İkizköylüler: Kamu yararı değil, şirket çıkarı 2026-09-09 15:35:08   MUĞLA - Akbelen Ormanı ve 7 köyü kapsayan acele kamulaştırma kararına karşı mücadele eden İkizköylüler, “kamu yararı” gerekçesinin şirket çıkarlarını meşrulaştırmak için kullanıldığını belirterek, kömürün karşısında yaşam ekonomisini savunduklarını vurguladı.   Muğla’nın Milas ilçesinde, 7 köyün içinde bulunduğu ve Akbelen Ormanı’nı kapsayan alanlara ilişkin 10 Ocak 2026’da Cumhurbaşkanı kararıyla verilen acele kamulaştırma kararına karşı bölge halkının mücadelesi sürüyor. Karara karşı açılan idari davalar devam ederken İkizköylüler, kararda öne sürülen “kamu yararı” gerekçesine ilişkin yazılı açıklama yaptı.   Bölgeden çıkarılacak kömürün kullanılacağı Muğla’daki Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin kullanım sürelerinin dolduğu belirtilen açıklamada, bu madenlerle santrallerin ömrünün uzatılmak istendiği aktarıldı. Bunun teknik bir zorunluluktan çok mevcut politik konjonktürle ilgili olduğu kaydedilen açıklamada, “Mevcut iktidar yapısı devam ederken bu durum, şirketlere kısa sürede yüksek ve görece garantili kâr etme olanağı sağlama stratejisi olarak okunmalıdır. Bu uzatma 10-20 yıl ölçeğinde mümkündür. Ancak her ek yıl, yalnızca üretim süresini değil, aynı zamanda sağlık, çevre ve iklim maliyetlerini de katlanarak artırır. Başka bir ifadeyle uzatılan şey yalnızca santralin ömrü değil, toplumun maruz kaldığı zarar süresidir. Ömür uzatmadaki temel amaç, kısa sürede yüksek ve görece garantili kâr etmektir. Uzatmanın 10 yıl ölçeğinde mümkün olduğu, fakat her ek yılın yalnızca üretim süresini değil, aynı zamanda sağlık, çevre ve iklim maliyetlerini de artıracağı uzmanlar tarafından tespit edildi” denildi.   ‘Kamu yararı gerekçesi bütüncül olarak tespit edilmedi’   Maden için öne sürülen “kamu yararı” gerekçesinin bağımsız ve bütüncül bir incelemeyle tespit edilmediğine dikkat çekilen açıklamada, “Kamu yararı, bağımsız ve bütüncül bir incelemeyle tespit edilmemiş; aksine önceden belirlenmiş özel çıkarları meşrulaştırmak adına hukuki bir araç olarak kullanılmıştır. Şirketlerin geçmiş sözleşmelerden kaynaklanan ticari beklentileri peşinen kamu yararı sayılmıştır. Böylece kamu yararı kararı, toplumun ortak yararını belirleyen bağımsız bir değerlendirme olmaktan çıkarak önceden verilmiş siyasi ve ticari taahhütleri ve şirket çıkarlarını sonradan meşrulaştırmanın bir aracına dönüştürülmüştür” ifadelerine yer verildi.   Kamu zararı   Akbelen bölgesindeki su kaynaklarının madencilik faaliyetlerinin genişlemesiyle tahrip edildiği belirtilen açıklamada, “Muğla’daki termik santrallerin her yıl yaklaşık 280 erken ölüme yol açtığı, 1982-2017 yılları arasında toplamda yaklaşık 45 bin erken ölüm gerçekleştiği ve mevcut faaliyetin devam etmesi hâlinde 2018-2043 yılları arasında 5 bin 300 ek erken ölüme daha sebep olacağı uzmanlarca tespit edildi. Ayrıca her yıl 1 tonun üzerinde civanın doğaya salındığı ve bunun gıda zincirine girdiği biliniyor. Emisyonlar, bölgesel ölçekte yayılarak Akdeniz havzasına taşınıyor. Ekonomik açıdan bakıldığında ise Yeniköy-Kemerköy santrallerinin yıllık elektrik üretiminden elde ettiği değer yaklaşık 500-600 milyon dolar seviyesindeyken, sağlık ve karbon maliyetleri birlikte değerlendirildiğinde bu faaliyetlerin toplumsal maliyeti 850 milyon lira ile 1,3 milyar dolar arasında hesaplanmaktadır. Şirketin 1,9 milyar lira zarar ettiğini açıklaması, kamu üzerindeki maliyeti gözler önüne sermektedir” denildi.   ‘Basit bir tercih değil’   Bölgedeki zeytin üretiminin öneminin aktarıldığı açıklamada şunlara yer verildi: “Zeytinlikler yalnızca tarımsal üretim alanı değildir; aile emeğini, yerel istihdamı, kooperatifleşme potansiyelini, kırsal turizmi, gıda güvenliğini ve kültürel sürekliliği de destekler. 40 bin ağaçlık zeytin varlığı, yıllık yaklaşık 3,7 milyon ila 15 milyon dolar arasında genişletilmiş bir ekonomik değer üretir. Muğla’da zeytinciliğin yaklaşık 3 bin yıllık bir geçmişe sahip olması ve on binlerce insanın geçim kaynağını oluşturması, bu üretim biçimini toplumsal bir yapı hâline getirir. Akbelen’de karşı karşıya gelen dinamikler, bu nedenle basit bir tercih değildir. Bir tarafta kısa vadeli üretim ve dar bir ekonomik fayda sunan kömür modeli, diğer tarafta uzun vadeli, sürdürülebilir ve geniş bir toplumsal fayda üreten yaşam ekonomisi vardır. Bu iki model arasındaki fark yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda hukuki, sosyal ve etik bir farktır.”