Herkesin kendinden bir hikaye bulacağı klip! 2026-04-13 09:02:13   Elfazi Toral   İSTANBUL - Sanatı “hafıza taşıyıcılığı” olarak tanımlayan Gulê Kaya “Jin jiyan azadî” eserine yaptığı ilk klibin kolektif bir emekle ortaya çıktığını, herkesin kendinden bir hikayeyi bulabileceğini söyledi.     Sanatçı Gulê Kaya, kendi bestelediği ve kolektif bir emekle hazırladığı kadın direniş hafızasından süzülen "Jin jiyan azadî" adlı eseriyle ilk klip çalışmasını yaptı. Gulê Kaya, çalışmalarını ve sanatını  anlattı.   Öncelikle sanatını yaparken ilhamını Barış Anneleri ve mücadelede yitirilen kadın yoldaşlarından aldığını söyleyen Gulê Kaya, “20 yıl önce sanata başladığım bir alanda yaşam koşullarından kaynaklı ara vermiştim; çünkü feodal aile yapısı ve sistem engelleri zaman içerisinde çalışmalarıma ket vurdu. Aslında 2015 yılında, amatör de olsa adım adım tekrar yola koyuldum. O süreçte ilhamımı, bireysel olarak yılgınlığa düştüğüm çok zor bir anda Barış Annelerinden ve mücadelede yitirdiğimiz kadın yoldaşlarımızın yarattığı güç ile motivasyondan aldım. Çünkü zaten bu felsefenin en güçlü temsilcisi annelerdi; en büyük motivasyon ve ilham kaynağı oydu. Dolayısıyla oradan aldığım güçle hem şarkının sözlerini hem de müziğini yapmaya başladım. Tabii ki o günün yeterliliği ve yetkinliği dahilinde amatör bir kayıttı” dedi.   Zamanla kazanılan deneyim   Zaman içerisinde kazandığı sanatsal deneyimle şarkısını müzikal nitelik noktasında güçlendirerek yeniden revize ettiğini kaydeden Gulê Kaya, “Zaman içerisinde sanatta başka bir perspektife ulaşınca, çalıştığım hocalarımın bana açtıkları yol ve sundukları destek dolayısıyla ‘kom’ geleneklerinin yarattığı bu miras, elbette ki benim ilk yaptığım kayıtta yetersiz kaldı. Dolayısıyla zaman içerisinde hem felsefi hem de sanatsal anlamda kendime göre bir deneyim kazanınca, şarkıyı altyapısal olarak müzikal nitelik noktasında güçlendirip yeniden revize ederek yola koyuldum. Şarkı motivasyonunu annelerden, yani Barış Annelerinden alıyordum. Onların yaşadığı kaybın karşısında bizim yılgınlığa düşme şansımızın olmadığını düşündüğüm için, bu kadar çirkin erkek örgütlülüğüne karşı güzeli inşa etme ve yaratma noktasında bu kolektifi onlarla birlikte yaratmak üzere yola çıktım” ifadelerini kullandı.   Sanatın toplum üzerinde dinamik etkisi var    Sanatın toplum üzerindeki öncü rolüne ve siyasetten daha dinamik olan gücüne dikkat çeken Gulê Kaya, Meryem Xan ve Ayşe Şan gibi isimlerin bıraktığı mirasın izinden gittiğini vurguladı. Kültür erozyonuna karşı bir misyon üstlendiğini belirten Gulê Kaya, sanatın bir direniş alanı olduğunu ifade etti. Gulê Kaya, şunları belirtti: “Sanatın ruhunu besleyen en büyük kaynak, içinde bulunduğumuz ve içine doğduğumuz mücadelenin ta kendisidir. Dolayısıyla burada, mücadelede bize yol açmış ve bu noktada öncü rol üstlenmiş olan, mücadelede yitirdiğimiz kadın arkadaşlarımız ve yine annelerdir. Elbette ki ilham aldığım şey budur. İçine doğduğumuz aile, kültür ve coğrafya noktasında ilhamımı elbette buradan alıyorum. İster istemez şöyle bir misyonum da var: Özel savaş politikalarına ve kültür erozyonuna karşı bir misyon üstlenmeye gayret gösteriyorum. Şu an ne kadar başarılıyım bunu zaman gösterecek ama misyonum bu yöndedir. Aslında mücadelemin bütün temeli, Kürdistan'da hiçbir kız çocuğunun kirpiğinin yere düşmemesi içindir. Sanatla mücadelemi pekiştirerek; sistemin dayattığı tek  tipleşen kadın modeline karşı kendi alternatifimizi felsefemizle, ideolojimizle ve sanatımızla harmanlayıp ulaştırmak istiyorum.”    Hikayeler farklı olsa da…   İlk profesyonel prodüksiyon deneyimi olan klip çalışmasında, tüm zorluklara rağmen kolektif bir ruhla hareket edildiğini söyleyen Gulê Kaya, klibin içeriğine dair şu mesajı veriyor: "Sanatla ulaşmak istediğim kitle elbette ki kız çocukları ve kadınlardır. Bugünün dünyasında internet çağının ve sosyal medya kolaycılığının yarattığı alternatife karşı; üretmenin, dayanışmanın ve komünal perspektifteki üretim gücünün önemine inanıyorum. Ulaşmak istediğim kitle kadınlardır; çünkü üçüncü bestem de buna yer vermiştim, benim 'Hikayelerimiz farklı olsa da acılarımız tanıştır” diye bir sözüm var. Bu yüzden ürettiğimiz her söz, yazı ya da sanata dönüştürdüğümüz her cümle, hikayesini ödenen bedellerden alıyor. Dolayısıyla yaşadığımız o ağır travmaları sanatla güzelleştirip estetik bir biçimde ifade etme noktasında, kendimce böyle bir yol ve rol üstleniyorum. Bunu elbette bir misyon ediniyorum. Ulaşmak istediğim kitleye; alternatiflerin çoğaldığı ve kolaycılığın revaçta olduğu bir sistemde, Kürt kadınının özgürlüğü ve doğru bilinen yanlış kavramların karşısına kendi alternatifimizle, kendi donanımımızla çıkabilmek ve onlara ulaşabilmek istiyorum."   Burun kıvırmaktan takdir etmeye…   Gulê Kaya, "Özellikle 2015’ten bu yana yaşanan kültür erozyonu noktasında, kendi dilimizde üretmenin ve sanatsal anlamda bu zeminde var olabilmenin ne kadar kıymetli olduğunu anlatabilmek, ulaşılabilirliği de artıracaktır. Öte yandan, ulaşmak istediğimiz kitlelerden biri de elbette kadın üretimine burun kıvıran, içindeki erkekliği yenememiş erkeklerdir. Bu süreçte bunu da gördüm; yani başlangıçta burun kıvıran bir kesimden, sonrasında takdir noktasında geri bildirimler aldık. Her kadının kendini dönüştürdüğü alan, mücadele noktasında çok kıymetlidir. Bizim de sanat noktasındaki misyonumuz budur. Ulaşmak istediğimiz kitle ilk hedefte kadınlar ve çocuklar olsa da elbette bin yıllık erkekliğe de ulaşmayı amaçlıyoruz” şeklinde konuştu.   Sanat ve kültür siyasetten daha etkili   Kültür ve sanatın, siyasetten çok daha güçlü olduğu alanlar olduğunu paylaşan Gulê Kaya, “Dünyada da bu böyledir; bir şarkıyla milyonları örgütleyebilirsiniz ki bizim çocukluğumuzda da, dünyada da hep böyle oldu. Hatta dilini bilmediğimiz bir şarkıyla bile içimizdeki o en güçlü duygular, hepimizde başka bir direnme hali yaratabildi. O yüzden sanatın, dilin ve kültürün bu noktadaki gücü, siyasetten elbette çok daha öndedir. Toplumun öncü rolü ve bu rolün önemi noktasında sanat, aslında bir hafıza taşıyıcılığıdır. Siyasetle bir şeyleri belki devam ettirebiliriz; ancak siyasetin, tırnak içinde, kirli bir zeminde duran bir konumu da var. Oysa kültür ve sanat, atalardan şimdiye kadar uzanan bir mirastır. Benim şu anki sanattaki pozisyonumu belirleyen en basit örnekler; Meryem Han’ın hikayeleri ve Ayşe Şan’ın yaşadığı zorluklardır. Bu miraslar elbette çok büyük bir temsiliyettir. Üzerinden yüz yıl geçse de geriye kalan bir inat var; kültürü taşıma noktasında kadının o direngenliği, inadı ve ödediği bedeller... Bu yüzden sanat, miras noktasında dinamiği çok daha güçlü bir yerde duruyor” dedi.     Kolektif çalışmanın önemi!   Gulê Kaya, son olarak şunları dile getirdi: "Bu süreç, bireysel anlamda ve perspektif noktasında bana başka bir kimlik kazandırdı. Klipte desteği olan, yer alan bütün annelere ve kadın arkadaşlara sevgilerimi ve minnetimi iletiyorum; onlar olmasaydı bu iş bu kadar güçlenmezdi. Klibin içeriğinde kadının yaşadığı tüm toplumsal travmaları, sıkıntıları, zorlukları ve savaşın kadın üzerindeki etkisini ajite etmeden,  aralamadan anlatabilmeyi hedefledik. Sanatta kendime böyle bir yol ve harita çiziyorum; kanatmadan anlatabilmeyi, acıya rağmen devam edebilmeyi, umudu ve zaferi hedefliyoruz. Klipte kadının tarihsel sürecine ve kültürel metaforlara yer verdik; kadının şifalandırıcı niteliğini ve yaşamı ördüğü alanları vurguladık. Bu yüzden herkesin kendi hikayesinden bir şeyler bulacağını düşünüyoruz; çünkü asıl amacımız o samimiyeti yaratmaktı. Klibin, bizim hissettiklerimizi karşıya geçirme noktasında beklenen etkiyi yaratmasını umut ediyoruz. İnsanlar bu klipte kolektifin ne kadar kıymetli bir şey olduğuna tanıklık edecekler. Bu yüzden her zaman kolektif üretimin gücünü ve cazibesini elden bırakmamayı diliyorum."