ABD’li senatörler ‘Kürtleri Savunma Yasası’nı sundu

  • 22:04 29 Ocak 2026
  • Güncel
 
 
HABER MERKEZİ - ABD’li senatörler Lindsey Graham ve Richard Blumenthal, Rojava’ya yönelik saldırılara karşı “Kürtleri Savunma Yasası”nı Senato’ya sundu. Yasa tasarısı, Suriye hükümeti ve saldırılarda rol alan kişi ve kuruluşlara yaptırım uygulanmasını öngörüyor.
 
ABD Senatörleri Lindsey Graham  ve Richard Blumenthal, Suriye Geçiş Hükümeti'nin Rojava'ya yönelik tekrarlanan saldırılarına yanıt olarak bugün “Kürtleri Savunma Yasası'nı (Save the Kurds Act)" sundu. Yasa tasarısı; Suriye hükümeti yetkililerine ve mali kuruluşlara, ayrıca Suriye hükümetiyle askeri ya da mali destek dahil herhangi bir işlem gerçekleştiren yabancı kişi ve kuruluşlara yaptırım uygulanmasını da öngörüyor.
 
Senatörlerden açıklama 
 
Senatörlerin ofisinden yapılan ortak açıklamada, "ABD’nin DAİŞ hilafetini ortadan kaldırmaya yönelik çabaları sırasında QSD, operasyonun başarısına önemli katkılarda bulundu. Hilafetin yıkılmasının ardından QSD, Suriye’nin kuzeydoğusunu kontrol altına aldı. Esad yönetiminin devrilmesinden sonra, yeni Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara, yıllar süren iç savaşın ardından ülkeyi birleştirme söylemi altında Kürtlerin öncülüğündeki SDG’ye karşı bir süreç yürütmeye başladı. Ancak Kürtlerin öncülüğündeki SDG’ye yönelik bu saldırıların Türkiye ile koordinasyon içinde gerçekleştirildiğine ve Türkiye tarafından desteklendiğine dair kanıtlar bulunmaktadır" denildi.
 
QSD'nin kontrolündeki Kuzey ve Doğu Suriye'de ağırlıklı olarak Kürt güçler tarafından korunan DAİŞ cezaevlerinin bulunduğu hatırlatılan açıklamada, "Bölgede yaklaşık 1.000 ABD askeri görev yapmaktadır. Kürtlere yönelik tekrarlanan saldırılar yalnızca bölgenin istikrarını değil, aynı zamanda ABD askerlerinin güvenliğini ve ABD’nin yeni Suriye hükümetiyle olan ilişkilerini de tehdit etmektedir. Bunun yanı sıra, İslam Devleti'nin yeniden güç kazanması riskini de getirmektedir. ABD’nin müttefiklerinin ve ortaklarının tehdit altında olduklarında korunması ve IŞİD’in yeniden ortaya çıkmasına izin verilmemesi, ABD’nin ulusal güvenliği açısından hayati öneme sahiptir" diye belirtildi.
 
‘QSD en ağır yükü üstlendi’
 
Lindsey Graham da konuyla ilgili şunları dile getirdi: “Bence Suriye’de ve ötesinde Kürtlerin korunması fikrine yönelik güçlü bir iki partili destek var; çünkü Kürtler Amerika Birleşik Devletleri için son derece güvenilir bir müttefik oldular. Büyük ölçüde Kürt unsurlardan oluşan SDG, Başkan Trump’ın ilk döneminde IŞİD’i yenilgiye uğratma mücadelesinin en ağır yükünü üstlendi. Suriye’nin kültürel, etnik ve siyasi açıdan karmaşık bir yapıya sahip olduğunun farkındayım. Ancak Kürtlere saldırmak, ABD’nin uluslararası itibarını ciddi biçimde zedeler ve Suriye’nin bir ülke olarak gelişme kapasitesini sekteye uğratır. Suriye’de Kürtlere karşı sonuçsuz bir şekilde her türlü saldırının yapılabileceğini düşünen ülke ya da gruplar, büyük bir yanılgı içinde.”
 
‘Harekete geçmeliyiz’
 
Richard Blumenthal ise şu ifadeleri kullandı: “Suriye’deki Kürtleri korumamız ve Suriye hükümeti tarafından uygulanabilecek her türlü misilleme ya da intikam eylemine karşı onların güvenliğini sağlamak için harekete geçmemiz gerektiğine inanıyorum.”
 
Yasa tasarısı 
 
Söz konusu yasa tasarısının maddeleri şöyle: 
 
"* Suriye hükümeti yetkililerine ve mali kuruluşlara, ayrıca Suriye hükümetiyle askeri veya mali destek dahil herhangi bir işlem yapan yabancı kişi ve kuruluşlara yaptırım uygulanmasını öngörür.
 
* Kürtlerin öncülüğündeki SDG’nin, IŞİD’in ortadan kaldırılması sürecinde ABD ile birlikte yürüttüğü çalışmalar ve katkıları resmen tanır.
 
* Heyet Tahrir el-Şam’ı (HTŞ) yeniden Yabancı Terör Örgütü (FTO) olarak sınıflandırır.
 
* Suriye’nin 'teröre destek veren devlet' statüsünün kaldırılmasının Kongre denetimine tabi olmasını şart koşar.
 
* Başkana, Suriye hükümetinin Kürt liderliğindeki SDG ve ortaklarına yönelik tüm saldırıları durdurduğunu Kongre’ye teyit etmesi halinde yaptırımları askıya alma yetkisi verir.
 
* Ayrıca, Suriye hükümetinin Kürt liderliğindeki SDG ve ortaklarına yönelik saldırılarına yeniden başlaması durumunda, başkanın tüm yaptırımları derhal yeniden yürürlüğe koymasını zorunlu kılan bir geri dönüş mekanizması içerir."