Sozdar Avesta: Lafla çözüm olmaz! 2025-04-04 12:01:03     HABER MERKEZİ - Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısının üzerinden bir ayı aşkın zaman geçmesine rağmen devletin adım atmadığını belirten KCK Genel Başkanlık Konseyi Üyesi Sozdar Avesta, “Lafla zaman geçiremezler, lafla çözüm olmaz. Sorumlulukla, adım atmakla, cesaretle, değişimle, özür dilemekle olur” dedi.   KCK Genel Başkanlık Konseyi Üyesi Sozdar Avesta, Sterk TV’de yayınlanan özel programda, son süreçte yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.    İlk olarak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın doğum günü için her yerde gerçekleştirilen etkinliklere değinen Sozdar Avesta, “Özgürlükten yana olanlar, kadınlar, gençler ve özgürlük çizgisinde olan, yüreği özgürlük için atan herkes Rêber Apo’nun doğum günün kendi doğum günleri olarak görüyorlar. Rêber Apo’nun doğum gününün anlamını iyi bilmek gerekiyor. Her şeyden önce bugün neden böyle kitlesel kutlanıyor, hatta kutlamalar günler öncesinden başlıyor, sonrasında da devam ediyor. Sadece Kürdistan’da değil tüm dünyada, halkımızın, dostlarımızın yaşadığı her coğrafyada ve Rêber Apo’nun fikirlerini, düşüncelerini tanıyan herkes bugünü kutluyor, kendi doğum günleri olarak görüyorlar. Bu da şüphesiz Rêber Apo hakikati ile bağlantılıdır. Önderlik de 4 Nisan’ı sadece biyolojik bir doğum olarak ele almıyor. Rêber Apo 76 yıllık yaşam yolculuğu boyunca 6 yaşından itibaren büyük bir mücadele içerisine girmiştir” ifadelerini kullandı.    ‘Kadınlar doğum günün, doğum günümüzdür diyor’   Kadınların Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın doğum gününü kutlamalarını ve kendi doğum günü olarak görmelerine de vurgu yapan Sozdar Avesta, “Tarihte emeği en fazla gasp edilen, en fazla ezilen, sömürülen kadınlardır, Rêber Apo da kadın meselesi üzerinden çelişkiler yaşadı ve bugün de kadın meselesi üzerinden büyük bir çıkış sağlamıştır. Bundan dolayı milyonlarca kadın Rêber Apo’nun fikirleri ve düşüncesi etrafında toplanmış durumda. Bu yüzden 4 Nisan milyonlarca kadının doğum günüdür. Bundan dolayı kadınlar, ‘Doğum günün doğum günümüzdür, özgürlüğün özgürlüğümüzdür, varlığın varlığımızdır’ diyor” dedi.   Milyonlar çağrıyı sahiplendi   Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısına işaret eden Sozdar Avesta, “DEM Parti heyetiyle 2 görüşme gerçekleşti, 3’üncü görüşmede Barış ve Demokratik Toplum çağrısı yaptı. Bu çağrının ardından hem kamuoyu, hem de özgürlük hareketi olarak biz, artık Rêber Apo ile sürekli görüşmeler gerçekleşecek, zorluk çıkarılmayacak beklentisindeydik. Rêber Apo’nun bu tarihi açıklaması tüm alanlarda tartışıldı. Özellikle 8 Mart’ta ve Newroz’da milyonlarca insan bu çağrıyı sahiplendi. Çağrıya ilk defa bu kadar kitlesel bir şekilde sahip çıkıldı. Çağrının ardından devlet tarafından bir adım atılmadı. Hareketimiz, eş başkanlığımız, HSM gerekli açıklamaları yaptı. Bazı şeylerin altını çizmek gerekiyor, yapılan açıklamaların çoğu hareketimizindir. Bu hamle tek taraflı değil, Rêber Apo’nun yapacağı şeyler var, devletin yapacağı şeyler var” dedi.    Bir ay geçti adım yok!   Kürt Halk Önderi’nin üzerine düşeni yaptığını belirten Sozdan Avesta, “Rêber Apo üzerine düşeni yaptı. Bir açıklama yaptı, kendi açısından ne yapması gerektiğini belirtti, hareketimiz cevap verdi ama diğer taraftan hiçbir adım atılmadı. Tam tersi üzerinden 1 ay geçmesine rağmen görüşme yapılmadı. Tecridi devam ettirdiler, mesela Rêber Apo’nun Newroz mesajına izin verilmemesi tecritten kaynaklıdır. İmralı kapılarının artık açılması gerekir, bu Rêber Apo’nun hakkıdır, yerine getirilmesi gerekir. Bir minnet, bir hamle değildir" ifadelerini kullandı.   ‘Herkes Rêber Apo ile görüşebilmeli’   Kürt Halk Önderi’nin bayramdaki aile görüşüne değinen Sozdar Avesta, “Sadece görüşmenin yapıldığını duyduk, Rêber Apo halka selamlarını yolladı, hem Newroz için, hem çağrıya sahip çıktıkları için, hem de Ramazan Bayramı için. Rêber Apo halkımızın çağrıyı sahiplenmesini kutlamış ve selamlarını iletmiş, ortaya çıkan bu onurlu duruşu olumlu görmüş. İmralı’da atılması gereken adımlar atılmadı. Diğer taraf süreç olarak da değerlendirmiyor ama bildiğimiz tek bir şey var, Rêber Apo’nun koşullarında bir değişiklik yapılmamıştır, İmralı kapıları açılmamıştır. Bu yüzden son yapılan görüşmeyi olağan, normal ve Rêber Apo’nun hukuki hakkı olarak görüyoruz. Ama eğer hamle gelişecekse sadece aile ve avukatlar değil, hareketin üyeleri, gazeteciler, aydınlar, Nobel ödülü alanlar yani bu süreçte rol almak isteyen herkes Rêber Apo ile görüşebilmeli” şeklinde konuştu.    ‘AKP’nin çözüm hazırlığı yok’   Türkiye’de 2 Ekim 2014 tarihinden bu yana tartışmalar yürütüldüğünün altını çizen Sozdar Avesta, şunları dile getirdi:  Şuan hala çağrı üzerine tartışmalar yürütüyoruz. Eğer biraz geriye dönüp bakarsak; 1 Ekim 2024 yılında MHP Başkanı Bahçeli, DEM Parti grubuna selam vermeye gitti. Asıl o zaman başladı şimdi de Nisan’dayız. 6 ay oldu. 6 aydır kamuoyu hala ne olduğunu çözemiyor. Dediğiniz gibi muğlaklık var. Neden muğlak? Çünkü devlet özellikle de şu anki iktidar AKP’nin hala bir çözüm hazırlığı yok. Varsa da henüz öne sürmemiştir. Günlük, duruma göre bir yaklaşım sergiliyor. Bazen kendileri için bir tehlike gördüklerinde bazı konuşmalar yapıyorlar ama bu olmadığı zaman da tehditlerini devreye koyuyorlar. Bunlardan vazgeçmeleri gerekiyor. Bu şekilde ne süreç gelişir, ne çözüm olur. Türkiye’de bir Kürt sorunu var, 200 yıldır var olan bir sorun. Cumhuriyet’in 100 yılında var bu sorun. Yapılmayan bir şey kalmadı, bu halk tüm katliamlardan geçirildi, inkar, imha edildi. Şuan bahsedilen demokratik toplum tüm insanlık içindir. Türk için lazım olan şey Kürt için de lazımdır.   Laftan çıkıp uygulamaya geçirilmeli   Kendileri de her şey demokratik bir Türkiye için diyorlar. Ama lafla olmaz. Laftan çıkıp uygulamaya geçirilmeli. İcraat yok, pratik yok. Sadece zaman kazanmayla, lafla olmaz. Elbette Bahçeli’nin değişen dilini olumlu görüyoruz ama söyledikleri bir sonuca ulaşırsa, bir netice alınırsa olumludur. Türkiye siyasetinde şeker ve kamçı deniliyor. Bir tarafta biri tatlı dille konuşuyor diğeri ise kamçı ile vuruyor. Mesela Erdoğan; ‘Artık zamanımız kalmadı ne gerektiyse yaptık’ diyor. Zamana en fazla önemi veren Kürt halkıdır, hareketimizdir, Rêber Apo’dur. Rêber Apo tecrittedir, zindandadır. 27 yıldır zindandadır, sağlık anlamında, güvenlik anlamında sorunlar var. Rêber Apo’nun koşullarının değişmesi gerekir. Mesela bunlar önemli. Ama hep aynı teraneler, yok silah bırakılsın, yok kongre toplansın diyor. Fakat önce sen üzerine düşeni yap. Mesela Bahçeli uzun bir röportaj vermiş, her şeyi özgürlük hareketi yapsın demiş ama siz ne yapacaksınız? Tamam bu sefer hukuki anlamda bazı değişikliklerin yapılması gerektiğini söylüyor ama ne zaman? Hangi gün, hangi komisyon, ne zaman yapılacak? Bunların olması lazım.   Lafla zaman geçiremezler   Bahçeli’nin hemen ardından ertesi gün Savunma Bakanı ‘Gelin teslim olun’ dedi. Biri vaktimiz kalmadı diyor, biri sabretmeli, bu sürecin üzerinde durmalıyız, ikna etmeliyiz diyor, biri de gelin teslim olun diyor. HSM Komutanlığı da belirtti teslim olacak fedai bir Apocu yok. 40 yıl da bekleseler teslim olacak bir Apocu yok. Bu fedai bir güçtür, Rêber Apo’nun özgürlük gücüdür, Kürt sorununun çözüm hareketidir. Bu sorunun çözülmesi lazım. Elbette Rêber Apo demokratik yol ve yöntemlerle çözülmesi için üzerine düşeni yapıyor, kendisi de bu sorumluluğu alıyorum dedi. Mesela 27 Şubat’ta harekete çağrı yaparak bu tarihi sorumluluğu üstleniyorum dedi. Ama önünün açılması gerekir. Bu yüzden devlet tarafından söylenenlerin bir etkisi ve ciddiyeti de olmuyor. Konuşmalarla yapacakları şeylerin üstünü kapatamazlar. Lafla zaman geçiremezler, lafla çözüm olmaz. Sorumlulukla, adım atmakla, cesaretle, değişimle, özür dilemekle olur. Her şeyden önce bu dile alışmaları lazım, tehdit dili ile olmaz. Özgürlük hareketini, Rêber Apo’yu bu sürece nasıl katabilirler üzerine hareket etmeleri lazım.”   Kürt halkı tavrını ortaya koydu   Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısını 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve Newroz’da Kürt halkının sahiplendiğini vurgulayan Sozdar Avesta, “Kürt halkı tavrını 8 Mart’ta ve Newroz’da çok açık bir şekilde ortaya koydu. Milyonlarca insan çağrıyı olumlu karşıladı. Arjantin’den tüm Asya’ya, Orta Doğu’ya, tüm Kürdistan’a kadar. Orta Doğu ve Kürdistan halkı 2 defa böyle kitlesel bir şekilde ayaklanmıştır. İlki 1999 yılında Rêber Apo esir düştüğünde. İradeleriyle, inisiyatifleriyle, bilinçli bir şekilde komplocu güçlere karşı ayaklandılar. Onlarca şehit verdiler. Elbette her Newroz Rojhilat’ta coşkulu geçiyor ama bu Newroz Rojhilat halkı Rêber Apo’nun çağrısını olumlu karşılayıp, kendileri için bir çözüm olarak gördüler, İran halkı ile birlikte demokratik bir toplumda yaşamak istediklerini beyan ettiler. Çok önemliydi. Aynı şey Kuzey-Doğu Suriye, Başûr ve Bakur’da oldu. Bir ilçeden tutun İstanbul’a, Amed’e, Van’a kadar, Maxmur’dan tutun Şengal’e kadar, herkes referandum gibi gördü. Devletin, iktidarın bunu görmesi lazım. Milyonlarca insan bu çağrısının arkasındadır. Bundan korkmamaları lazım. Eğer çözüm istiyorlarsa Kürtlerin bu duruşundan, bu gücünden korkmamaları lazım. Kadınların öncülüğünden korkmamaları lazım. Bu sürece en fazla ses veren, ruh veren, renk veren, özgürlük çizgisine öncülük edenler kadınlardır, gençlerdir. Rêber Apo bunun garantisidir ama eğer önünü açmazlarsa, eğer koşulları değiştirmezlerse, Rêber Apo özgür bir şekilde hareket edemezse, çalışamazsa, mücadelesini yürütemezse süreç nasıl yürüyecek? Bu bir hakikattir” dedi.    ‘Provokasyon yapıp gerillaya atacaklardı’   Kürt Halk Önderi ile görüşen heyetin basına yaptığı açıklamalarda provokasyonların olabileceğine dikkat çektiğini hatırlatan Sozdar Avesta, Devlet Bahçeli ve Tayyip Erdoğan’ın da provokasyonlara dikkat çektiğini söyledi. Buna ilişkin de Sozdar Avesta, şu değerlendirmeyi yaptı: “Rêber Apo’nun dikkat çekmesi farklı, bunların dikkat çekmesi farklı. Rêber Apo tüm gücüyle, uzun yıllara dayanan tecrübesiyle, öngörüsüyle, uzun yıllar önce darbe mekaniği devrede demişti. Birkaç yıl geçtikten sonra darbe olduğunda, Türkiye’de darbe oluyor dediler. Rêber Apo önceden görüyor. Bu yüzden şuan hem topluma yönelik saldırılarda, hem Medya Savunma Alanlarına yönelik saldırılar, Şengal’e, Rojava’ya yönelik saldırılarda bir eksilme olmamıştır. Her gün HPG-YJA Star Türk devletinin saldırı bilançosunu açıklıyor. Ateşkes ilan etmemizden rahatsız olan bir devlettir. Dünyada böyle bir şey var mı? Siz neden ateşkes ilan ettiniz diyorlar. Liderleri silah bırakın dedi onlar ateşkes ilan etti diyorlar. Provokasyon yapmaman için ateşkes ilan edildi. Bu yüzden bu kadar rahatsız oldular. Provokasyon yapacaklardı ki gerilla da karşılık verdiğinde suçu gerillaya atacaklardı. Ama gerilla bunu öngördü, devlet tarafından bir provokasyon olmaması için ateşkes ilan etti. Tüm saldırılara rağmen de şimdiye kadar karara bağlı kaldı. Her gün saldırı bilançosu açıklanıyor, binin üzerinde saldırılar yapılıyor. Hem karadan, hem havadan saldırıyorlar. Dediğiniz gibi Kuzey-Doğu Suriye’de de direniş devam ediyor, Tişrîn Barajı’nda. Tam da bu süreçte Kobanê’nin Berxbotan köyünde katliam yaptılar. Bunların yaptıklarına bizim tarafımızdan aynı şekilde karşılık verilseydi süreç şimdiye kadar sona ermişti. Kuzey-Doğu Suriye’de yaşananlar Türk devletinden bağımsız değil. Kuzey-Doğu Suriye’de özellikle de Suriye’de çok önemli 2 süreç gelişti. 10 Mart’ta QSD Komutanı ve Colani arasında bir antlaşma yapıldı. Kendisini Şam Cumhurbaşkanı olarak duyuruyor, aynı Türk devleti-Erdoğan kopyası gibi. Birkaç gün önce bir hükümet ilan etti, kendisini de hem başbakan, hem Cumhurbaşkanı olarak ilan etti. Aynı Türkiye taklitleri. Bu yüzden Suriye’de gelişecek bir çözüme engel oluyorlar.”   Sürece sahip çıkmak herkesin görevi   “Bu sürece sahip çıkmak herkesin demokrasi görevidir” diyen Sozdar Avesta, “Kendisine demokratım diyen, bu süreçte demokrasinin kriteri Rêber Apo’ya sahip çıkmaktır. Yurtseverlik kriteri Rêber Apo’ya sahip çıkmaktır, Kürtlerin birlik kriteri Rêber Apo’ya sahip çıkmaktır. Eğer Kürtler arasında bir birlik olması isteniyorsa önce Rêber Apo’nun fiziki özgürlüğü için hamleler geliştirmeliler” şeklinde konuştu.   Umut hakkı vurgusu   Kürt Halk Önderi’nin fiziki özgürlüğü önünde hiçbir engelin kalmadığının altını çizen Sozdar Avesta, “Tek engel adım atmıyorlar. Mesela umut hakkı. Avrupa Konseyi, Türk devletine Eylül’e kadar zaman verdi. Şimdiden bunun üzerinde durulmalı. Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi devreye girmeli. 2014 yılından bu yana bu karar verilmesine rağmen hala görevine yerine getirmediler. Bu hukuki haklar yerine getirilmelidir. Türk Adalet Bakanı mevzuatımızda şu yok, bu yok diyor, peki ne var? Canları istediğinde mevzuatlarında var, ne kadar katil varsa bırakıyorlar. Daha birkaç gün önce bazılarını affettiler, Hizbullahçıları affettiler ki bunlar Kürt halkını asit kuyularına atanlar, katledenler. Ama konu demokratik haklar olunca, Kürt halkının hakları olunca, kolektif haklar olunca mevzuatımızda yok diyorlar. Herkes bunu gördü, halkımız da, halkımızın dostları da kimin özgürlük istediğini, kimin demokrasi istediğini, kimin barış istediğini gördü. Bu onlarca kez ispatlanmıştır bir kez daha ortaya çıktı” diye konuştu.