'AKBK adım atmazsa meşruiyetini bitirir' 2026-06-23 09:06:58   Devrim Fındık   İSTANBUL - AKBK'nin yapacağı toplantıya ilişkin konuşan DEM Parti'li Özgül Saki, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve 4 bine yakın siyasi tutsağın "Umut hakkını" gündeme almasını isteyerek, "Umut hakkı evrensel bir zorunluluktur. Konsey adım atmazsa kendi meşruiyetini tamamen bitirir" dedi.   Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 9-11 Haziran 2026 tarihlerinde Strazburg’da gerçekleştirdiği bin 563'ncü İnsan Hakları toplantısında, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 24 ülkedeki AİHM kararlarının icra süreçlerini denetledi. Toplantıda öne çıkan ana gündem maddelerinde Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Osman Kavala dosyalarında "derhal serbest bırakılma" çağrılarını yineledi.    Gözler şimdir Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin (AKBK) 26 Haziran’da yapacağı toplantıda... Bu toplantıda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve siyasi tutsakların "Umut hakkı"nın gündeme alınması bekleniyor.    Toplantı öncesi dünyanın birçok yerinde AKBK'nin "Umut hakkı"nı gündeme alması ve hayata geçirilmesi üzerine çağrılar yapılıyor. Nobel ödüllü 82 aydın, sanatçı da AKBK'ye mektup göndererek, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın fiziki özgürlüğü için "Umut hakkı"nın tanınmasını istedi.    DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki ile AKBK'nin toplantısı ve sorumluluklarına dair konuştuk.    ‘Konsey adım atmazsa meşrutiyetini bitirir’   Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin 9-11 Haziran toplantılarında konuyu doğrudan gündeme almamasını "Kaçamak bir yol" olarak nitelendiren Özgül Saki, Konsey’in Türkiye’ye Haziran sonuna kadar süre verdiğini hatırlattı. Özgül Saki, "Süre verdik diyerek sorumluluktan kaçamazlar. Umut hakkı, 2013’ten beri hem Avrupa’nın hem de Türkiye’nin gündeminde. Bugün kapitalist modernite ve emperyalist odaklar eliyle dünya yeniden şekillenirken, Avrupa’nın eşitlik, özgürlük ve insan hakları değerleri ile uluslararası hukuk kurumlarının işlevi gittikçe azalıyor. Konsey, kendi ceza kanunlarında ‘tutsakların özgür toplumla bütünleşmesi kolaylaştırılmalıdır’ derken, AİHS’in 3’üncü maddesiyle işkenceyi yasaklar. Bir insanın hiçbir koşulda dışarı çıkamayacağı fikri başlı başına bir işkencedir. Konsey adım atmazsa kendi meşruiyetini tamamen bitirir" dedi.   ‘Umut hakkı 4 bin tutsağı ilgilendiriyor’   "Umut Hakkı"nın hiçbir siyasi pazarlığa ya da sürece bağlanamayacak evrensel bir hak (Mandela Kuralları) olduğunun altını çizen Özgül Saki, Türkiye’nin ölüm cezasını ağırlaştırılmış müebbete çevirdiği andan itibaren bu hakkın otomatik olarak devreye girmesi gerektiğini belirtti. Özgül Saki, "Bu durum ilk etapta ölüm cezası alan bin 453 mahkumu ilgilendiriyor gibi görünse de özellikle 2015 sonrasındaki Kobanî kumpas davalarını ve onlarca yıla varan cezaları düşündüğümüzde, zindanlardaki yaklaşık 4 bin tutsağı yakından ilgilendiriyor. AKP iktidarı bunu sürece bağlayan, bir pazarlık kozu olarak kullanmak isteyen bir mantıkla yaklaşıyor. Biz buna itiraz ediyoruz. Kürt sorununun demokratik, siyasal çözümünde ve Türkiye’nin demokratikleşmesinde umut hakkı kilit ve özel bir öneme sahiptir" ifadelerini kullandı.   'Özgürlük korkusu   İktidarın AİHM kararlarını uygulamakta ayak sürümesinin arkasındaki esas motivasyonun "özgürlük korkusu" olduğunu vurgulayan Özgül Saki, resmi düzeyde söylenmese de asıl kaygının Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala ile Kobanê ve Gezi tutsaklarının serbest kalması olduğunu ifade etti. Özgül Saki, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: "Çünkü hem Kobanê hem de Gezi sürecinde bu topraklarda muazzam bir direniş hareketi açığa çıktı. Baskı ve sömürüye karşı eşit, özgür bir yaşam iradesiydi bu. Bu iktidarın programında kadınlar için özgürlük, halklar için eşitlik yok. Bu yüzden etkili siyasi figürlerin toplumsal siyasete katılımını engellemek istiyorlar. Ancak iktidarın mazeretler üreterek bu süreci tıkaması, toplumun barış ve ortak yaşam umudunu katlediyor, çoklu krizleri derinleştiriyor."   ‘Mücadeleyi büyüteceğiz’   Zindanlardaki idare ve gözlem kurullarının hukuksuz kararlarına, hasta tutsakların durumuna ve tecride dikkat çeken Özgül Saki, krizlerden beslenen savaş politikalarına karşı direnişi büyüteceklerini söyledi. İktidara seslenen Özgül Saki, "Korkunun ecele faydası yok. Bu düzenlemeleri yapmak zorundasınız. Bu topraklarda eşitlik ve özgürlük mücadelesi ne halklar açısından, ne Kürt halkı, ne işçi sınıfı, ne de kadınlar açısından hiçbir zaman bitmedi, bitmeyecek. Mecliste, sokakta, hukuk kurumlarında, bulunabildiğimiz her yerde işkence yasağına ve insan haklarına uygun davranılması için mücadele edeceğiz. Muhalefeti hem içeride hem uluslararası düzeyde sıcak tutacağız" diye konuştu.