Cumartesi Anneleri: Adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz 2026-10-31 13:22:29   İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, bin 127’nci haftada Dargeçit’te 1995 yılında gözaltında kaybettirilen yedi kişinin akıbetini sorarak, “Dargeçit Dosyası bizim için kapanmayacak” dedi.    Cumartesi Anneleri, gözaltında zorla kaybettirilen ve katledilen yakınlarının akıbetini sormak için İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde bulunan Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelerek eylemlerinin bin 127’ncisini gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde, zamanaşımı gerekçe gösterilerek faillerin hesap vermesinin engellendiği Dargeçit Dosyası'na dikkat çekildi. Eyleme Cumartesi Anneleri’nin yanı sıra çok sayıda hak savunucusu katıldı. Eylemde katledilen ve kaybettirilenlerin fotoğrafları ile karanfiller taşındı.   Eylemde basın açıklamasını Cumartesi İnsanları’ndan Gamze Elvan okudu.            Kayıp hikayesi   Dargeçit’te 1995 yılında düzenlenen ev baskınlarında çok sayıda kişinin gözaltına alındığını hatırlatan Gamze Elvan, gözaltında kaybettirilenlerden uzun yıllardır haber alınamadığına ve ailelerin yıllarca süren arayışına dikkat çekti. Gamze Elvan, “29 Ekim–8 Kasım 1995 tarihleri arasında Mardin’in Dargeçit ilçesinde, ağır silahlı askerler ve korucular tarafından ev baskınları düzenlendi. Aralarında dört çocuk, iki lise öğrencisi ve iki kadının da bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı ve Dargeçit Jandarma Taburu’na götürüldü. Gözaltına alınanlardan bazıları bir süre sonra serbest bırakıldı. Ancak 12 yaşındaki Davut Altunkaynak, 13 yaşındaki Seyhan Doğan, 16 yaşındaki Nedim Akyön, 19 yaşındaki Mehmet Emin Aslan, 20 yaşındaki Abdurrahman Olcay, 21 yaşındaki Abdurrahman Coşkun ve 57 yaşındaki Süleyman Seyhan’dan bir daha haber alınamadı. Yakınlarının akıbetlerini öğrenmek için başvurduğu yetkililer, ailelere ‘Sorgu sonrası serbest bıraktık, dağa gitmişler’ yanıtını verdi” ifadelerini kullandı.   'Ailelerin adalet mücadelesiyle dosya yeniden açıldı'   Süleyman Seyhan’ın cenazesinin aylar sonra bulunduğunu ve yaşananların aydınlatılması için yürütülen mücadeleyi vurgulayan Gamze Elvan, “Olaydan dört ay sonra, 6 Mart 1996 tarihinde, Süleyman Seyhan’ın bedeni bir kuyuda bulundu. Seyhan’ın bulunmasından yalnızca iki gün sonra, Dargeçit Jandarma Taburu’nda görevli uzman çavuş Bilal Batırır da kaybedildi. Batırır’ın, taburda yaşananları üst makamlara aktarabilecek olması nedeniyle kaybedildiği değerlendirildi. Kayıplarının akıbetini öğrenmek ve sorumluların ortaya çıkarılmasını sağlamak için ailelerin yaptığı suç duyuruları etkin biçimde soruşturulmadı, takipsizlik kararlarıyla sonuçlandırıldı. Ancak aileler adalet arayışından vazgeçmedi. Ailelerin ve İnsan Hakları Derneği’nin 29 Mayıs 2009 tarihli başvurusu ile İHD Mardin Şubesi’nin yürüttüğü çalışmalar sonucunda Dargeçit Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı yeniden açarak soruşturma başlattı” dedi.    'Cenazelerde işkence izlerine ulaşıldı'   Yeniden açılan soruşturmanın, kaybedilen kişilerin akıbetine ilişkin somut deliller bulunduğunu aktaran Gamze Elvan, kazı çalışmalarında kemiklere ulaşıldığını ve cenazelerde işkence izlerinin tespit edildiğini aktardı. Gamze Elvan, “Bu soruşturma, yıllardır inkâr edilen gerçeği ortaya çıkardı: Dargeçit’te gözaltına alınan kişiler öldürülmüş ve kuyulara gömülmüştü. 2012–2015 yılları arasında tanık beyanları doğrultusunda gerçekleştirilen kazılarda, gözaltına alınan kişilere ait kemiklere ulaşıldı. Kemikler, geçmişte sivillerin girişine yasaklanmış özel askerî bölgedeki kuyularda bulundu. Kemiklerde ağır işkence izleri tespit edildi” dedi.   '18 sanık delillere rağmen beraat ettirildi'   Dargeçit Dosyası kapsamında 18 kişi hakkında dava açıldığını, ancak faillerin beraat ettirildiğini hatırlatan Gamze Elvan, dosyadaki tanık beyanları ve delillere rağmen verilen kararın cezasızlığı derinleştirdiğini söyledi. Gamze Elvan, “Dosyada, sanıkların sorumluluğuna işaret eden, birbirleriyle tutarlı çok sayıda tanık beyanı ve bu beyanları destekleyen deliller bulunuyordu. Bütün bunlara rağmen mahkeme, 4 Temmuz 2022 tarihinde ‘somut, kesin, inandırıcı delil elde edilemediği’ gerekçesiyle 18 sanığın beraatına karar verdi. Dargeçit dosyasında adaletin sağlanması; kimin, hangi emirle, hangi sorumlulukla bu suçlara karıştığının ortaya çıkarılması ve tüm sorumluların hukuk önünde hesap vermesinin sağlanmasıyla mümkündür” diye konuştu.   Mücadele vurgusu   Kayıpların akıbeti açıklanana ve sorumlular hesap verene kadar mücadeleden vazgeçmeyeceklerini yineleyen Gamze Elvan,“1127’nci haftamızda bir kez daha söylüyoruz: Kayıplarımızın akıbeti açıklanana, tüm sorumlular hesap verene ve adalet sağlanana kadar Dargeçit Dosyası bizim için kapanmayacak! Kaç yıl geçerse geçsin; Davut Altunkaynak, Seyhan Doğan, Nedim Akyön, Mehmet Emin Aslan, Abdurrahman Olcay, Abdurrahman Coşkun ve Süleyman Seyhan ve Bilal Batırır için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi.   Eren Keskin: Failler hala yargılanmadı   Daha sonra konuşan İHD Merkez Yönetim Kurulu üyesi avukat Eren Keskin, Dargeçit kayıplarının cenazelerinin kuyudan çıkarıldığı gün yaşadığı anı anlatarak, faillerin aradan geçen yıllara rağmen yargılanmadığına dikkat çekti. Eren Keskin, "Hazni'nin abisi Seyhan'ın kazağını görünce 'Abimin kazağı' diyerek kuyuya atladığını hiç unutmuyorum. İkisi de yaşıyor, hayattalar. Sorgulanmadılar, ceza almadılar" diyerek Davut Altınkaynak'ın babasının gönderdiği mektubu okudu.   ‘Topraktan sessiz bir tanıklık kaldı’   Davut Altınkaynak'ın babası Abdülaziz Altınkaynak'ın gönderdiği mektup: "Analardan ağıtlar, topraktan sessiz bir tanıklık kaldı. Yıllar geçti. Toprak birer birer onların izlerini geri verdi. Ama adalet hâlâ bulunmadı. Bugün hâlâ o yedi isim bir umut gibi yankılanıyor. Unutmadık, unutmayacağız. 31 yıldır onlar için adalet mücadelesi veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz. Ne yazık ki biz Dargeçitli kayıplarımızın kemiklerini kuyulardan çıkardık. Ama bunların katilleri ellerini, kollarını sallayarak geziyorlar. Devlet onları cezasızlıkla ödüllendiriyor. 31 yıl daha geçse bu davanın peşini bırakmayacağız ve bütün kayıplarımızın akıbetini sormaya devam edeceğiz. Hepinize sevgi ve selamlarımı iletiyorum."   Eylem, karanfillerin Galatasaray Meydanı’na bırakılmasıyla sona erdi.