DAİŞ’e karşı direnişten entegrasyon görüşmelerine: YPJ
- 09:03 15 Eylül 2026
- Güncel
Gülistan Gülmüş
RIHA - YPJ’nin entegrasyon görüşmelerinin temel gündemlerinden biri olduğunu belirten Zilan Avaşin, kadınların statüsünün ve karar alma mekanizmalarındaki varlığının güvence altına alınması gerektiğini vurgulayarak, “Kadınların yer almadığı bir hükümet halkı kucaklayamaz” dedi.
QSD, YPJ ve Şam hükümeti arasında 29 Ocak Antlaşması kapsamında 25 Ağustos tarihinde gerçekleştirilen görüşme gündemdeki sıcaklığını koruyor. QSD’nin feshi ve Suriye ordusuna entegrasyonu, YPJ’nin statüsünün ne olacağı tartışmaları sürüyor. 29 Ocak anlaşması kapsamında 26 Ağustos tarihinde YPJ komutanlığı üyeleri Newroz Ehmed, Sozdar Heci, Xalsa Ayed ve YPJ Basın Sözcüsü Ruken Cemal Suriye Hükümeti İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile görüşme gerçekleştirdi.
YPJ’nin askeri varlığının önemi, 29 Ocak Antlaşması kapsamında görüşmelerde nereye varıldığına dair YPJ üyesi Zilan Avaşin değerlendirmede bulundu.
‘Kadınların mücadelesi Önder Apo ile büyüdü’
Kadınların tarih boyunca erkek egemen sistemin ilk sömürü hedefi olduğunu, ancak buna karşı Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fikirleriyle birlikte kadınlar için mücadele kapısının aralandığını ifade eden Zilan Avaşin, “Kadınlar her zaman sistemin en alt basamağına yerleştirildi. Ancak bu durum, aynı zamanda kadınlarda mücadele ve özgürlük bilincinin oluşmasını sağladı. İnsanlığın Önderi Önder Apo’nun ortaya çıkışıyla birlikte kadınların mücadelesi büyüdü. Özellikle Batı Kürdistan’da Önder Apo’nun tanımladığı, halkın kendi kendisini yönettiği ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin temel bir ilke olduğu demokratik konfederalizm modeli, toplum açısından özgürlüğe açılan bir kapı, özellikle kadınlar açısından ise yeniden adım atabilmeleri için büyük bir güç oldu” dedi.
‘DAİŞ Kürt kadın mücadelesi ile yenilgiye uğratıldı’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın paradigması kapsamında örgütlenmesini geliştiren Kürt halkına karşı saldırılar gerçekleştirildiğini belirten Zilan Avaşin, “DAİŞ’in Êzidî halkımıza, özellikle de Êzidî kadınlara yönelik saldırıları da bunun bir parçasıydı. DAİŞ, bir kez daha kadın şahsında bu toplumun kimliğini yok etmek istedi. İslamiyet adına gerçekleştirdiği vahşetle yüzlerce kadını katletti ve kaçırdı. Aradan geçen zamana rağmen bu kadınların akıbeti hâlâ bilinmemektedir. DAİŞ güçleri, vahşetleriyle bir kez daha Rojava’ya saldırmak istedi. Buna karşılık Kürdistan’ın dört parçasından yüzlerce genç kadın ve erkek, yurtseverlik ruhuyla bir araya geldi ve DAİŞ güçlerine karşı fedai bir ruhla savaştı. Hiçbir devletin tek başına yenemediği bu güç, Kürt kadınının öncülüğünde yürütülen mücadele sonucunda yenilgiye uğratıldı. Bu zafer, bütün dünya açısından bir örnek olurken özellikle kadınlar üzerinde büyük bir etki yarattı” diye konuştu.
‘YPJ mücadelesini sürdürüyor’
Kadınların DAİŞ zihniyetine karşı yürüttüğü mücadelede gücünü kanıtladığının altını çizen Zilan Avaşin, “Kadınların burada yürüttüğü savaş ve mücadele, kadının irade sahibi olduğunu ve toplum içerisinde kendi varlığını koruyabilecek büyük bir güce sahip olduğunu kanıtladı. Önder Apo’nun düşünce ve felsefesi doğrultusunda, kadının da güç sahibi olması gerektiği anlayışıyla kadınlar, 4 Nisan 2013 tarihinde kendi orduları YPJ’yi kurdu. Gerçekleşen tüm saldırılarda YPJ, yıllardır mücadele eden bir toplumun varlığını ve kimliğini yok etmek isteyenlere karşı bütün gücüyle ve güçlü bir iradeyle savaştı ve direndi. YPJ bugün de mücadelesini sürdürmektedir; varlığını ve kimliğini koruyabilmek için binlerce bedel ödedi” sözlerine yer verdi.
‘Entegrasyon görüşmelerinde temel gündem YPJ’
Zilan Avaşin, YPJ’nin yaşamın birçok alanında kendisini daima geliştirdiği ve eğittiği bir alan olduğunu vurguladı. Zilan Avaşin, “Bu durum, dünyanın dört bir yanındaki kadınların dikkatini YPJ’ye yöneltti. YPJ, yürüttüğü savaş ve mücadeleyle yüzlerce Arap kadının yanı sıra dünyanın farklı halklarından kadınları da bünyesine kattı ve bugünlere ulaştı. Yıllardır sürdürdüğü mücadele ve savaş sonucunda YPJ, Rojava’da devrim içerisinde büyük kazanımlar elde eden bir güç hâline geldi. Baas rejiminin yıkılmasının ardından geçici hükümetin iktidara gelmesiyle birlikte hükümet, öncelikle kadın ordusu YPJ’yi etkisiz hâle getirmek istedi. Kadınların kendi çalışmalarını ve faaliyetlerini yürütebilecekleri bir ordu olarak YPJ’yi kabul etmedi. Bizimle Suriye hükümeti arasında yürütülen demokratik entegrasyon görüşmelerinde temel gündemlerimizden biri de YPJ oldu” dedi.
‘YPJ kadınlar için bir miras oluşturdu’
Geçici Şam Hükümeti ile yaptıkları entegrasyon görüşmelerine dikkat çeken Zilan Avaşin, YPJ’nin ülkenin savunmasında bir ordu olarak yer alabilmesi için birçok girişimde bulunulmasına rağmen bu girişimlerin geri çevrildiğini belirterek, “Ancak son dönemde devlet ile gerçekleştirilen görüşmelerde YPJ’nin İçişleri Bakanlığı çatısı altında çalışmalarını sürdüreceği ifade edildi. Elbette YPJ, uzun yıllar boyunca kadınlar ve halk için tarih, felsefe ve yaşam alanında bir miras oluşturdu. Kadınların yaşamı, sistemi, örgütlenmeyi ve kendi olmayı öğrendiği bir okul örneği hâline geldi. YPJ; kadınların düşüncesi ve iradesiyle savaş deneyimini, yetkinliği ve profesyonelliği öne çıkaran bir güçtür. YPJ’den söz edildiğinde değerlerin, ahlakın ve ilkelerin korunması da insanların dikkatini çekmektedir” diye konuştu.
‘YPJ’nin tüm kadrolarıyla birlikte varlığını sürdürmesi için bir yol aranıyor'
Zilan Avaşin, YPJ ile Şam Hükümeti arasındaki görüşmelere dair şu sözlere yer verdi: “Bu, yeni bir aşamadır ve yeni bir mücadele için yeni adımlar atılması gerekmektedir. Elbette kadınların ordu içerisinde yer alması için yürüttüğü mücadele devam edecektir. Çünkü bu, kadınlar açısından haklı ve meşru bir mücadeledir. Eğer bir hükümet içerisinde kadınların statüsü olmaz ve kadınlar karar alma mekanizmalarında yer almazsa o hükümet, halkı kucaklayamaz ve halkın meşru haklarını güvence altına alamaz. Kadınların varlığının, hukuki ve geleneksel haklarının güvence altına alınması bütün kadınların birliğini gerektirmektedir. Çünkü kadın davası; siyasi, hukuki ve toplumsal bir davadır. Bugün Suriye’de kadınların varlığı kabul edilmiyor; hakları ve kimlikleri tanınmıyor. Çünkü egemen erkek zihniyeti, kadını bir araç olarak kullanmak ve onu kendi sistemi içerisinde eritmek istiyor.”







