Çocuklar için çağrı: Barışı sağlayın

  • 14:21 4 Haziran 2024
  • Çocuk
 
AMED - Amed’de çok sayıda kurum 4 Haziran Uluslararası Çatışma Kurbanı Çocuklar Günü’nde yaptığı açıklamada, çocuklara dönük hak ihlallerine ve çözüm yollarına dikkat çekti. Kurumlar, çocuklar için “barışçıl atmosferin sağlanmasının” gerekliliğine işaret etti.
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu, Amed Barosu Çocuk Hakları Merkezi, Göç ve İnsani Yardım Vakfı, Çocuk Çalışmaları Derneği, Rengârenk Umutlar Derneği, Çocuklar İçin Adalet Derneği ve Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Amed Şubesi, “4 Haziran Uluslararası Çatışma Kurbanı Çocuklar Günü” vesilesiyle İHD Amed Şubesi’nde ortak açıklama yaptı. Açıklamayı kurumlar adına İHD Amed Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu üyesi Avukat Berfin Elçi okudu.
 
‘Barışçıl dünyanın çok uzağındayız’
 
4 Haziran’ın 1982 yılında Birleşmiş Milletler (BM) tarafından çocukların her türlü sömürüsüne dikkat çekerek engel olmak amacıyla, “Uluslararası Çatışma Kurbanı Çocuklar Günü” olarak ilan edildiğini hatırlatan Berfin, “Gelinen aşamada görmekteyiz ki çocukların başta yaşama ve gelişme hakkı olmak üzere temel haklarının korunduğu, çocuğun yüksek yararının gözetildiği ve çocukların özgürce yaşayacakları barışçıl bir dünyanın çok uzağında bulunmaktayız. Bilakis; dünya üzerinde giderek artan savaş ve çatışma ortamı nedeniyle çocuk sömürüsünün arttığına ve çocuklar için giderek daha da karanlık bir geleceğin yaklaştığına üzülerek tanıklık etmekteyiz” dedi.
 
‘Yüzlerce sivil yaralandı’
 
Dünyanın birçok bölgesinde savaş ve çatışmalar nedeniyle çocukların maruz kaldıkları hak ihlallerinin korkunç boyutlara ulaştığını kaydeden Berfin, İsrail ve Filistin arasındaki savaşta çocukların etkilenmesine dikkat çekti. Berfin, “İsrail ve Filistin devletleri arasında on yıllardır devam eden ve 2023 yılı Ekim ayından beri yeniden alevlenen savaş hali, tarihsel süreç içerisinde başta çocuklar ve kadınlar olmak üzere on binlerce sivilin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanmıştır. Egemen ülkelerin birçoğu ise bu savaşı sonlandırmak için çaba sarf etmek yerine, savaşan devletlerin yanında yer alarak çatışma halinin daha da artmasına neden olmuş, dahası silah desteği ve savaşı kızıştıran politikalar ile savaşa dolaylı katılım sağlamıştır. İsrail devleti; Filistin’e yönelik saldırılarında savaş hukukunu çiğnemiş ve yoğun sivil ölümlerine sebep olmuştur” şeklinde konuştu.
 
‘Güvence altına alınan birçok hak ihlal edilmiştir’
 
Berfin, Türkiye’de de Kürt meselesinin çözümsüzlüğünün bir sonucu olarak 40 yılı aşkındır süren çatışmalı sürecin getirdiği şiddet ortamına işaret ederek, şunları kaydetti: “Kolluk görevlileri tarafından açılan ateş, patlayıcı maddelerin infilakı, zırhlı araç çarpması gibi sebeplerle yüzlerce çocuk yaşamını yitirmiş. Yaşanan bu ağır insan hakları ihlalleri nedeniyle yapılan soruşturmalarda faillerinin cezasız bırakılmaları ise genel bir uygulama haline gelmiştir. Coğrafyamızda devam eden çatışmalı süreç nedeniyle çocukların yaşam hakkı dışında ifade özgürlüğü hakkından toplanma özgürlüğü hakkına, eğitim hakkından sağlık hakkına kadar ulusal ve uluslararası hukuk ile güvence altına alınan birçok hakkı defaatle ihlal edilmiştir.”
 
Türkiye’de çocuk haklarına dair devam eden genel sorunlar açısından kapsamlı ve yapıcı bir politika yürütülmediğini hatırlatan Berfin, çocuklara dönük ihlalleri şöyle sıraladı:
 
“* Faili meçhul çocuk cinayetlerinin cezasız bırakılması,
 
* Çocuk yargılamalarında adil yargılanma hakkını zedeleyen kural ve uygulamalar,
 
* Çocukların anadilde eğitim haklarının tanınmayarak kendi kimlik ve kültürlerinden koparılmalarına yönelik politikalar,
 
* Ekonomik daralmadan ötürü çocukların asgari beslenme ve sağlık koşullarına erişiminin zorlaşması,
 
* Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni müfredat ve önceki eğitim uygulamaları ile bir toplum mühendisliği olarak dindar yeni nesil dayatması,
 
* Siyasetin, medyanın ve sosyolojinin etkisiyle çocukların şiddete yönelimi,
 
* Çocukların katılım ve ifade özgürlüğü gibi pozitif haklarının yok sayılması,
 
* Göçmen çocukların uğradıkları ırkçılık ve ayrımcılık,
 
* Çalıştırılan ve dilendirilen çocuklar,
 
* Çocuğa yönelik şiddet ile çocuk istismarındaki artış ve bu vakalardaki kısmi cezasızlık halleri.”
 
Çağrı
 
Berfin, son olarak bu ihlallere karşı yapılması gerekenleri şöyle dile getirdi: “Geleceğe yönelik karamsarlığımızı besleyen bu sorunların sebebi her ne kadar başta siyaset erki olmak üzere kamu gücünün uygulamaları ise de; çocuklara yönelik mahcubiyeti ve sorumluluğu bizler dahil tüm yetişkin insanların üzerindedir. Başta Türkiye olmak üzere uluslararası kamuoyunu İsrail - Filistin savaşının sona erdirilmesinde aktif rol almaya çağırıyor, Türkiye devleti açısından ise iktidar partilerini; temelde barışçıl bir ülke atmosferini sağlamak suretiyle, uluslararası sözleşmeler, iç hukuk ve çocuk psikolojisi temel kurallarının çocuk yararına getirdiği ilkelere uymaya; çocuklar üzerinden yeni nesil projelerini sonlandırmaya; çocukların anadilde eğitim haklarını tanımaya; çocuk ölümleri ve çocuk istismarı vakalarındaki cezasızlık politikalarını sonlandırmaya; çocukların sağlık ve beslenme haklarını ekonomik koşullardan etkilenmeyecek şekilde sağlamaya; çocuklara yönelik ırkçı ve ayrımcı uygulamaların sonlanması için tedbirler almaya davet ediyoruz.”