Kanîreş JES'e karşı direnişte: Canımızı veririz, toprağımızı vermeyiz

  • 09:10 26 Nisan 2026
  • Ekoloji
ÇEWLÎG - Kanîreş’te JES'e karşı çıkan yurttaşlar, projenin su kaynaklarını kurutacağını, tarım ve hayvancılığı bitireceğini, tüm canlı yaşamını tehdit ederek, halkı zorunlu göçe sürükleyeceğini belirterek, “Canımızı veririz, toprağımızı vermeyiz” dedi. 
 
Çewlîg (Bingöl) Kanîreş (Karlıova) ve Mûş Gimgim’de (Varto) devlet destekli sermaye projeleri kapsamında hayata geçirilmek istenen Jeotermal Enerji Santrali (JES), bölgenin doğasını, yaşam alanlarını ve toplumsal dokusunu tehdit ediyor. 22 köyü etkileyecek olan proje ile su kaynaklarının kuruması, tarım ve mera alanlarının tahrip edilmesi, endemik canlı türlerinin yok olması ve halkın zorunlu göçe sürüklenmesi riski büyürken, yurttaşların projeye karşı tepkileri de büyüyor. Bölge halkı, toprağına, suyuna, börtüsüne böceğine ve geleceğine sahip çıkarak, projeye karşı direnişini sürdürüyor.
 
Çewlîg'in (Bingöl) Kanîreş (Karlıova) ilçesinde artan ekolojik talana ve yapılmak istenen JES projesine karşı günlerdir eylemde olan yurttaşlar, direnişlerini devam edeceklerini belirtti. 
 
Ne pahasına olursa olsun projeye karşı çıkacaklarını söyleyen Sultan Kaplıcan,  "Projeye izin vermeyeceğiz. Bir çakıl taşı bile kendilerine mal ettirmeyeceğiz. Canımızı veririz ama toprağımızı vermeyiz" dedi. 
 
Ortak mücadele 
 
Polen Ekoloji Kolektifi üyesi Çisa Yıldız, İstanbul’dan dayanışma amacıyla bölgeye geldiklerini belirterek, projenin büyük bir ekolojik yıkıma yol açacağını, toprak ve su kaynaklarının zehirleneceğini söyledi, Çisa yıldız, “Coğrafyanın bütünü enerji ve maden şirketlerinin saldırısı altında. Sermayenin faydası da olan bu projelerin her biri halka yıkım getiriyor. Buna karşı direnmek yaşamsal bir mücadeleyi anlatıyor. Halk, kendi mekanlarını, yaşam alanlarını, topraklarını ve atalarının miraslarını korumak için burada direniş gösteriyor. Türkiye’nin her noktasında bir projeye karşı halk direniyor. Sermaye ve devlet politikalarının ekonomik politikası doğal kaynakları sömürmek ve ucuz işçi olarak halkı sömürerek zenginliklerine zenginlik katmak. Bunun tek projeden ibaret olmadığını görerek, coğrafyanın her yerinde örgütlü bir mücadele sürmeliyiz” diye belirtti. 
 
Yaşam hakkına saldırı
 
Kocaeli İzmit’ten mitinge katılan Kadriye yıldız, “Burası bizim yaşam hakkımız. Yaşam hakkımıza göz dikmişler bizde elimizden geldikçe direneceğiz. Havamızı, suyumuzu, hayvanlara ve herşeyi ile insanlara zarar verecekler. Kimse yaşam hakkımızı elimizden alamaz. Hem bölgemize zarar verecekler hemde halkı fakirleştirecekler. Bizi buradan sürecekler. Topraklarımızı savunmak için direnişimize devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. 
 
Göç 
 
JES projesine karşı İzmir'de gelen Leyla Hurusten, proje ile halkın zorunlu göçe mecbur bırakılacağının altını çizdi. Leyla Hurusten, şöyle devam etti: “Havamıza, toprağımıza ve suyumuza dokunmasınlar. Bizler, JES istemiyoruz. Bize yaşam hakkı tanımayacaklar. Hayvanlarımız, toprağımız, suyumuz ve insanımız yok olacak. Sadece insanlar değil, bütün canlılar tehlikede. Bu insanlar bu yaştan sonra nerede yaşar nerede barınabilir. Bu insanlar göç etse bile meslek yok hepsi yaşlı başlı ne yapabilir. Burada hayvanlar geçimlerini sağlıyorlar." 
 
‘İnsansızlaştırma projesi’
 
Yapılan projenin devlet politikası olduğunu aktaran Eylem Koşarbayiç ise JES projesiyle esas amaçlananın köklerimizi kurutmak olduğunu belirtti. Canları pahasına topraklarını koruyacaklarını söyleyen Eylem Koaşarbayiç, "Varto'da bu projenin oluşturulması tamamen depremleri tetikler ve depremlerin olması demek bir halkın yok olması demektir. Bu da insanları göçe zorlar, gidecek yerleri olmayanlarız. Bunun içinde bu topraklara JES’i yaptırmayacağız. Bu projenin insansızlaştırma projesi olduğunu düşünüyorum. Bu bölgeler Kürt tarihinin ve mezopotamya'yı çok iyi yansıtan bölgeler. Bu bölgeler bilinçli bir şekilde seçildi. Bu bölgelerin milleti geçmişine en çok sahip çıkan bir millet. Biz bir arada direnirsek başarabiliriz" diye konuştu.