İzmir’den seslendiler: Nafaka hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz!
- 20:28 9 Haziran 2026
- Güncel
İZMİR – Feministlerin 12’inci Yargı Paketi’ne karşı gerçekleştirdiği yürüyüş ve basın açıklamasında, “Kazanılmış haklarımızı pazarlık konusu haline getirenlere, yaşamlarımız üzerinde söz sahibi olmaya çalışanlara ve ayrımcılığı normalleştirmeye çalışanlara karşı mücadeleden vazgeçmeyeceğiz” denildi.
İzmir’de feministler ve kadın örgütleri Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) nafaka hakkını iptal etmesine karşı yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi. Alsancak ÖSYM önünde bir araya gelen kadınlar, Türkan Saylan Kültür Merkezi’ne doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüşte, “Hayatlarımız için buradayız. Nafaka haktır. LGBT+ varoluşlarımız engellenemez” yazılı pankart taşınırken sık sık “Kutsal aileniz batsın, kadınlar yaşasın”, “Nafaka hakkı gasp edilemez”, “Jin, jiyan, azadî” ve “Yaşasın feminist mücadelemiz” sloganları atıldı. Basın metnini kadınlar adına Hacer Yeşilçay ve Miray okudu.
‘Toplumsal eşitlik mücadelesine müdahale’
Kadınların karşısında birbirinden bağımsız düzenlemeler olmadığının ifade edildiği açıklamada, nafaka hakkının hedef alınmasının, ifade özgürlüğüne yönelik yeni kısıtlamalar ve çeşitli kimlikleri hedef alan nefret söylemlerinin yaygınlaştırılmasının aynı siyasal anlayışın ürünü olduğu belirtildi. Açıklamada, “Amaç; kadınları, LGBTİ+’ları, çocukları ve toplumsal muhalefeti daha güvencesiz, daha denetlenebilir ve daha itaatkâr hale getirmektir. Yıllardır kadınların nafaka hakkını hedef alan iktidar, bugün aynı hattı yeni yasa teklifleri ve düzenlemeler aracılığıyla sürdürmeye çalışıyor. Bir kez daha görüyoruz ki hukuk, hak ve özgürlükleri güvence altına almak için değil, toplumsal yaşamı iktidarın ideolojik tercihleri doğrultusunda yeniden şekillendirmek için araçsallaştırılıyor. Aileyi koruma iddiasıyla yürütülen bu politikalar gerçekte kadınların ekonomik güvencelerine ve toplumsal eşitlik mücadelesine müdahale etmeyi hedefliyor” denildi.
‘Ömür boyu nafaka anlatısı gerçeği yansıtmıyor’
Kamuoyuna yıllardır anlatılan “ömür boyu nafaka” anlatısının gerçeği yansıtmadığının vurgulandığı açıklamada, “Bugün iptal edilen düzenleme, kadınların koşulsuz ve sonsuza kadar nafaka aldığı anlamına gelmemektedir. Yoksulluk nafakası belirli koşullara bağlıdır; ihtiyaç ortadan kalktığında, tarafların koşulları değiştiğinde ya da kanunda belirtilen durumlar oluştuğunda sona ermektedir. Buna rağmen yıllardır kadınlar sanki erkeklerin sırtında yaşayan kişiler gibi gösterilmiş, kadın yoksulluğu görünmez kılınmış ve nafaka hakkı sistematik biçimde hedef haline getirilmiştir. Nafaka bir lütuf değildir. Nafaka kadınların evlilik boyunca üstlendiği görünmeyen emeğin, ekonomik kayıpların ve toplumsal eşitsizliklerin sonucu olarak ortaya çıkan bir haktır. Milyonlarca kadın çocuk yaşta eğitimden koparılmakta, meslek edinme imkanlarından mahrum bırakılmakta, çalışması engellenmekte ya da evlendikten veya çocuk doğurduktan sonra iş yaşamından çekilmek zorunda bırakılmaktadır. Kadınlar yıllarca ev işlerini yapmakta, çocuk bakımını üstlenmekte, yaşlı ve hasta bakımını yürütmekte, hanenin tüm bakım yükünü omuzlamakta ve bunu hiçbir sosyal güvenceye sahip olmadan, ücretsiz biçimde sürdürmektedir” diye ifade edildi.
‘Kadınların yoksulluğu tesadüfi bir sonuç değildir’
Boşanma davalarının ardından kadınların karşı karşıya kaldığı yoksulluğun tesadüfi bir sonuç olmadığının dile getirildiği açıklamada, “Bu yoksulluk yıllarca sömürülen bakım emeğinin, görünmez kılınan ev içi emeğin ve kadınların sistematik olarak ekonomik bağımlılığa itilmelerinin sonucudur. Nafaka hakkını hedef alanlar kadınların yıllarca ücretsiz biçimde üstlendiği bu emeği konuşmamakta, kadın yoksulluğunu görmezden gelmekte ve kadınları ekonomik şiddete daha açık hale getirecek politikaları hayata geçirmeye çalışmaktadır. Aynı dönemde gündeme getirilen LGBTİ+ karşıtı düzenlemeler de kaygı vericidir. Yıllardır medya, siyaset ve çeşitli kurumlar aracılığıyla LGBTİ+’ların varoluşuna yönelik sistematik bir hedef gösterme kampanyası yürütülmekte, kazanılmış haklar toplumsal bir tehdit gibi sunulmaktadır. Oysa eşitlik ve özgürlük talepleri hiçbir şekilde pazarlık konusu yapılamaz” diye belirtildi.
‘İfade özgürlüğünün sınırlandırılması demokratik toplumla bağdaşmaz’
Yargı Paketinde aynı zamanda suça sürüklenen çocuklar ve dijital medya platformlarına ilişkin maddelerin de yer aldığının hatırlatıldığı açıklamada, “Çocukların üstün yararını gözeten, sosyal destek mekanizmalarını güçlendiren politikalar yerine güvenlikçi ve cezalandırıcı yaklaşımların öne çıkması kaygı vericidir. Çocukların ihtiyaç duyduğu şey daha fazla ceza değil; yoksulluğun, dışlanmanın ve şiddetin ortadan kaldırılmasıdır. Sosyal medya ve dijital alanlara yönelik yeni kısıtlamalar ise hak ihlallerinin görünür olabildiği, kadınların ve LGBTİ+’ların seslerini duyurabildiği alanları daraltma riski taşımaktadır. İfade özgürlüğünün sınırlandırılması, toplumsal muhalefetin sesinin kısılması ve kamusal tartışma alanlarının daraltılması demokratik toplumla bağdaşmaz” denildi.
‘Hayatlarımızdan, birbirimizden, mücadelemizden vazgeçmiyoruz’
Son olarak şu ifadeler yer aldı: “Kazanılmış haklarımızı pazarlık konusu haline getirenlere, yaşamlarımız üzerinde söz sahibi olmaya çalışanlara ve ayrımcılığı normalleştirmeye çalışanlara karşı mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Nafaka hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz. LGBTİ+’ların kazanılmış haklarını hedef alan politikalara sessiz kalmayacağız. Eşitlikten, özgürlükten ve adaletten vazgeçmeyeceğiz. Çünkü biliyoruz ki özgürlüğümüz de eşitliğimiz de mücadeleyle kazanıldı. Haklarımızdan vazgeçmiyoruz. Hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz. Birbirimizden vazgeçmiyoruz. Mücadeleden vazgeçmiyoruz”
Açıklama sloganlarla sona erdi.







