Barış Anneleri Suriye Konsolosluğu’na siyah çelenk bıraktı

  • 16:03 29 Ocak 2026
  • Güncel
İSTANBUL - Barış Anneleri, Rojava’ya yönelik saldırılara ve uluslararası kurumların sessizliğini protesto etmek amacıyla Suriye Konsolosluğu önünde bir araya gelerek DAİŞ ve HTŞ’nin meşrulaştırılmasına karşı durulması çağrısında bulundu.
 
İstanbul Barış Anneleri İnisiyatifi, eylemlerinin ilk gününde İngiliz Konsolosluğu, ikinci gününde İsrail Konsolosluğu, üçüncü gününde ise Amerika Birleşik Devletleri Konsolosluğu önünde bir araya gelerek Rojava’daki saldırılara karşı tepkilerini dile getirmişti. Anneler, protestolarının dördüncü gününde İstanbul Şişli’de bulunan Suriye Konsolosluğu önünde gerçekleştirdikleri eylemde DAİŞ ve HTŞ’nin meşrulaştırılmasına karşı durulması çağrılarında bulundu. Sık sık “Katil Colani Rojava’dan elini çek”, “Jin jiyan azadî” sloganı atılırken, açıklamayı Barış Anneleri İnisiyatifi adına Rewşan Döner ve Feleknaz Karabaş okudu.
 
‘HTŞ’ye silah yardımı kesilmeli’
 
HTŞ’nin DAİŞ’in devamı olduğunu vurgulayan Feleknaz Karabaş, “Türkiye devleti HTŞ’ye silah vermesin. Bu katliamlar Türkiye devletinin eliyle gerçekleştiriliyor. Çocuklar öldürülüyor. Hukukta bunun yeri yoktur. Türkiye halkı Filistin için hak talep ediyor ama Kürt halkı için hiçbir şey söylemiyor” diye konuştu.
 
‘Bundan sonra geri adım yok’
 
Kürt halkının Rojava’da on yıllardır savaştığını söyleyen Feleknaz Karabaş, “Bundan sonra geri adım yoktur. Bu büyük devletler ‘Kürt yoktur’ demesin, Kürtler vardır. Siviller, çocuklar öldürülüyor, kadınların bedenleri hedef alınıyor. Hiçbir vicdan bunu kabul etmez. Bugün bütün Kürtler sokaklarda, haklarını istiyor. Bu savaşı yürütenleri lanetliyoruz” ifadelerini kullandı.
 
‘Bu coğrafyayla sınırlı değil’
 
Rewşan Döner, katliamın barbarlık olduğuna dikkat çekerek, “Bu topraklarda filizlenebilecek her şey büyük bir tehdit altındadır ve bir daha geri dönmemek üzere yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ne yazık ki bu vahşetin yalnızca bu coğrafyayla sınırlı kalmayacağı açıktır” ifadelerini kullandı.
 
‘Hilâfet adı altında katliam meşrulaştırılıyor’
 
Katliamın hilafet adı altında meşrulaştırıldığını söyleyen Rewşan Döner, “Bu durum, insanlığa karşı işlenmiş en ağır suçlardan biri ve modern çağın en karanlık barbarlık örneklerinden biridir” dedi. Rewşan Döner, “Bu örgütü çok iyi tanıyoruz. IŞİD-HTŞ, Şengal’de Êzidî halkına karşı açık bir soykırım gerçekleştirdi. Binlerce erkek katledildi, kadınlar ve çocuklar köleleştirildi, ‘ganimet’ adı altında köle pazarlarında satıldı. Kadınlar, defalarca farklı militanlara zorla devredildi, sistematik tecavüze uğradı. Bu suçlar bireysel değil, örgütün bilinçli ve planlı politikalarıdır. Bununla birlikte kadınlar zorla evlendirilmiş; ‘eşini reddetmek’ dayak, hapis ya da ölümle cezalandırılmıştır. Kadınların eğitim alması yasaklanmış, yüzlerini tamamen örtmemeleri durumunda kırbaçla cezalandırılmış, erkek bir akraba olmadan dışarı çıkmaları engellenmiştir. Konuşmaları, gülmeleri ya da ses çıkarmaları dahi ‘haram’ sayılmış ve bu gerekçelerle birçok kadın şiddete maruz kalmıştır” diye konuştu.
 
‘İnsanlığa karşı açıkça suç işleniyor’
 
Rewşan Döner,  DAİŞ ve HTŞ çetelerinin Orta Doğu’daki halklar açısından ciddi bir yok oluş meselesi olduğunu belirterek, “Söz konusu bu yapılar olduğunda yalnızca bölge halkları değil; Hristiyanlar, Êzidîler, Şiiler, Sünniler, Araplar, kadınlar, çocuklar ve hatta tüm dünya ile medeniyetin kendisi tehdit altındadır” dedi. Rewşan Döner, insanlığa karşı açık şekilde suçlar işlendiğinin altını çizerek, “Bizler, İstanbul Barış Anneleri İnisiyatifi olarak, insan onurunu, yaşam hakkını ve toplumsal barışı savunan; demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü bir paradigmaya sahip bir yapı olarak, IŞİD’i ve onun bugünkü yüzü olan Şam yönetimini, birçok coğrafyada işledikleri insanlığa karşı suçlar nedeniyle en güçlü şekilde kınıyoruz”  sözlerini kullandı.
 
Din, dil, etnik kimlik ya da mezhep ayrımı fark etmeksizin masum insanların yanında durmanın insani bir sorumluluk olduğuna dikkat çeken Revşan Döner, Rojava’daki saldırılara ortak olan tüm güçlerin yardımlarını kesmeleri çağrısında bulundu.
 
Açıklama, Barış Anneleri’nin konsolosluk önüne siyah çelenk bırakmasıyla sona erdi.