Kayıp yakınları: Hakikat açığa çıkarılsın, failler yargılansın 2026-11-07 13:29:27   HABER MERKEZİ - Kayıp yakınları, dört kentte düzenledikleri eylemlerde, gözaltında kaybettirilenlerin akıbetinin açıklanmasını ve faillerin yargılanmasını istedi.   İnsan Hakları Derneği (İHD) ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla sürdürdükleri eylemlerde bir kez daha adalet çağrısında bulundu. Amed, Êlih, Riha ve Colemêrg'in Gever (Yüksekova) ilçesinde düzenlenen eylemlerde, gözaltında zorla kaybettirilenlerin akıbetinin açığa çıkarılması, sorumluların yargı önüne çıkarılması ve cezasızlık politikalarına son verilmesi istendi.   Riha   İHD Riha Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 87'nci haftasında Novada Park AVM önünde bir araya geldi. Kayıp yakınları ve insan hakları savunucularının katıldığı eylemde, gözaltında zorla kaybettirilenlerin fotoğrafları taşındı. Bu haftaki eylemde, 4 Aralık 1997 tarihinde Riha'nın Weranşar (Viranşehir) ilçesinden Amed'e (Diyarbakır) giderken kaybolan Sadık Ulumaska ve oğlu Seyithan Ulumaska'nın akıbeti soruldu. Açıklamayı İHD Riha Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Demet Aykut okudu.   ‘Cezasızlık politikalarına son verilsin’   Sadık ve Seyithan Ulumaska'nın, itirafçı Aziz Ulumaskan ile bir kahvehanede buluşmak üzere yola çıktıklarını ve sonrasında kendilerinden haber alınamadığını belirten Demet Aykut, “87. haftamızda bugün Sadık ve Seyithan Ulumaska'nın akıbetini sormak için bir araya geldik. 87 haftadır gözaltında kayıplar gerçeğine ve bu suça eşlik eden inkâr ve cezasızlık politikalarına dikkat çekmek için bu toprakların en uzun hakikat ve adalet mücadelesini sürdürüyoruz. Bizler, insan hakları savunucuları olarak tüm kayıpların akıbetinin tüm yönleriyle açığa çıkarılmasını, zorla kaybedilmelerinden sorumlu olanların etkin biçimde soruşturulup yargılanmasını ve cezasızlık politikalarına son verilmesini talep ediyoruz” dedi.   Açıklama, iki dakikalık oturma eylemiyle sona erdi.   Amed   Kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eylemlerinin 926'ncı haftasında Rezan (Bağlar) ilçesindeki Koşuyolu Parkı'nda bulunan Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Kayıpların ve katledilenlerin fotoğraflarının taşındığı eyleme, Ali Tekdağ'ın ailesi, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Amed İl Örgütü üyeleri ve kayıp yakınları katıldı.   Yağışa rağmen sürdürülen eylemde, 13 Kasım 1994 tarihinde Şêx Seîd Meydanı'nda kimliği belirsiz kişiler tarafından kaçırılan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Ali Tekdağ'ın akıbeti soruldu.   Eylemde ilk olarak konuşan İHD Amed Şubesi yöneticisi Yakup Güven, kayıpların akıbetinin açığa çıkarılması ve sorumluların yargılanması gerektiğini belirterek, kayıp yakınlarının yıllardır sürdürdüğü adalet mücadelesine dikkat çekti. Güven, cezasızlık politikalarına son verilmesi ve geçmişte yaşananların aydınlatılması çağrısında bulundu.   ‘Abimi unutmayacağız’   Ali Tekdağ'ın kardeşi İffet Tekdağ ise tüm kayıpların akıbetinin açıklanmasını isteyerek, “Kayıpların hepsini meydana çıkarsınlar. Abimi de alıkoydular. Bu tür olayları hiçbir zaman unutmayacağız. İnsanlıktan çıkmış bu olaylar artık son bulsun. Yaşadığımız sürece onlar için mücadelemizi sürdüreceğiz. Abimi unutmayacağız, unutmayacağız, unutmayacağız” dedi.   Açıklama, oturma eylemiyle sona erdi.   Êlih   İHD Êlih Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 762'nci haftasında Gülistan Caddesi'ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” pankartının açıldığı eyleme, insan hakları savunucularının yanı sıra siyasi parti temsilcileri de katıldı. Bu haftaki eylemde, 13 Kasım 1994 tarihinde Êlih merkezde gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Ahmet Yetişen'in akıbeti soruldu.   Ahmet Yetişen'in kaybedilmesi anlatıldı   Ahmet Yetişen'in kaybedilme sürecini anlatan İHD üyesi Ali Karadoğan, “13 Kasım 1994 tarihinde saat 19.00 ile 23.00 arasında askerler, polisler ve köy korucuları Ahmet Yetişen'in evine baskın yaptılar. Ahmet'i orada bulamayan güvenlik güçleri, oğlu Hanifi'yi alarak H.S. ve N.G.'nin evine gittiler. N.G.'nin evinde bulunan Ahmet'i de alarak hepsini Batman Komando Tabur Komutanlığı'na götürdüler. Hanifi ertesi gün serbest bırakıldı. O günden itibaren Ahmet'ten haber alınamadı” dedi.   Ailenin yıllar boyunca yaptığı başvurulara dikkat çeken Ali Karadoğan, “23 Mart 1995 tarihinde Ahmet'in akrabaları, aralarında Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı ve TBMM'nin de bulunduğu birçok makama başvurarak Ahmet'in zorla kaybedildiğini bildirdiler. 30 Eylül 1998 tarihinde eşi Türkan, Ahmet'in gözaltına alınması ve zorla kaybedilmesinden sorumlu kişilerin cezalandırılması için Batman Cumhuriyet Savcılığı'na şikâyette bulundu. Aynı gün savcı ve Batman Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Birimi'nde (TMB) görevli polisler tarafından ifadesi alındı. Batman TMB, gözaltı kayıtlarında Ahmet Yetişen'in bulunmadığını, kendisinin 23 Ekim 1996 tarihinden beri PKK üyesi olarak arandığını belirtti. Batman Jandarma Komutanlığı da Ahmet ile ilgili kayıtlarında bir bilgi olmadığını belirtti” ifadelerini kullandı.   ‘Ailenin başvuruları sonuçsuz kaldı’   Ahmet Yetişen'in akıbetinin açığa çıkarılması için yürütülen hukuki sürece değinen Ali Karadoğan, şöyle devam etti: “19 Şubat ve 25 Nisan 1999 tarihlerinde Ahmet için daimi arama kararı çıkarıldı. 29 Mart 2001 tarihinde savcı tekrar bir arama kararı çıkardı. 3 Aralık 2003 tarihinde YAKAY-DER, İstanbul Fatih Savcılığı'na aralarında Ahmet'in de bulunduğu 160 kayıp kişi hakkında başvuruda bulundu. Fatih Savcılığı dosyayı Batman Savcılığı'na gönderdi ve burada ikinci bir soruşturma açıldı. 22 Ocak 2004 tarihinde iki dosya birleştirildi.   Hanifi, birkaç kez daha Batman Savcılığı'na babasının zorla kaybedilmesinden sorumlu kişilerin bulunması ve cezalandırılması için başvuruda bulundu. Ancak bir sonuç alamadı. Batman Savcılığı'ndaki soruşturma hâlen sürmektedir. 12 Mayıs 2006 tarihinde Ahmet Yetişen'in ailesinin AİHM'e yaptığı başvuru sonucunda AİHM, başvurunun altı ay kuralına uyulmayarak geç yapıldığı gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı verdi.”   Açıklama, oturma eylemiyle sona erdi.   Colemêrg   İHD Colemêrg Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 252'nci haftasında Gever (Yüksekova) ilçesindeki İHD binasında bir araya geldi. Gözaltında zorla kaybettirilenlerin fotoğraflarının taşındığı eylemde, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” pankartı açıldı. Bu haftaki eylemde, 8 Kasım 1985 tarihinde gözaltına alındıktan sonra katledilen 22 yaşındaki Eskişehir Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi öğrencisi Hamza Tutan'ın akıbeti ve failleri soruldu.   Basın açıklamasını İHD Colemêrg Şubesi yöneticisi Evin Tan Demirkan okudu. Failler bulunana kadar mücadelelerini sürdüreceklerini belirten Evin Tan Demirkan, “Bizler hak savunucuları olarak haksız ve hukuksuz bir biçimde katledilen sevdiklerimiz için Türkiye'nin en uzun soluklu ve barışçıl eylemselliğini gerçekleştiriyoruz. Bu eylemselliğimiz, yetkililerin insan hayatını tehdit eden uygulamalarına karşı yaşam hakkını savunan tarafın temsilcisidir. Evladının akıbetini arayan annelerimizin bu onurlu mücadelesi üç kuşaktır devam ediyor” dedi.   Hamza Tutan'ın hikâyesi okundu   Ardından Hamza Tutan'ın kaybedilme ve katledilme sürecine ilişkin hazırlanan metin okundu. Metinde şu ifadelere yer verildi: “Eskişehir Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi öğrencisi 22 yaşındaki Hamza Tutan, babasına ait Doğu Palas Oteli'ni işletiyordu. Yüksekova Emniyet Amirliği tarafından yapılan bir operasyon kapsamında Hamza Tutan, işlettiği otelde insanların gözleri önünde gözaltına alındı. Bir süre sonra Hamza Tutan'ın annesini evinden alan polis ekipleri, anneyi emniyete götürdü. Burada bir odaya götürülen anneden bir cesedi teşhis etmesi istendi. Oğlunu katledilmiş halde gören anne baygınlık geçirdi. Hamza Tutan'ın cenazesi üç saat sonra evinin önüne bırakıldı ve ailesine kalp krizi geçirdiği söylendi.   Hamza Tutan'ın vücudunda ağır darp izleri olduğunu tespit eden Tutan ailesi, Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Başvurunun ardından cenaze İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.   Adli Tıp Kurumu, kollarda ve bacaklarda yüksek voltajlı elektrik akımına bağlı yanıklar tespit etmesine rağmen ölüm nedeninin elektrik akımı olup olmadığının belirlenemediğine ilişkin rapor yayımladı. Bunun üzerine altı polis memuru görevinden uzaklaştırıldı. Dönemin Hakkâri Sıkıyönetim Komutanlığı ise ilgili mercilerle iletişime geçerek açığa alınan polis memurlarına 'kolaylık gösterilmesini' istedi.   Böylelikle polis memurlarının tamamı başka kentlerde görevlerine iade edildi. Hamza Tutan'a ilişkin dosya, 'kovuşturmaya yer olmadığı' kararıyla kapatıldı.”