Soruşturmalara yaklaşım değişmeli: İntihar değil, kadın kırımı 2025-08-30 09:04:19   MÊRDÎN - Mêrdîn’de son dönemde artan şüpheli kadın ölümlerine dikkat çeken ÖHD Mêrdîn Şube Eşbaşkanı Berivan Orhan, yürütülen soruşturmaların “intihar” adı altında etkin yürütülmediğini belirterek, dosyalara yaklaşımın değişmesi gerektiğini vurguladı.   İktidarın olağan dışı bir hal alan kadın katliamlarına karşı yürüttüğü politikalar faillerin önünü açmaya devam ediyor. Kadınlar özel savaşların sonucu olarak katlediliyor, taciz ve tecavüze uğruyor, intihara sürükleniyor, şiddete maruz bırakılıyor. Kadına her türlü fiziksel ve psikolojik şiddeti uygulayan failler ise cezasızlık politikalarından güç almaya devam ediyor. Kürdistan’da 2025 yılının ilk yarısında 30 kadın şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş halde bulundu. “Şüpheli kadın ölümleri” adı altında artan kadın katliamlarına dair ise etkin soruşturma yürütülmüyor.   Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Mêrdîn Şubesi Eşbaşkanı Berivan Orhan, kentte son dönemde artan “şüpheli kadın ölümleri” hakkında yürütülen soruşturmalara dair değerlendirmelerde bulundu.   Medya cezasızlık politikasına hizmet ediyor   Mêrdîn’de bir günde üç kadının şüpheli şekilde yaşamını yitirdiğini belirten Berivan Orhan, medyada özellikle Leyla Işıktaş ve Muatter Işıktaş’ın şüpheli ölümlerinin çok konuşulduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: “ÖHD olarak biz bu dosyayı en başından beri titizlikle takip ediyoruz. Bazı haber ajanslarında, haber kanallarında esasında ölümün şüpheli olmadığı, kadınlardan birinin beyin kanaması, diğerinin kalp krizi geçirerek öldüğü ve doğal ölüm şeklinde olduğu yönünde yalan haberler yapıldı. Bu haberlerin bir doğruluğu bulunmuyor. Dosyayı başından beri takip ediyoruz. Cenazelerin çürümesinden dolayı otopsi işlemleri için Diyarbakır Hastanesi’ne sevkleri gerçekleştirildi. Ne bize ne de aileye gelen bir ön otopsi raporu dahi bulunmamaktadır. Kesin ölüm sebebi ön otopsiyle belirlenecek bir durum değil. Otopsi raporunun tamamının dosyaya yansımasıyla kesin bilgi edineceğiz.   Bazı medya organlarının cezasızlık politikasına hizmet etmek amacıyla şüpheli ölümleri örtbas etmeye çalışan zihniyetini kabul etmiyoruz. Bildiğimiz bazı şeyler var ama soruşturmanın daha etkin yürütülmesi amacıyla biz bu bilgileri kamuoyuyla paylaşmaktan imtina ediyoruz.”   ‘Kadın katliamları intihar süsüyle örtbas edilmek isteniyor’   Mêrdîn’de son bir yıl içerisinde birçok şüpheli kadın ölümünün gerçekleştiğini aktaran Berivan Orhan, şu ifadeleri kullandı: “Geçtiğimiz günlerde üç kadının ölümü söz konusu oldu. Artık kadın cinayetleri değil, şüpheli kadın katliamlarını konuşuyoruz. Şüpheli kadın katliamlarını bu şekilde değerlendirebiliriz. Biz ÖHD’li avukatlar, önceki dosya takiplerimizde kadın katliamlarıyla karşılaşıyorduk. Son 1-2 senedir şüpheli kadın katliamları artmaya başladı. Bunlardan biri de Leyla ve Muatter kardeşlerin katliamıydı. Biz bu katliamları şüpheli katliamlar demek istemiyoruz. Bütün olarak kadın katliamları olarak değerlendiriyoruz. Şüpheli kadın katliamları dediğimiz, kadın katliamlarının intihar süsüyle üzerinin örtülmesidir. Bunu birçok dosyada gördük.”   ‘Avukatların dosyaya dâhil olması engelleniyor’   Yakın zamanda avukatların Dêrika Çiyayê Mazî’de (Derik) takip etmek istedikleri intihar dosyası taleplerinin reddedildiğini dile getiren Berivan Orhan, şöyle konuştu: “Bir genç kadının intihar ettiği dosyayla ilgili adliyede avukat olarak dosyayı inceleme talebimiz reddedildi. Dosyanın etkin bir şekilde yürütülmediği noktasında kaygılarımız artıyor. Avukat kadınlar olarak, bizim dosyaya dâhil olmamız engelleniyor. ÖHD Kadın Komisyonu olarak ne olursa olsun, ‘şüpheli kadın ölümleri’ diyerek üstü kapatılmaya çalışılan kadın katliamlarının takipçisi olacağız.”   ‘Kadın kırımı doğal ölüm veya intihar olarak lanse ediliyor’   Berivan Orhan, faillerin cezasızlıkla ödüllendirildiği mevcut düzende şüpheli kadın ölümlerinin birçoğunun “intihar” denilerek üstünün kapatıldığını belirtti. Şüpheli kadın ölümlerinin intihar ve doğal ölüm şeklinde lanse edilip soruşturmaya yön verildiğini ifade eden Berivan Orhan, şunları kaydetti: “Faillerin delilleri karartma imkânları oluyor. Bu yüzden failler bulunamıyor, tespit edilemiyor. Dosyalara yaklaşımın değişmesi gerekiyor. İntihar değil, şüpheli kadın katliamı ve kırımı şeklinde yaklaşılmalı ki dosyalar aydınlığa kavuşabilsin, üstleri örtülmesin. Kadınların intiharı gündeme geldi. Bunlardan yakın zamanda lohusayken, 40 gündür bebeği olan bir kadının intiharını gördük. Dosyada kimsenin tartışmadığı bir konu vardı: O kadın neden intihar etti? O kadını intihara sürükleyen neydi? Bu soruları devlet makamları kendilerine sormalılar ve buna dair önlem almalılar.”   ‘Bakanlıklar kadınların özgürlük alanlarını daraltıyor’   6284 sayılı yasanın etkin bir şekilde uygulanmadığının altını çizen Berivan Orhan, korunma altındaki kadınların katledildiğini hatırlattı. Berivan Orhan, şu ifadeleri kullandı: “Devlet bu duruma hiçbir şekilde müdahale etmiyor. Sağlık Bakanı ve Diyanet İşleri Başkanlığı kadınların özgürlük alanlarını daraltmaya yönelik çalışmalar yürütüyor. Bu durum bizim dosyalarda karşılaştığımız bir diğer konuydu. Takip ettiğimiz bir dosyada Sağlık Bakanı’nın şüpheli anne ölümleri çerçevesinde bir çalışması var ve bu çalışma kapsamında kadın cinayetlerindeki dosyayı istemiş. Biz bunu merak ediyoruz: Kadının devlet nezdinde ölümünün araştırılması için anne mi olması gerekiyor? Kadınlar anne olmadıkları zaman, ölümleri göz ardı mı ediliyor?”   ‘Kadınlar ortak mücadeleyle özgürleşecek’   Berivan Orhan, son dönemlerde yaşanan kadına yönelik katliamların kırım boyutundaki artışına dair sözlerine şunları ekledi: “Basın açıklamalarımız ve bunun dışındaki çalışmalarımız yeterli kalmıyor. Bu noktada tüm kamuoyu ve kadın kurumlarını ortak bir ses, mücadele hattının en güçlü şekilde kurulması için kadınları sahiplenmeye, kadının sesini yükseltmeye davet ediyoruz. Tüm kadın arkadaşlarımızı bu mücadelede birlikte hareket etmeye çağırıyoruz. Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşmez. Kadınları yine biz kadınlar özgürleştireceğiz.”