Yürüyüşe katılma sebebi tecrit ve cezaevleri

  • 09:05 8 Temmuz 2024
  • Güncel
 
Dilan Babat
 
WAN - “İradeye Saygı Yürüyüşüne” katılanlardan Mihriban Ekinci, kendisini Kurdistan’a çeken sebeplerin başta PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dönük tecrit ve cezaevlerinde bulunan hasta tutsaklar olduğunu söyledi.
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) bünyesinde bulunan Colemêrg Belediyesi’ne 3 Haziran’da kayyım atanmıştı. Kürt halkının iradesini bir kez daha tanımayan iktidara karşı Kürt halkı ve dostları “İradeye Saygı Yürüyüşü” kapsamında eylemsellik gerçekleştirerek, iradelerinin gasp edilmesine tepki gösterdi. 30 Haziran'da Türkiye ve Kurdistan kentlerinden, 3 Temmuz’da ise Wan’da başlayan yürüyüş bugün 15 kilometrelik yolun ardından tamamlanacak.
 
Yürüyüşün başladığı ilk günden bu yana en küçüğü 12 yaşında,  en büyüğü ise 83 yaşında olan yürüyüşçüler sıcak havaya rağmen ayaklarının su toplamasına rağmen inatla iradelerine sahip çıkmak için yürüdü. Her bir yürüyüşçünün yürüyüşe dahil olmasının belli sebepleri var. Tecrit, cezaevleri, iradelerinin gasp edilmesi, Kürt halkının yok sayılması… gibi onlarca sebepten dolayı yürüyüşe dahil olanlar, sık sık tecride dair sloganlar atarak Kürt halkına yaşatılan hukuksuzluğun son bulması talebini de bir dakika dilinden düşürmedi.
 
Yürüyüşçülerden biri de Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan ağır hasta tutsak Özge Özbek’in halası Mihriban Ekinci.
 
Zorunlu sürgün…
 
Çewlîk’in yerlisi olan Mihriban, çocukluğunu da Çewlîk’te geçirir. Okulu bitirdikten sonra memur olur. 1993 yıllarında başlayan faili meçhuller, sürgünler ve çatışmalardan kaynaklı zorunlu göç eder. 1993 yılında Çankırı Ovacık’a sürgün edildiğini söyleyen Mihriban, “Oradan da Antalya’ya sürgün edildim. 30 yıl Antalya’da yaşadım. Biz bu sürgüne gittiğimiz zaman aile olarak çok acı çektik. 6 ay ev bulamadım. Bingöl’den gidiyorsun, Kürtsün, çocuklarımın isminden dolayı çok fazla zorluk yaşadım. Şefimin yanından geçerken, ‘Serik’te bir tane Kürt bırakmadık’ gibi söylemler, aşağılamalar. Uzun bir dönem Antalya’da bu şekil yaşadım” dedi.  ,
 
‘Mücadeleden vazgeçmedim’
 
Antalya’ya taşındıktan sonra sistemin çocukları üzerindeki etkisini de gördüğünü dile getiren Mihriban, “Ben çalışıyordum ama eşim çalışmıyordu, 6 ay ablamın evinde kalmak zorunda kaldım. 6 ay sonra ev bulabildik. Antalya’da emekli olduktan sonra bebek büyütmeye başladım ve kendimi tamamen siyasete adamak istedim. DBP Konyaaltı ilçe ile siyasete başladım. Yaşamdan kopuk biri değildim, ailemizin anlattıkları ile büyüdük. Aile olarak çok acı çektik. İyi ki bu partinin içindeyim. Bingöl’de iki dönem HDP eşbaşkanlığı yaptım, kadın ve çocuk sorunları olduğu için ona yöneldim. Özellikle uyuşturucu ve çeteleşme çok fazla. Devletin Kürdistan’a dayatmış olduğu bir durum. Duyarsız kalamazdım. Torunlarıma, geleceğe, irademe sahip çıkarak hiçbir zaman bu mücadeleden vazgeçmedim” diye belirtti. 
 
‘O kıvılcım hep içimizde’
 
Mihriban şöyle ekledi: “Beni Kürdistan dağlarına, bu yürüyüşe çeken şey kayyım olabilir ama tecrit ve cezaevi koşulları önemli bir konu. Bugün cezaevlerinde yüzlerce hasta tutsak var, bundan 10 gün önce bir arkadaşımızı kaybettik. Benim yeğenim Özge Özbek’te, ameliyatın üçüncü günü tutuklandı. Hastanelerde, ‘cezaevinde kalamaz’ raporu verilmesine rağmen ATK’den olumlu bir cevap gelmiyor. Denge kaybı yaşıyor, epilepsi hastası ve beyninde şuan altı tane tümör oluşmuş. Sol kulağını kaybetti. Gözünü de kaybedebilir. Kürdistan’ın bütün cezaevlerinde zor şartlarda yaşayan hasta tutsaklar, cezaları bittiği halde cezaevinden çıkarılmayan arkadaşlarımız ve önderliğe verilmiş tecrit cezası. Bunun için buradayım. Torunuma gelecekte düzgün bir şey bırakmak istiyorsam evimde oturmakla olmaz, mücadele etmem gerektiğini biliyorum. 64 yaşında olmama rağmen o kıvılcım hep içimizde 100 yaşına da gelsek o kıvılcım hep içimizde olacak.”
 
 
 
 
 

Etiketler:

Okumadan geçme!