Filozof Catherine Malabou: Öcalan’ın serbest bırakılmaması skandal 2026-02-27 08:40:57     HABER MERKEZİ- Çağdaş Fransız filozof Catherine Malabou, “Öcalan’ın hâlâ serbest bırakılmaması skandal bir durum. Çünkü Öcalan önemli bir siyasi aktör ve onunla müzakere etmek gerekiyor. Bir cumhurbaşkanının Öcalan gibi biriyle diyalog kurmayı bir görev olarak görmemesi anlaşılır değil” dedi.    Türkiye destekli HTŞ çetelerinin Rojava’ya yönelik saldırılarına, uluslararası alandan ve farklı toplumsal kesimlerden tepkiler gelmeye devam ediyor. Yapılan açıklamalarda, Rojava modelinin başta Suriye olmak üzere Ortadoğu açısından taşıdığı öneme dikkat çekilirken, uluslararası güçlere de Rojava’nın statüsünün tanınması çağrısı yapılıyor. Çağdaş Fransız filozof, plastisite kavramına ilişkin çalışmalarıyla dünyaca isim yapan ve halen Kingston Üniversitesi bünyesinde görevli Prof. Dr. Catherine Malabou, konuya ilişkin ANF’ye değerlendirmelerde bulundu.   ‘Model otoriter devlet yapıları için meydan okumadır’   Rojava’ya yönelik saldırıların basit bir askeri müdahale olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizen Catherine Malabou, bu saldırıların Rojava modelini hedef alan ve Suriye sınırlarını aşan daha geniş kapsamlı bir stratejinin parçası olduğunu belirterek şunları ifade etti:  “Bu saldırıların sadece basit askeri çatışmalar olarak anlaşılamayacağını düşünüyorum. Aksine, bu saldırılar Rojava’nın siyasi başarılarını ve statüsünü parçalayan daha kapsamlı bir stratejinin parçası olarak görülmelidir. Yani bu saldırıların hedefi toprak kontrolü değil, Rojava’nın öz-örgütlenme ve yerel demokrasi modelidir. Çünkü bu model, açıkça, otoriter devlet yapıları için bir meydan okumadır. Bence bu saldırılar hem Suriye hem de dünya çapında yürütülen bir politikanın parçası. Bugüne kadar Rojava’ya siyasi yetkililer tarafından hiç gerçek destek verilmemesi de bunun göstergesi. Bu anlamda, bu saldırılar çok daha geniş bir stratejinin parçası.”   ‘Kürt değerlerini merkezine alan alternatif bir model’   Rojava modelinin, klasik ulus-devlet modeline bir alternatif sunduğunun ve bu deneyimin egemenlik, sınırlar ile meşrutiyet kavramlarını yeniden düşünmemizi zorunlu kıldığının altını çizen Catherine Malabou, şunları söyledi: “Benim için bu model; eşitlik, demokrasi, feminizm, paylaşım ve karşılıklı dayanışmanın yanı sıra onurunda mutlak bir modelidir. Çünkü Rojava’nın siyasi örgütlenmesi, otoriter ve ulus-devlete karşı çıkıyor diye onların milliyetçi bir bilince sahip olmadığı ya da Kürt halkının onurunun bilincinde olmadığı anlamına gelmez. Bu yüzden benim için bu model hem değerlerine karşı açık olmayı hem de Kürt kimliğinin onurunu bir araya getiren bir modeldir.”   ‘Kürtlere karşı ihanet söz konusu’   İşgal saldırılarına karşı başta ABD olmak üzere Batılı güçlerin tutumunu da eleştiren Catherine Malabou, şunlara dikkat çekti:  “Bu tutum bir ihanet olarak tanımlanabilir. Özellikle Fransa, uzun süre Rojava’yı DAİŞ’e karşı verdikleri mücadelede ve cezaevlerindeki cihatçıların kontrolünü sağlamada destekledi. Bugün ise batılı ülkeler Kürtleri yalnız bırakıyor. Ama halklar boyutunda Rojava ile bir dayanışma var. Bence ABD politikası -eğer buna politika denirse- tanımlaması zor. Ben buna politika demem. Trump’ın bir politikası olduğunu düşünmüyorum. Ben bunun kaba bir güç kullanımı olduğunu düşünüyorum.  Politika, yapıcı bir şeydir; bir anlam taşır ve fikir üretmeyi amaçlar. Katılmasak bile bir mantığı vardır. Ama burada görüyorum ki bu yaklaşım tamamen çıkar ve ABD’nin egemenliğini otoriter bir şekilde dayatma üzerine kurulu. Ben buna politika demem.” ‘Rojava’nın tutumu takdire şayan’ Sürekli savaş haline rağmen Rojava modelinin korunmaya çalışılmasının takdire şayan olduğunu ifade eden Catherine Malabou, şöyle konuştu: “Rojava’daki kadınlar bu süreçte çok önemli bir rol oynadı. Söylediğim gibi, genel olarak Kürtlerin ve özellikle Rojava’nın her şart altında ortaya koydukları kararlılığa her zaman çok hayran oldum. İnkar, mağduriyet, marjinalleşme ve savaş dolu son derece zor bir ortamda bile barış ve eşitlik alanını korumayı başardılar. Kürtlerin Türkiye’de yaşadıkları durumu da göz önüne alırsak, Rojava’nın bu alanı koruyabilmiş olması gerçekten olağanüstü. Onlara yönelik saldırılar karşısında yalnızca korku ve üzüntü duyabiliriz.”   ‘Uluslararası güçlerin Suriye tutumu tamamen pragmatik’   HTŞ’nin cihatçı geçmişinin göz ardı edilmesinin ve yaratmak istediği otoriter modele uluslararası destek verilmesinin kabul edilemeyeceğini vurgulayan Catherine Malabou, şunları söyledi:“Bir cihatçı yapı tamamen geçmişinden arındırılamaz. Uluslararası toplumun böylesi bir gücü desteklemesi çok kolaycı bir çözüm. Yani Suriye yıllarca bu korkunç savaşı yaşamış, Beşar rejimi tamamen felaket olmuşken, hükümetler ‘Suriye’de yeni bir denge var, buna saygı göstereceğiz’ diyorlar. Ama bu tamamen pragmatik, daha doğrusu pragmatist bir yaklaşım. Ve gerçekten de bu, Suriye Kürtleri ve özellikle Rojava’yı tamamen hiçe sayarak yapılıyor. Sadece pragmatizm söz konusu. ‘Yeni bir denge var, o dengeyi savunuyoruz’ diyorlar ama o denge geçmişten çok da farklı değil.”   ‘Uluslararası toplum Rojava’yı korumalı’   Uluslararası toplumun Rojava’yı ve ortaya koyduğu modeli korumakla yükümlü olduğunu belirten Filozof Catherine Malabou, şunları kaydetti:  “Uluslararası toplumun rolü, Rojava’yı korumaktır ve bunun birkaç nedeni var. Birincisi, eski ittifaklara sadakat göstermek ve DAİŞ’e karşı yürütülen mücadeleyi tanımak. İkincisi, başta bahsettiğimiz Rojava modelinin ortaya koyduğu demokrasi ve eşitliği korumak; bunlar Suriye’nin geleceği için önemli erdemler ve değerlerdir. Ayrıca, Rojava ile Avrupa arasındaki yakınlığı hem siyasi hem de stratejik açıdan göstermek için de önemlidir. Bu saldırılar aynı zamanda Avrupa için de bir tehlike arz ediyor. Bazı cihatçıların serbest bırakıldığı basına yansıyor. Ayrıca DAİŞ tamamen yeniden yapılanıyor. Dolayısıyla Avrupa için, özellikle de Fransa için ciddi bir tehlike var.”   ‘Öcalan’ın hala tutuklu olması skandal’   Abdullah Öcalan’ın öncülüğünü yaptığı Barış ve Demokratik Toplum sürecine de değinen Catherine Malabou, bu sürecin Kürt sorunun çözümü ve bölgenin barışı açısından büyük bir öneme sahip olduğunu söyleyerek şunları ekledi: “Öcalan’ın PKK’yi feshetmesi, daha demokratik bir sürece girmek için çok cesur bir girişim oldu. Buna rağmen Türkiye’nin hâlâ bu süreci başarıya götürecek adımlar atmaması kabul edilemez. Türk devleti hiçbir şey yapmayacak gibi duruyor. Öcalan’ın hâlâ serbest bırakılmaması skandal bir durum. Çünkü Öcalan önemli bir siyasi aktör ve onunla müzakere etmek gerekiyor. Bir cumhurbaşkanının Öcalan gibi biriyle diyalog kurmayı bir görev olarak görmemesi anlaşılır değil.”   Filozof Catherine Malabou kimdir?    1959 doğumlu Fransız feminist filozof Catherine Malabou, Londra’daki Kingston Üniversitesi’nde ve Kaliforniya Üniversitesi Irvine Kampüsü’nde felsefe dersleri vermektedir. Derrida’nın öğrencisi olan Catherine Malabou, çağdaş Fransız felsefesinin önde gelen isimlerinden biridir. Felsefe, nörobilim ve siyaset teorisi arasında köprü kuran çalışmalarıyla dünyaca tanınır. Özellikle “plastisite” kavramı etrafında geliştirdiği düşüncesiyle, Hegelci diyalektiği, beyin araştırmalarını ve toplumsal dönüşüm meselelerini özgün biçimde birleştirir. Toplumsal cinsiyet, feminizm ve anarşizm üzerine de düşünen Catherine Malabou’nun başlıca eserleri arasında Hegel’in Geleceği (L’Avenir de Hegel, 1994), Beynimizle Ne Yapmalı? (Que faire de notre cerveau ? - 2004), Yazının Akşamında Plastisite (La Plasticité au soir de l’écriture, 2004), Silinmiş Haz: Klitoris ve Düşünce (Le Plaisir effacé, 2020) ve Hırsız Var! Anarşizm ve Felsefe (Au voleur !, 2022), Devrim olmadı: Fransa'da özel mülkiyet, iktidar ve kölelik durumu üzerine düşünceler (Il n'y a pas eu de révolution : réflexions sur la propriété privée, le pouvoir et la condition servile en France), Hırsızı Durdurun! Anarşizm ve Felsefe (Stop Thief!: Anarchism and Philosophy) yer alır.