamda, sürece öncelikle Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının eksiksiz ve ivedilikle yerine getirilmesiyle başlanmalıdır.
‘Umut hakkı yasal güvenceye kavuşturulmalı’
AİHM kararları doğrultusunda umut hakkı yasal güvenceye kavuşturulmalı; Sayın Abdullah Öcalan’ın mevcut Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ndeki tarihsel rolü ve sürece etkin katılımının gereği olarak, hukuki ve siyasi koşullar oluşturularak fiziki özgürlüğü güvence altına alınmalıdır.
‘Demokratikleşme başlıkları ertelenmemeli’
Yasa’nın dışında kalan demokratikleşme başlıkları ertelenmemeli, kalıcı barışın inşası için eşit yurttaşlık, anadil hakkı, yerel demokrasi, demokratik katılım ve Kürt meselesinin siyasal, toplumsal ve kültürel boyutları hukuken güvence altına alınmalıdır.
Hazırlanacak yeni düzenlemeler; başta temel insan hakları metinleri olmak üzere Anayasa, Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları dikkate alınarak ele alınmalıdır.
‘Süreci aktif bir biçimde izleyeceğiz’
Bizler Özgürlük için Hukukçular Derneği olarak, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başından beri almış olduğumuz sorumluluğa bağlı kalarak süreci takip edeceğimizi belirtmek isteriz.
Yasa’da düzenlenen İzleme Komisyonu’nda sivil toplum örgütlerine yer verilmemiş olsa da Yasanın uygulanmasına ilişkin tüm süreci aktif bir biçimde izleyeceğimizi; hukuki güvencelerin hayata geçirilmesi, temel hak ve özgürlüklerin korunması ve sürecin demokratik hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda ilerlemesi için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğimizi kamuoyuyla paylaşmak isteriz."







