'Yasa tek başına kadın odaklı bir çerçeve sunmuyor'
- 09:02 29 Ağustos 2026
- Güncel
Devrim Fındık
İSTANBUL - Emek Partisi İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros, gündemdeki 12 maddelik çerçeve yasa taslağını değerlendirerek yasa taslağının Kürt sorununun demokratik çözümü için tek başına yeterli olmadığını, sürecin güvenlik bürokrasisine hapsedilmeden kadınların örgütlü mücadelesiyle kalıcı barışa dönüştürülebileceğini vurguladı.
Siyasetin gündemine oturan 12 maddelik yeni yasal düzenleme tartışılmaya devam ederken, sürecin kadınlar açısından ne anlama geldiği ve kadın temsiline ne ölçüde alan açtığı kritik bir soru işareti olarak öne çıkıyor. Partilerin genel tutumlarının ötesinde, kararların alındığı masalarda kadınların ne kadar yer bulabildiği ve kurulacak yeni mekanizmalarda nasıl konumlanacağı ise öncelikli bir tartışma konusu. Emek Partisi (EMEP) İstanbul İl Başkanı ve Genel Yönetim Kurulu (GYK) üyesi Sema Barbaros, gündemdeki 12 maddelik çerçeve yasanın sürecin hukuki zemini, yasanın riskleri ve kadınların barış mücadelesindeki rolüne dikkat çekti.
'Yasa tek başına kadın odaklı bir çerçeve sunmuyor'
Söz konusu yasal düzenlemenin genel boyutuna işaret eden Sema Barbaros, “Çerçeve yasaya baktığımızda, silah bırakma ve fesih sürecinin hukuki zemine oturtulmasına ilişkin bir düzenleme olduğunu görüyoruz. Doğal olarak tek başına kadınlara ilişkin maddelerden bahsetmek mümkün değil. Bütün bu fesih ve silah bırakma sürecinin hukuki zeminde kadınların hayatına nasıl bir karşılığı olacaksa öyle bir çerçeve ifade edilebilir. Biz parti olarak silahların bırakılması ve feshedilme sürecinin hukuki zeminde tartışılmasını elbette çok önemli buluyoruz. Ancak bu, Kürt sorununun demokratik ve halkçı çözümü için tek başına yeterli bir tartışma değil” ifadelerini kullandı.
'Barış zemini kadın mücadelesinin sonucudur'
Söz konusu zeminin yaratılmasında kadınların rolüne vurgu yapan Sema Barbaros, “Bu çerçeve yasa, bir mücadelenin sonucu olarak ortaya konuldu ve burada kadınlar çok önemli, güçlü öznelerdi. Süreçle birlikte atılacak adımlar içerisinde elbette Kürt kadınların bugüne kadar yaşadığı pek çok zorluğa ilişkin somut adımlar da atılmış olacaktır” dedi.
'Güvenlikçi yaklaşım siyasal gerçeği ortadan kaldırır'
Çerçeve yasanın taşıdığı risklere de değinen Sema Barbaros, tek merkezci yönetim anlayışının tehlikelerine dikkat çekerek şunları kaydetti: “Bu yasanın şöyle riskleri var: Özellikle yasama, yürütme ve yargı sürecinin tek bir merkezde toplanmasına ilişkin ciddi bir hukuki zemin oluşuyor. Zaten Saray rejiminin kendisi bütün bu yetkileri elinde toplamış durumda. Bunun hukuki zemine oturtulması, Saray rejiminin sermaye güçleriyle birlikte kendi emelleri doğrultusunda iç ve dış politikayı ele aldığı bir tablo yaratıyor. Bu barış sürecini sadece bir güvenlik çerçevesiyle, güvenlik diplomasisiyle sınırlamak, Kürt sorununun siyasal bir yanı olduğu gerçeğini ortadan kaldırır. Bu nedenle çerçeve yasayı çok sınırlı bir hukuki zemin olarak görmek gerekir. Aksi takdirde Kürt sorununun siyasal yanı görmezden gelinmiş olur.”
'Eşit temsili kadın mücadelesi sağlayacak'
Kurulacak komite ve mekanizmalarda kadınların eşit temsiline ilişkin iktidarın bir kaygısı olmadığını belirten Sema Barbaros, eşit temsilin ancak mücadeleyle kazanılacağını şu sözlerle vurguladı: “İktidarın bu konuda eşit temsili sağlamak gibi özel bir planı ya da derdi yok. Bunu zorlayan asıl güç, Kürt kadın hareketinin kendisi ve kadın kurumlarıdır. Kadınlar, savaş boyunca barışı toplumsal bir hafıza olarak ortaya koymak ve barış adımlarını atmak için en güçlü özneler oldu. Kadınların sürece dâhil olması yönünde ciddi ısrarları ve mücadele birikimi var. Eşit temsiliyeti garantiye alacak olan da iktidarın niyeti değil, kadınların ortaklaşmış mücadelesi olacaktır.”
'Somut adımlar atılmalı, kayyumlar kaldırılmalıdır'
Kalıcı bir barış ve demokratik çözüm için acilen atılması gereken adımları sıralayan Sema Barbaros, şu çağrıda bulundu: “Kadınlar savaş döneminde göçle, yoksullukla, baskıyla ve şiddetle doğrudan karşı karşıya geldi. Eğer bugün somut adımlar atılacaksa ilk olarak kayyumlar ortadan kaldırılmalı, AYM ve AİHM kararları uygulanmalı, seçilmiş siyasi temsilciler, belediye başkanları ve hasta tutsaklar serbest bırakılmalıdır. Ana dilinde kamusal hizmetlerin verilmesine dair adımlar atılmalı, işlenen ağır hak ihlallerinin sorumluları yargılanmalı ve KHK’lilerin tüm hakları iade edilmelidir. Kalıcı barışın garantisi, halkların, emekçilerin, kadınların ve gençlerin oluşturacağı ortak mücadele birlikleridir.”
'Ortak mücadele hafızasından güç alıyoruz'
Son olarak kadın örgütlerine ve kamuoyuna seslenen Sema Barbaros, “Bütün bu süreçte Kürt kadın hareketinin, sosyalist kadınların ve feminist kadınların ortak bir mücadele zemini yaratma, ‘bu sorunda bizim de sözümüz var’ deme konusunda oluşturduğu çok ciddi bir hafıza var. Başta Barış Anneleri, kadın örgütleri ve barış için kadın inisiyatifleri olmak üzere bu hafızadan ve deneyimden yararlanmak hayati önem taşıyor. İktidar bundan yararlanmayı tercih etmese de bizler, taraflar açısından bu ortak adımları güçlendirecek ve kalıcı barışın parçası olmaya devam edeceğiz” dedi.







