İran sınırından izlenim: Yurt sevgisi ölüm korkusunu aştı 2026-03-06 09:11:44   Öznur Değer    WAN - Çoğu insanın “göç kafilesi” beklentisiyle gittiği Kapıköy Sınır Kapısı’nda beklenenin aksine İran’dan gelen insanlardan belki de daha fazla İran’a giden insanları kayda alırken, insanların haber alamadıkları sevdiklerinin yanına gitmek ve topraklarında kalmak istediğini gözlemledik.     “Savaşlar, felaketler hep kışın dondurucu soğuğunda mı başlar? İnsanların bombalarla mücadele etmesi yetmezmiş gibi bir de zorlayıcı hava şartları ile boğuşması adil mi? Kar, kış, soğuk ve savaş… En acı metafor…”   Wan merkezden Serav (Saray) ilçesinde bulunan Rojhilat’ın Xoy kentine sınır Kapıköy Gümrük Kapısı’na doğru giderken, yol boyu karşılaştığım diz boyu karlı dağlar birçok soruyu zihin dünyama yerleştiriveriyor. Ve tabi daha fazlasını. En çok müthiş bir gizem kapısı olan ve savaşın başladığı günden bu yana yani kesintisiz 6 gündür hiçbir haber alamadığımız sınırın öte tarafında, belki bizden birkaç kilometre uzaklıkta duran Xoy başta olmak üzere tüm İran ve Rojhilat kentlerini, orada yaşayan insanları merak ediyorum.    Köklü bir devlet geleneğine sahip İran kadar, köklü devrimci geleneğe sahip İran halkları da mistik bir izlenim uyandırıyor. Ve bu mistik havaya bir de haber alamama hali ekleniyor. Öte yandan iş için İran’a giden ve 3 gündür haber alamadığım babam düşüyor aklıma. Muhtemelen sınırda bekleyen Wanlı ve İranlı birçok kişi sevdiklerinden haber alabilme umudu içindeydi. Nitekim bu duygularını dile de döktüler.    28 Şubat’ta ABD ve İsrail tarafından İran’a yönelik başlatılan saldırılar 6 gününü doldurdu artık. Ve insanlar kaygı ve korkuyla savaşın acı gerçekliğini yaşarken, gelişmeleri yakından takip ediyor ve muhtemel sonuçları izliyor.     Yalnızca vatandaşlar geçebiliyor    Sınıra varmamla bir hareketlilik durumu gözüme ilişiyor ilkin. Bir yandan görüntü almaya çalışan gazeteciler öte yandan valizlerini arabalara yerleştirmeye çalışan İranlılar. Türkiye, İran vatandaşları dışında kimsenin İran’a geçişine izin vermezken, İran’ın ise yalnızca kendi vatandaşlarını ülkeye kabul ettiğini öğreniyoruz.    790 sivilin yaşamını yitirdiği açıklanmış    Kapıköy Gümrük Kapısı’na vardığım gibi karşımda valizlerini arabalarına yerleştiren Tebrizli bir aile görüyorum. Bu aile, tüm çocuklarını alarak Türkiye’ye gelmiş. Meğer İstanbul’da bir evleri varmış ve bir ay süren Newroz Bayramı tatili için gelip ülkelerine geri döneceklermiş. Aynı aile, İran tarafından açıklanan resmi rakamlar sonucunda 790 sivilin yaşamını yitirdiği bilgisini paylaşıyor. Aile, Tebriz, Urmiye ve Erdebil kentlerinin en sakin kentler ve en az bombalanan kentler olduğunu söylüyor.    İnsanlar toprağını terk etmek istemiyor   93 milyonu aşkın nüfusu bulunan İran’da halkların Türkiye’ye doğru göç etme eğiliminde olup olmadığını sormam üzerine, İran’dan gelen yurttaşlar, insanların göç etme eğiliminde olmadığını, daha çok kendi toprağında kalmayı tercih ettiğini ve İran halklarının göç etse bile kendi dilleri ve kültürlerini yaşayabilecekleri yerlerde yaşamak istediklerini kaydetti.    ‘Bizim değil siyasetçilerin ne istediği önemli’   Gelen yurttaşlara halkın ne istediğini sormam üzerine ise İranlı bir yurttaş, “Bizim ne istediğimiz önemli değil. Sadece siyasetçilerin ne istediği önemli. Onlar da sadece petrol istiyor. Değişim maalesef ki orada medeni bir şekilde olmuyor. Eğer değişim medeni bir şekilde istenseydi ve olsaydı İran halkının yüzde 90’ı değişim isterdi. Ama değişim medeni değil” şeklinde serzenişte bulundu.    Kadınlar için bir şey değişmedi: Özgür olmak istiyoruz    Kadınları nasıl bir tehlikenin beklediğini sorduğum başka bir yurttaş ise şöyle konuşuyor: “Kadınlar için bir şey değişmedi. Kadınlar güvende değil. İyileşmeyi ümit ediyoruz. Özgür olmak istiyoruz.”    Polis istasyonları vuruluyor    Gelen yurttaşların tamamı ağırlıklı olarak rejime ve askeri yapısına ait yapıların ve alanların, polis istasyonlarının ve milis güçlerinin bombalandığını ve o yerleşim yerlerine yakın sivillerin de bu şekilde yaşamını yitirdiğini söylüyor.    Sınırın İran tarafında yani Xoy ve diğer kentlerde sınıra gelmeyi bekleyen bir topluluğun olup olmadığını sorduğum yurttaşlar, böyle bir durumun olmadığı bilgisini aktarıyor.    Geçişler 3 gün durduruldu      Sınırların Türkiye tarafından kapatıldığını düşündüklerini belirten bir yurttaş, “İran’da pasaport alanını vurmuşlar ve sistem bozulmuş. Pazar gününden beri 3 gün boyunca İran’dan Türkiye’ye geçişler yasaklandı. Biz Türk devletinin sınırları kapattığını düşündük ama sistem ile ilgili olduğunu öğrendik ve 3 günün sonunda sistem açıldıktan sonra biz buraya gelebildik” diyor.   Bir kısım tatile gelmiş bir kısım savaştan kaçmış    Çok yoğun olmamakla birlikte İran’dan Türkiye’ye gelen insanların bir kısmının Newroz Bayramı tatili, bir kısmının ise savaş kaygıları nedeniyle geldiğini gözlemliyorum.    ‘Savaşacaksak da toprağımızda savaşmak istiyoruz’   Dikkatimi çeken noktalardan biri de, gelenlerin yanı sıra bir o kadar İran’a giden İranlıların olması. Yaklaşık on kişilik ve belki daha fazla- Urmiyeli genç bir grubun yanına giderek savaş merkezi haline gelmiş İran’a neden dönmek istediklerini soruyorum. Verdikleri yanıt, İran halklarının yurtseverliğini şöyle gözler önüne seriyor: “Biz burada işçi olarak bir aydır çalışıyoruz. Bütün ailelerimiz orada ve onlardan haber alamıyoruz. Orası bizim toprağımız ve biz savaşacaksak da toprağımızda savaşmak istiyoruz. Savaş çıktığı için toprağımıza geri dönüyoruz.”     ‘Geçişler normal seyrinde kaçak geçiş ise yok’   Öte yandan sınır güvenliğini sağlayan güvenlik kaynaklarının verdiği bilgiye göre, sınırda olağanüstü bir hareketliliğin olmaması gibi göçün seyrek olması şaşırtıcı. Kaynaklar, resmi geçişlerin beklediklerinin çok altında ve hatta normal seyrinde ilerlediğini belirtirken, kaçak geçişlerin ise hiç olmadığını aktardı.    Çoğu bayram tatili için geliyormuş   Sınırda mesai harcayan minibüs şoförlerine ise göçe dair izlenimlerini sorduğumuzda, göçün beklediklerinin altında olduğunu söyleyerek, gelenlerin çoğunun bayram tatili için geldiğini kaydetti.    6 günü geride bırakan savaşta İran halklarına başka bir ülkeden ulaşılamazken, insanlardaki korku ve kaygı ise bilinmezlikle sürüyor.