Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi: Barışı savunmak suç değildir 2026-01-22 19:29:13   İZMİR - Rojava’ya dönük saldırıları protesto etmek amacıyla İzmir’de bir araya gelen Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, yaptıkları açıklamada saldırıların Kürt halkını zorla göç ettirme politikasının parçası olduğunu belirterek, “Barışı savunmak suç değildir” dedi.   HTŞ çeteleri ve Türkiye’nin desteklediği paramiliter grupların Rojava’ya dönük saldırılarına karşı İzmir’de yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştiren Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi üyeleri, Konak ilçesinde bulunan YKM önünde bir araya geldi. Buradan Akbank’a kadar yürüyen kadınlar, eylem boyunca “HTŞ çetelerine destek Suriye’de katliam demektir”, “Kadınlar direnen Kürt halkının yanında” pankartlarını taşıdı. Eylemde sık sık “Jin, Jiyan, Azadî”, “Kurdistan goristan ji bo faşistan”, “Bijî berxwedana Rojava” sloganları atıldı. Yürüyüşün ardından basın açıklamasını kurum adına Avukat İpek Sarıca okudu. Açıklamanın ardından kadınlar birbirlerinin saçlarını ördü.   ‘Saldırılar Kürtleri zorla göç ettirme politikasıdır’   HTŞ çetelerinin direnişe karşılık halka ağır işkenceler uyguladığını ve bu görüntüleri medyaya servis ettiğini belirten Avukat İpek Sarıca, özellikle direnişçi kadınların binalardan atıldığı görüntülerin paylaşılmasının kadınların doğrudan hedef alındığını açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.   HTŞ çetelerinin Halep’te Süryani ve Kürt mahallelerinde yaşayan halka ve kadınlara yönelik şiddet ve katliamlarının, Türkiye’deki barış sürecini baskı altına almanın ve teslimiyeti dayatmanın bir manivelası olduğunu vurgulayan İpek Sarıca, “Bu saldırılar, yıllardır hem Türkiye’de hem de Kürtlerin yaşadığı farklı coğrafyalarda süren; Kürtleri yerinden etme ve zorla göç ettirme politikalarının devamıdır. HTŞ çetelerinin kadınlara yönelik savaş suçlarının, Ortadoğu’da ve bizzat Türkiye’de barış ve halkların özgürlüğü için mücadele eden tüm kadınlara, hepimize, cihatçı ve militarist erkek şiddetinin tehdidi olduğunu biliyoruz. Halep’te yaşananlara karşı sessiz kalmıyor; çatışmalar durmasına rağmen ablukaların ve kuşatmaların sürdürülmesini ve başka bölgelere yönelen saldırıları kabul etmiyoruz” dedi.   Kalıcı barış talebini yineleyen İpek Sarıca, bunun kararnamelerle değil; Kürtlerin, Alevilerin, Dürzilerin, Hıristiyanların ve makbul sayılmayan tüm halkların hak ve özgürlüklerinin demokratik bir anayasa ile güvence altına alınmasıyla mümkün olabileceğini belirtti. İpek Sarıca, Suriye’de halkların ve kadınların eşitlik ve barış içinde yaşayabilmesinin emperyalist müdahalelerle değil, halkların kendi talepleri ve iradeleri doğrultusunda kendilerini yönetebilecekleri bir demokrasinin inşasıyla mümkün olacağını söyledi.   ‘Barışı savunmak suç değildir’   Halep’teki çatışmalara karşı yükselen barış taleplerinin Türkiye’de giderek baskı altına alındığını kaydeden İpek Sarıca, barış talebiyle yapılan basın açıklamaları ve eylemler sırasında yaşanan gözaltılar, ev baskınları ve tutuklamaların ifade özgürlüğü ile demokratik haklar açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.   İpek Sarıca, “Barışı savunmak suç değildir. Buna rağmen barış talebinin kriminalize edilmesi, Türkiye’de yürütülmesi gereken barış sürecini doğrudan etkiliyor ve barışın toplumsallaşmasını engelliyor” ifadelerini kullandı.   İpek Sarıca, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “HTŞ makbul saymadığı her etnik ve inanç grubunu katletmeye çalıştıkça, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelelerine saldırdıkça ne kimse güvende olabilir ne de demokratik bir barış mümkün olur. Biz kadınlar; Kürtlere, Alevilere, Süryanilere ve Dürzilere yönelik katliamların durması için sesimizi yükseltiyor, direnen kadınların yanında durarak ortak mücadelemizi büyütüyoruz.”