Bin 381 imzacı: Bizi HTŞ ile komşu yapmayın 2026-01-27 14:57:55   İSTANBUL - Bin 381 imzacı Rojava'ya dair yaptığı açıklamada, Türkiye'ye “Rojava’ya saldırmayın, Kürt kardeşlerimize dokunmayın, bizi HTŞ ile komşu yapma" açıklaması yaptı.    Barış İçin Toplumsal Girişim, Rojava'daki saldırılara karşı bin 381 kişinin imzasıyla yapılan basın toplantısını Taksim’de bulunan bir otelde gerçekleştirdi.    Çok sayıda kişi toplantıya katıldı. Toplantının yapıldığı salonda, “Rojava’ya saldırma, Kürt kardeşlerime dokunma bizi HTŞ ile komşu yapma” pankartı açıldı.   Açıklamayı yapan Yazar Ayşegül Devecioğlu, “Kırk yılı aşkın savaştan sonra barış umuduna sarılmışken yine çözümsüzlüğe ve karanlığa sürükleniyoruz. Türkiye’nin HTŞ çetelerine destek vermesi Türkiye’nin çok daha ağır bir güvenlik sorunuyla karşı karşıya kalması demek” dedi.    Çetelerin kadınlara “düşman”  olduğunu vurgulayan Ayşegül Devecioğlu, “Selefi, cihatçı, kadın düşmanı, seküler yaşam karşıtı HTŞ’yi ısrarla desteklemek, ABD ve İsrail ile birlikte Ortadoğu’nun daha da istikrarsızlaştırılması, demokrasi ve laiklikten daha da uzaklaştırılması demek. Suriye’nin Çerkesleri, Türkmenleri, Arapları, Ermenileri, Hristiyanlarıyla toplumsal çeşitliliğinin yok edilmesine destek vermek demek. Bu tutum, Türkiye’nin Kürt ve Alevi sorununun çözümünü, dahası demokratikleşebilmesi ve yıllardır kamu kaynaklarını tüketen savaş-çatışma girdabından kurtulup, ekonomik krizini aşabilmesini de imkânsız hale getiriyor” dedi.   ‘Yapılan her yanlış travmaları tetikliyor’   Ayşegül Devecioğlu, “Halen uluslararası müdahaleyle statüsüzleştirilmek istenen Suriye Kürtleri 13 yıllık özerklikleri boyunca Türkiye’ye en küçük bir güvenlik problemi oluşturmadı. Buna rağmen onları düşmanlaştırmak ve Türkiye’nin ‘beka problemi’ olarak göstermek, açık ki hem içerde hem de dışarda Kürtlerin eşit yurttaş olabilme hakkını tanımamakta ısrarın sonucu. Çağdaş hukuk altında yaşamak isteyen herkes anımsasın,  tasfiye edilmeye çalışılan Kürtler, Suriye ve Ortadoğu’yu selefi taassuba boğmaya çalışanlara karşı direnci temsil ediyor. Düşmanlaştırılan Özerk yapı, bölgeyi IŞİD tahakkümünden kurtararak gerçekleşti.  Bu ülkede başta Suruç ve 10 Ekim katliamları olmak üzere IŞİD’in kaç insanı katlettiğini, nasıl travmalara neden olduğunu unutmayalım. Yapılan her yanlış tarihsel travmaları tetikliyor. Yalanlarla yazılan tarihten, gerçeklerin değil rivayetlerin, kışkırtmaların esas alındığı dünden ve bugünden artık yorulmadık mı. Sorumsuzca kullanılan nefret diliyle, ortak geleceğimizi kurabilir miyiz?” şeklinde konuştu.   Demokratik çözüm   Suriye’de Kürtlerin katledildiğini anımsatan Ayşegül Devecioğlu, barışın savaş ile gerçekleşemeyeceğinin altını çizdi. Kırılmış kalplerle, incinmiş ve onuru kırılmış kalplerle barışın gerçekleşemeyeceğini dile getiren Ayşegül Devecioğlu,  son olarak şunları paylaştı: “Eşit yurttaşlık, anadilinde yaşam, yerel ve yerinden demokrasiyi bu ülkede barış ve demokrasinin teminatı olarak görüyor ve Kürtlerle, diğer farklı kimliklerle eşit ve özgür yurttaşlar olarak birlikte yaşamak istiyoruz.  Bu nedenle Suriye’de hızla çoğulculuğu, barışı ve diyaloğu esas alan bir politikaya dönülmesini, hepimizin geleceğini ilgilendiren ülkedeki sürecin demokrasi ve hukuktan uzaklaşarak değil, öncelikle demokrasi ve hukukun gerekleri yerine getirilerek yasal güvence altında, toplumu bilgilendirerek, evrensel haklar temelinde barışçıl ve demokratik bir çözümle sonuçlanmasını istiyoruz.”   Toplantıda hak savunucuları da birer konuşma yaptı.