Kürt Halk Önderi’ne doğum günü mektupları (3)
- 09:01 4 Nisan 2026
- Dosya
‘İnsan bu yeteneğe bir değil bin kez hayran kalıyor’
ANKARA - Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın doğum günü nedeniyle değerlendirmelerde bulunan tutsak siyasetçi Leyla Güven, kadın özgürlüğü, demokratik toplum ve onun düşünsel etkisinin tarihsel boyutuna dikkat çekerek, “İnsan bu yeteneğe bir değil bin kez hayran kalıyor” dedi.
Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki tutsaklar, 77 yaşına giren Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın doğum günü kapsamında hazırladıkları söyleşi dizisini ajansımıza gönderdi.
Bu söyleşinin üçüncü bölümünde Leyla Güven’in değerlendirmelerine yer veriyoruz.
*Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 77’nci yaş gününde fiziki özgürlük koşullarında kutlama ihtimali size ne hissettiriyor?
Yaklaşık yarım asırdan sonra Önderliğin doğduğu topraklara gelip çocukluk anılarına tek tek dokunup onlara ihanet etmediğini söylemesi birçok açıdan anlamlı ve mucizevidir. İmkânsız denilen birçok olguyu imkân dahiline getiren, her insanın-bireyin kendisi olabilme yeteneğini kazandıran dahice fikirleriyle ufuklara yolculuk yaptıran Önderlik, yıllardır ağır bedellerle 4 Nisan’da Amara’ya yürüyen halkımızı bizzat karşılayacak, bilgece sohbetleriyle yüreklere su serpecektir. Ben de orada olmak, sevgili Mahsum ile Mustafa’ya Önderliği müjdelemek isterdim. Önderlik, kendisinin yokluğunda yitirdiği aile fertlerinin kabirlerini ziyaret ederken yanında olmak isterdim. Fıstık ağacının altında otururken fotoğrafını çekmek isterdim. Cibin köyündeki okulunu ziyaret ederken eşlik etmek isterdim. Amara’da Önderlik için yapılan yemeklerin donatılacağı sofrada olmak, onunla yemek yemek isterdim.
*Kürt Halk Önderi’ne bir hediye vermek isteseydiniz ne olurdu - maddi manevi olarak?
Ben Önderliğe ana tanrıçaların isimlerinin yer aldığı el dokuması bir Şahmeran tablosu hediye etmek isterdim. Ayrıca kendisini Xelikan’da (kendi köyümde) misafir etmek ve ona 500 yıllık hikâyemizi anlatmak isterdim.
“Kuşkusuz dünyada deha olarak bilinen birçok filozof, bilim insanı çıkmıştır. Ancak hiçbiri doğadaki her bir olguya dair fikir üretememiştir.”
*Kürt Halk Önderi ile ilişkinizi nasıl tanımlıyorsunuz, bir kadın olarak onunla arkadaşlık etmek nasıldır?
Ben yaklaşık 35 yıl boyunca Önderliği anlama, anlamlandırma ve kendisine doğru temelde yoldaş olabilme çabası içinde oldum. Hâlâ da bunu başarabildiğimi iddia edemem. Eğer kendisiyle karşılıklı oturup sohbet etme fırsatı bulursam bir gün, sesim çatallanmasa, sözlerim heyecandan uçup gitmese, içim titremese kendisiyle kadın konusunda konuşmak isterdim.
*Sizce Kürt Halk Önderi nasıl biridir?
Doğrusu, ben kendimi Reberti’yi tanımlamak için yeterli görmüyorum. Ancak kendisiyle ilgili hissettiklerimi ifade edecek olursam; bence Önderlik fiziki olarak erkek ama ruhen kadın naifliğinde bir insandır. Kendisi bu durumu “erkeği öldürmek” olarak tanımlamıştı. Ben Reberti’nin kapasite olarak çok gelişkin bir hafızaya sahip olduğunu düşünüyorum. Kuşkusuz dünyada deha olarak bilinen birçok filozof, bilim insanı çıkmıştır. Ancak hiçbiri doğadaki her bir olguya dair fikir üretememiştir. Bunların başında da kadın ve doğa geliyor. Tüm sömürgeleştirme, köleleştirme olgularını kadın ve doğa üzerinden bilgece, anlaşılır bir ifadeyle anlatması hiç de rastlanan bir şey değildir. Bir lokma, bir hırka anlayışıyla tarihten günümüze her bir varlığı hassas bir Rönesans’a tabi tutarak geçmiş ve günümüz ile en doğru bağı kuran insan demek doğru olacaktır. Tam da Ortadoğu’nun tekçilik, milliyetçilik, dincilik ve cinsiyetçilik temelinde nefes alamadığı bir dönemde geliştirdiği Demokratik Toplum çağrısı, elinde hiçbir planı, projesi olmayan tüm halklar için bir can simidi niteliği taşımaktadır. Nasıl ki Kürt kadınlarının “Jin jiyan azadî” haykırışı tüm dünyaya duyulmuş ise Demokratik Komünal Toplum inşası da Ortadoğu’da aranan ve özlenen bir yaşam biçimi olacaktır.
“Toplumsal gerçeklik içinde kadınların rolünü bu kadar çarpıcı biçimde ortaya koyan bir kişi dahi (ne kadın ne de erkek) gösteremezsiniz.”
*Üveyş ananın gözünde Kürt Halk Önderi nasıl biridir? (Çocukluğu, gençliği, önderliği)
Anneler doğuştan itibaren çocuklarını en yakından gözlemleyenler olduğu için onları herkesten iyi tanırlar. Bence Üveyş Ana, Önderlikte gördüğü yetenekleri en önce fark etti ve bu temelde hem gurur hem de kaygı duyuyordu diyebiliriz. Her anne evlatlarının yetenekleriyle gurur duyar elbette. Kaygı ise yeteneklerini gördüğü halde ona gerekli eğitim vb. şartları sağlayamamasından kaynaklıdır. Önderliğin yetenekleri de yaramazlıkları da köylüler tarafından Üveyş Ana’ya her gün rapor ediliyordu. Bence Üveyş Ana’ya görece biraz pasif olan baba figürünün oğulda tamamlanması için Önderliğe öğütlerde bulunuyor. O dönem söylenen her söz kendi zaman ve mekânı içinde anlamlı ve değerliydi. Dıştan ona kızsa da içten içe onunla gurur duyuyordur. Yattığı yer incitmesin onu, saygı ve minnetle…
*Sizce Kürt Halk Önderi kadın özgürlüğünü ve tarihsel toplumsal kimliğini anlamlandırırken ilhamı nereden alıyor?
Önderliğin kitaplarından, çözümlemelerinden anlıyoruz ki hayatına giren ilk kadınlardan (anne, kız kardeş, eş, çocukluğunda kız arkadaş vb.) yola çıkarak 30 bin yıllık kadın hakikatine ulaşmış, Kadın Kurtuluş İdeolojisi dünyada bir ilktir. Toplumsal gerçeklik içinde kadınların rolünü bu kadar çarpıcı biçimde ortaya koyan bir kişi dahi (ne kadın ne de erkek) gösteremezsiniz. Kadına şiddetin bireyde yarattığı tahribatı kendi kız kardeşine çocukken attığı bir tokat üzerinden cesurca ifade edebilmektedir… Bu tokadın kız kardeşi tarafından belki de ömrünün sonuna kadar affedilmediğini söylüyor.
Birlikte mücadele ettiği erkek arkadaşları tarafından dahi sıkça “kadınlarla olmaz, onlar bu işleri yapamaz” sözlerine rağmen kadınlara güvendi. Dünyada ilk kez bir lider kadınlar için manifesto kaleme aldı. Kadınlar da bu destansı mücadelede onun güvenine layık bir pratiğin sahibi oldular. Sakine, Zilan, Sema, Beritan ve daha birçok Kürt kadını, fedai eylemleri ile bu güvene layık bir duruş sergilediler.
“Daha önce yazdığı 5 savunmasında, çeşitli vesilelerle yaptığı değerlendirmelerde söylediği her bir tespiti belirlemeyi güncel formasyonla yeniden ele aldığını gördüm. İnsan bu yeteneğe bir değil bin kez hayran kalıyor.”
*Demokratik Toplum Manifestosu’nu nasıl bir önderlik gerçeğiyle karşılaştırırsınız, yeni sürecin bu önderlikle bağını nasıl kavramsallaştırabilirsiniz?
Önderliği okuyan, bilen herkes onun her söylediği sözün birden çok anlam taşıdığını, muazzam bir öngörüye sahip olduğunu, hiç kimsenin onu yanıltamayacağını, tarih okumalarında dünü, bugünü, yarını birlikte sentezleyerek sonuca gittiğini; sıradanlığı, yüzeyselliği, tembelliği, dogmatikliği kabul etmediğini de bilir. Bir dönemin sonu, yeni bir dönemin başlangıcı olarak tarif ettiği bu dönemin manifestosunu okuduğumda ilk kez söylediği çok az söz olduğunu gördüm. Daha önce yazdığı 5 savunmasında, çeşitli vesilelerle yaptığı değerlendirmelerde söylediği her bir tespiti belirlemeyi güncel formasyonla yeniden ele aldığını gördüm. İnsan bu yeteneğe bir değil bin kez hayran kalıyor. İmralı ada koşullarında halkının makûs tarihini değiştiren, soykırım kıskacından kurtaran bir iradeye hayran kalmak, saygı duymak her Kürt bireyin sorumluluğudur diye düşünüyorum.
*Siyasi kadın bir tutsak olarak Kürt Halk Önderi ile özgürlüğünüze kavuştuğunuzda nasıl bir buluşma hayal ediyorsunuz?
Önderliği bir gün göreceğimizi hiç umut etmeseydik mücadele edemezdik. Bu umut bizim mücadele azmimizi her daim diri tuttu. Ben kendi doğumumu mücadeleye katıldığım gün olarak tarif ediyorum. Ahmet Arif’ten Nazım Hikmet’e birçok şairin dizelerini süsleyen kadınlar artık nesne değil, özne oldular. Kentlerin yönetimden karar alma mekanizmalarına kadar birçok badireyi Önderliğin kadınlara duyduğu güven sayesinde aştık. Ben bir gün Önderliği görürsem eğer omzuma başımı yaslayıp bildiğim tüm şehit arkadaşların ismini sayacağım içimden. Muhtemelen ağlayacağım da… Ona hasret giderip tüm kahramanlar için kokusunu içime çekeceğim. Eleştirebilir diye gözyaşlarımı kendisine göstermeyeceğim. Ayrıca kendisine her yıl 4 Nisan’da Amara’ya giderken yaşadığımız trajik-komik hikâyeleri de anlatmak isterim.







