‘Militer ilişkiler içinde olan Türkiye’nin Filistin’e destek çıkması zor'

  • 09:02 24 Mayıs 2024
  • Güncel
Rozerin Gültekin
 
İSTANBUL - Militer girişimler içerisinde olan Türkiye’nin özgür Filistin’e destek çıkmasının zor olduğunu kaydeden İlahiyatçı Fatma Akdokur, “Hükümetin ticari ilişkilerin askıya alındığına dair açıklamalar toplumun tepkisini azaltmaya yönelik. Din liderlerinin barış havariliği yapması gerekiyor” dedi.
 
İsrail Filistin arasında devam eden savaşta katledilen Filistinlilerin sayısı her geçen gün artıyor. İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 34 bini aşmış durumda.Tüm bunlar yaşanırken İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını kabul etmediklerini ifade eden Türkiye İsrail’le gerçekleştirdiği ticareti, saldırılardan 7 ay sonra kamuoyu baskısı ve tepkiler sonrası kısıtlama kararı aldı. Görünürde ticareti sınırlandırdığını öne sürse de hala İsrail’e sevkiyat sürüyor. 
 
İsrail’in Filistin topraklarını işgal ettiğini söyleyen AKP’li Cumhurbaşkanı kararıyla bir yandan da “sınır ötesi operasyonlar” adı altında Kürtlerin topraklarına saldırılar gerçekleşiyor. İlahiyatçı Fatma Akdokur, İsrail-Filistin savaşına ve Türkiye’nin tutumuna dair değerlendirmelerde bulundu.  
 
‘Nehirden denize Filistin’in özgürlüğüne kavuşmasını bekliyoruz’
 
Filistin-İsrail çatışmasını “Bir tarafın işgalci olduğu bir tarafında 100 yıldır yerlerinden edildiği, katliamlarla karşılaştığı ve 7 Ekim’den bu yana da soykırım olarak nitelendirilebilecek vahşice uygulamaların karşı karşıya kaldığı mesele” olarak tanımlayan Fatma, “Çok açık ihlal ve işgal söz konusu. Filistin toprakları Filistin halkında soyutlanarak Filistinsizleştirilmeye çalışılıyor. Hem uluslararası güçlerden hem siyasi iradelerden hem de toplumlardan bu işgalin sona erdirilmesi yönünde üzerine düşeni yapmasını bekliyoruz. Toplumlar genel olarak bu meselede sorumluluklarını yerine getirmeye çalışıyor. ABD başta olmak üzere sömürge ve işgali destekleyen Batı Almanya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerin himayesi olmadan İsrail’in bu şiddeti sürdürmesine imkân ve ihtimal vermiyoruz. Bir an önce ateşkesin olmasını, Filistinlilerin topraklarına geri dönebildiği ve nehirden denize Filistin’in özgürlüğüne kavuşmasını bekliyoruz” dedi.
 
'Açıklamalar toplumun tepkisini azaltmaya yönelik’
 
Yaşanan süreçte Türkiye’nin rolüne değinen Fatma, “Burada aldığı tavrı onaylamamız mümkün değil” diyerek eleştirilerini sundu. Fatma, “Türkiye’nin üzerine düşen şekilde davrandığını göremiyoruz. Türkiye ekonomik ilişkisini kesmedi. Siyasi ve ekonomik ambargolar ile İsrail’in yalnızlaştırılmasını talep ederken hükümet birkaç hafta önce ticari ilişkilerin askıya alındığına dair açıklamalarda bulundu fakat bunların dahi göstermelik olduğunu, toplumun tepkisini azaltmaya yönelik tedbirler olduğu kanaatindeyiz.  Yapılan ambargo kararına itiraz eden şirketlere 3 aylık ek süre verilerek ticaretin 3 ay daha sürdürülmesinin önün açıldığını duyduk ama gerçekliğini henüz bilmiyoruz” ifadelerini kullandı.
 
‘Türkiye militer girişimler içerisinde özgür Filistin’e destek çıkabilmesi zor bir durum’
 
“Türkiye’nin kendisi de birçok bölgede terörle mücadele diyerek toplumu ikna etmeye çalıştığı noktalarda kendisi de silahlı, militer girişimler içerisinde. Dolayısıyla böyle pozisyonu olan ülkenin özgür Filistin’e destek çıkabilmesi zor bir durum” diyen Fatma, “Sınırsız ve sınıfsız bir toplumu benimseyen birisiyim. Ülkelerin siyasi olarak sınırları söz konusu bu sınırların ötesine taşmanın diğer ülkeler açısından da ülkemiz açısında da ciddi anlamda güvensizliği geliştiren ve savaşı tetikleyen bir şey. Hiçbir ülkeye sınır ötesi harekatın yapılmasını desteklemek, oralarda asker bulundurmayı onaylamak şahsen benim kabul edebileceğim bir şey değil. Ben militarizme karşı çıkan her türlü silaha hayır diyen insanım ve barış elçiliği yapmaya çalışıyorum. Ne olursa olsun hiçbir topluma karşı hiçbir sınır ötesi harekatın gerçekleştirilmesini onaylamıyorum” dedi.
 
‘Din liderlerinin barış havariliği yapması gerekiyor’
 
Fatma, ülkeler tarafından yaratılan savaşlar ile barış ortamının hiç oluşmayacağı yönünde bir algıyı da oluşturduğuna dikkat çekerek bu duyguların devletler tarafından toplumu dizayn etmek için kullandığını ifade etti. Fatma, “Halkların bu oyunu bozacak iradesi göstermesi hem kendi özgürlüklerini sağlayacak bir adım olacak hem de yeryüzünde savaş ve silah tüccarlarının kârına kâr katmasının önüne geçecek. Dini liderleri kendilerinden beklediğimiz sorumluluğu yerine getirir pozisyonda görmüyoruz. Dinin savaşa, şiddete araçsallaştırılmasına hepimizin itiraz etmesi gerekir. Kilise çevreleri, cami imamları, din liderler gibi bütün insanların barış havariliği yapması gerekiyor. Din birleştirici olmalıyken ayrıştırıcı bir işlev görüyorsa burada durup düşünmemiz gerekiyor” sözlerini kullandı.