Birbiri için atan her yürek yoldaş olurdu 2026-08-24 09:07:37   “Sana yakışır bir yoldaş olacağız. Gözün arkada kalmasın Gûle. Yoldaşların, bıraktığın mücadele mirasını yaşatacak. Çünkü birbirleri için atan her yürek, birbirine yoldaş olur.”   Dilan Kartal    23 Ağustos 2024 günü, Başûrê Kürdistan’ın Silêmanî kentinde Türk devletinin SİHA saldırısı sonucu iki kadının katledildiği haberleri ajanslara ve televizyon ekranlarına düştü. İlerleyen saatlerde yaşamını yitirenlerin iki kadın gazeteci olduğunu öğrendik. Gülistan Tara ve Hero Bahaddin…   Fotoğrafları, videoları ekranlardaydı. Özgür basının emekçi, fedakâr iki kadını katledilmişti. İçimi tarif edemediğim bir hüzün ve acı kaplamıştı. Fotoğraf ve videolarını tekrar tekrar açıp izliyordum. Seslerini dahi duymamışken, onları hiç tanımamışken Gülistan’ın ve Hero’nun acısı amansızca düşmüştü yüreklere.   Çünkü yoldaşlık yalnızca birbirini tanımak, birlikte zaman geçirmek değildi. Birbirleri için atan her yürek, birbirine yoldaş olurdu. Gülistan da öyle bir yoldaş oldu yaşamımda.   Belki Gülistan, Batman’da doğup büyüdüğü topraklardan özgürlük yürüyüşüne ilk adımlarını attığı yaşlarda, bugün yüreğine yoldaş olduğu insanların birçoğu henüz bu dünyada bile değildi. Ama o, yönünü yeniden Batman’a çevirdiği o gece, binlerce yürek yoldaşı tarafından bekleniyordu. Ona yakışır bir uğurlama yapabilmek için…   O gece herkes Gûle’nin güzelliğini, yoldaşlığını, mütevazılığını, fedakârlığını anlatıyordu. Ben de can kulağıyla onları dinliyor, yürek yoldaşım olan Gûle’yi tanımaya çalışıyordum. Mütevazılığını, fedakârlığını, toprağına ve yoldaşlarına bağlılığını öğreniyordum.   Ne yazılırsa yazılsın eksik kalacaktır biliyorum. Ama anlatmak, yazmak ve yaşatmak da öncelikli sorumluluklarımızdandır.   Gülistan yoldaş, ismi gibi etrafına güller saçmış, bulunduğu her alanı bir gül bahçesine çevirmişti. Yaşamı boyunca direnişiyle bulunduğu her yere güzellik katmış, dokunduğu her yürekte kutsal duygular bırakmıştı. Tıpkı sonsuzluğa uğurlandığı gün, onu hiç tanımayan yoldaşlarının yüreğinde bıraktığı duygular gibi…   Evet, Gülistan’ı tanımamıştık. Ama sanki yıllardır tanıyor, onunla birlikte yaşamın nice anını paylaşmışız gibi derin bir özlem ve acı bırakmıştı yüreklerimizde. Onu fizikken görememenin, yoldaşlığından nasiplenememenin hüznünü ve eksikliğini her daim taşıyacağız.   Hiç tanımadan yolumuza ışık tutan, bize güç veren yitirdiğimiz canlar gibi…   Gülistan yoldaş artık yalnızca onu tanıyanların, Kürdistan’ın esmer yüzlü çocuklarının, kocaman yürekli annelerin Gûle’si değildi. Yüreği özgürlük mücadelesi için atan herkesin Gûle’si, herkesin yol arkadaşı olmuştu.   Bize de onun ardıllarından, mücadele arkadaşlarından Gûle’yi dinlemek kaldı.   Belki de ağır bir şey istiyoruz. Dayanılması dahi zor olan bir acıyı yaşayanlardan, bir de o acıyı anlatmalarını istiyoruz. Fakat anlatmalıyız. Yaşatmalıyız mücadelemizin büyüklüğünü ve bizi bugünlere getiren insan güzeli şehitlerimizi.   Çünkü evrenin ve kâinatın belki de dinmeyecek en büyük acılarından biridir yoldaş acısı. Dünyayı yerinden oynatacak acıları yaşarken, bir yandan da yoldaşlarını anlatmanın sorumluluğu vardır her bir yoldaşın omuzlarında.   Hem bazen bir cümle kurmaya bile gerek kalmadan hissettirebiliyor o güzel yoldaşların yoldaşlığı.   Evrenin bize verdiği en güzel hediyelerden biridir yoldaş ve yoldaşlık.   “Gûle güzel bir yoldaşlığa vesile oldu” diye yazmıştı bir yoldaşı.   Evet, fizikken yanımızda olmasan da yüreklerimizi birleştirdin. Güzel yoldaşlıklara vesile oldun.   Sanırım en zoru da acımızı dahi yaşayamadan yoldaşlarımızı uğurlamak oluyor. İnsan, yoldaşından sonra yaşamın durmasını, dünyanın dönmemesini istiyor. Dünyanın en acımasız ayrılıklarına karşı durabilmek hiç de kolay olmuyor.   Bakmaya kıyamadıklarımızı, gözümüzden sakındıklarımızı amansızca koparıyorlar bizden.   Ama biz Kürt gençlerine ve kadınlarına, acımızı yüreğimizin en derinliklerine gömerek yaşama ve mücadeleye daha büyük bir sorumlulukla devam etmek düşüyor.   Gülistan yoldaşı sonsuzluğa uğurladığımız o gece, hayalini kurduğu yaşamı inşa edinceye dek acımızı ve özlemimizi yüreğimizin en derin yerinde saklamamız gerektiğini fısıldıyor gibiydi sanki.   Öyle güçlü bir his vardı o gece Batman sokaklarında.   Batman, Gûle’sini karşılıyordu.Bağrında doğurduğu, büyüttüğü kahramanını bu kez tarifsiz duygularla yeniden bağrına basıyordu. Gecenin, ayın, yıldızların eşsiz güzelliği bile Gülistan’ın güzelliğinden bir parça taşıyordu sanki.   Evet, şu an en sevdiğin şarkı eşliğinde yazıyorum sana. Şarkıdan bir kesiti yüreğimden yüreğine gönderiyorum:   Destên me wê bibin bask   Emê bifirin herin   Welatê xwe vegerin   Welatê xweş û bihuşta   Ülke özlemini en sevdiğin şarkıyla anlattın bizlere. Bizler de ülkemize, cennet ülkemize olan özlemini yolumuzun pusulası yaparak hakikate, özgür yaşama erişinceye dek durmayacağız.   Güle’ye sözümüzdür…   Kürt kadınları ve kadın gazeteciler olarak, yaşamın son anına kadar Kürtlerin ve kadınların sesine ses olmak, hakikati açığa çıkarmak ve özgür basın mücadelesini büyütmek için soluksuz mücadele edeceğiz.   Sana yakışır bir yoldaş olacağız. Gözün arkada kalmasın Gûle. Yoldaşların, bıraktığın mücadele mirasını yaşatacak. Çünkü birbirleri için atan her yürek, birbirine yoldaş olur.   Ve sen, Gûle, binlerce yürekte yaşamaya devam edeceksin.