9 Ekim’in yıl dönümünde kadınlar: Barışta ısrarcıyız
- 09:01 8 Ekim 2026
- Güncel
İSTANBUL/WAN -9 Ekim Komplosu’nun yıl dönümünde konuşan kadınlar, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki İmralı Adası’ndaki tecridin kaldırılması ve cezaevindeki tüm tutsakların serbest bırakılması çağrısında bulunarak, “Tüm dünya Öcalan’ı bekliyor” dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplonun yıl dönümü yaklaşırken mikrofonumuza konuşan kadınlar, 9 Ekim Komplosu’nun ve İmralı’daki tecridin amacına ulaşamadığının altını çizerek, kalıcı bir barışın sağlanması için mücadeleyi büyüteceklerini ve sürecin öznesi olmaya devam edeceklerini vurguladı.
‘Umuyoruz ki bu süreç komploya dönüşmez’
Şahristan Pehlivan: “Biz süreci somut adımlarla devam ettirdik, şimdi sıra devlette. Kardeşlik, barış istiyoruz. Eğer onlar barış istemiyorlarsa baştan tavırlarını belli etselerdi, biz de ona göre hareket ederdik. Mecbur bu süreci tamamlamaları lazım. Öcalan ve tüm tutsakların serbest bırakılması için gün sayıyoruz. Heyecandan uyumuyoruz, artık sürekli telefondan gündemi takip ediyoruz. Biz barışta ısrarcıyız. Diğer devletler araya girmesin, kendimiz kardeşlik barışını sağlayalım. Umuyoruz ki bu süreç komploya dönüşmez."
‘Kürt halkı da Öcalan’dan vazgeçmedi’
Gönül Aslan: “9 Ekim Komplosu’yla başlayan bir süreç vardı. Sayın Öcalan’a ağır tecritler uygulandı. Bu ağır koşullara rağmen bu süreçten ve halktan hiç vazgeçmedi. Kürt halkı da Öcalan’dan vazgeçmedi. Öcalan üzerindeki ağır tecridi kabul etmiyoruz. Devam eden barış sürecinde de kadınlar, çocuklar eylemlerle kendi iradesini ortaya koydu. Her şeye rağmen halk alanlardaydı. Kadınlarımız beyaz tülbentleriyle kendilerini gösterdi. Bu süreçte kadınların rol almasını istiyoruz. Her iki taraftan da gençler ölmesin. Kürt halkının da özne olmasını istiyoruz.”
‘Serok tecrit altında’
Barış Annesi Fatma Yılmaz: “Sayın Öcalan üzerindeki komployu kınıyoruz ve artık bunu kabul etmiyoruz. Artık yeter diyoruz, bu kirli savaşı istemiyoruz. Önderimizin tutuklandığını öğrendiğimde çok üzüldüm ama Öcalan zindanda olmasına rağmen kendi halkından vazgeçmedi. Onlar için mücadele etti, süreci masaya taşıdı. Şimdi bizim de birlik olmamız lazım, süreci desteklememiz lazım. Serok kendinden çok halkını düşünüyor, onun mücadelesini veriyor."
‘Kürt halkı 26 yıldır mücadelesini sürdürüyor’
Barış Annesi Sabiha Bozan: “9 Ekim Komplosu’nu lanetliyoruz. Onu başka bir ülkeden uçakla Türkiye’ye teslim ettiler. İngiltere, Avrupa, tüm dünya birlik olup önderimize komplo kurdular. Önderimiz tutuklandığında üzüldük; dünya bizim için durdu, her şey bitti dedik. Sanki akan sular, güneş durdu bizim için. Avrupa devletleri komployu yaptı, topu Türkiye’ye attı. O dönem Ecevit’in eli ayağına dolandı, onlar da ne yapacaklarını şaşırdı. Tüm halk ayağa kalktı; bazı gençlerimiz bu uğurda ses getirmek için bedenlerini ateşe verdiler. Avrupa’dan Kürdistan’a, metropollere kadar yapılan eylemleri hiç kimse unutamaz, unutulmamalı da. Biz anneler de o süreçten bu yana ‘Ne yapalım, nasıl bir mücadele yürütelim?’ diye sürekli kendimize sorduk. O günden bugüne her yıl 15 Şubat Komplosu öncesi 9 Ekim’i lanetledik. MHP o gün ‘İdam edeceğiz’ dedi. Bahçeli de tüm dünya da biliyor ki Öcalan o gün idam edilseydi tüm dünya birbirine girerdi. Tüm Kürt halkı da kendini her şeye hazırlamıştı; öyle bir karar verilseydi kendilerini feda edeceklerdi.
Anneler olarak sürekli ‘Ne yapalım da gençler bedenini yakmasın, buna engel olalım?’ dedik; çünkü anne olarak bunları görmek canımızı çok yakıyordu. Kimse kendini başka biri için yakmadı ama Kürt halkı kendi önderliği için bedenini yaktı. 26 yıldır Abdullah Öcalan Kürt halkının lideridir ve Kürt halkı da bunu kabul etmiştir. Son süreçte Bahçeli partimize barış eli uzattı. Biz anneler bunu görünce hem şok olduk hem de kafamızda ‘Bu da mı bir komplo?’ diye çelişkiler oluştu. Yine de bundan dolayı mutluyuz ancak her zaman 9 Ekim ve 15 Şubat’ı lanetlemeye devam edeceğiz. Umut ediyoruz ki barış ve kardeşliği görürüz.”
‘Komployu kınıyoruz’
Besê Aydoğan: “Önderliğimize ve halka yönelik komployu kınıyoruz. Önderliğimiz özgür olmadıkça, cezaevindeki tutsaklarımız özgür olmazsa barış da olmaz. Kabul etmiyoruz. İki yıldır devam eden bir süreç var. Biz iki yıldır devletin bir adım atmasını bekliyoruz ama henüz bir adım yok. Gözümüz süreçte ve atılacak adımlarda. Eğer olmazsa biz de bu sürece inanamayız. Cezaevlerinin kapıları açılmazsa, tutsaklarımız ve Önderliğimiz özgürlüğüne kavuşamazsa olmaz. Canımız ve ruhumuzla Önderliğimizin, çocuklarımızın ve tutsaklarımızın yanındayız. Eğer Önderliğimizin özgürlüğü sağlanmazsa süreç de ilerlemez. Ben bir anne olarak söylüyorum, Önderliğimiz özgür olmazsa hiçbir şeyi kabul etmeyiz.”
‘Devlet adım atsın ki bizler de sürece inanalım’
Kıymet Abi: “Komployu kınıyoruz, biz Önderliğimizin özgürlüğünü istiyoruz. Onun özgür olması, bizim de özgür olduğumuz anlamına geliyor. Önderliğimiz yıllardır tecrit altında ancak biz özgür olmasını istiyoruz. Bir süreç başladı ama nasıl ilerleyecek? Biz sürecin başarıya ulaşmasını ve Önderliğimizin özgürlüğünü istiyoruz. Komployu kabul etmiyoruz ve kınıyoruz. Önderliğimizin hala özgür olmamasını da kabul etmiyoruz. Önderliğimiz özgür olmazsa barış da olmaz. Devlet bu konuda adım atsın ki bizler de sürece daha çok inanalım.”
‘Önderliğimiz özgür olmazsa barış olmaz’
Besê Aslan: “Önderliğimize yönelik komployu kınıyoruz, biz barış ve huzur istiyoruz. Önderliğimizin özgürlüğünü istiyoruz. O özgür olursa hepimiz özgür oluruz. Eğer Önderimiz özgür olmazsa barış olmaz. Biz de özgür olamayız.”
‘Önderliğimizin özgürlüğü bizim de özgürlüğümüz’
Nimet Abi: “Biz barışın olmasını, Önder Apo’nun özgürlüğünü istiyoruz. O özgür olsun ki hepimiz de özgür olalım. Bu sorun çözülmezse bir huzura eremeyiz ama umarım hepimiz özgür günleri göreceğiz. Önderliğimiz herkesin önderi olacak. 9 Ekim komplosunu da kınıyorum. Önderimiz özgür olmazsa süreç de olmaz, barış da olmaz. Biz barış istiyoruz. Gerilla anneleri de asker anneleri de dert çekmesin artık. Bizim taleplerimiz bunlar.”







