Ebex’te kadın şiddet birimine başvuru arttı: 7 ayda 25 kişi

  • 09:02 19 Şubat 2026
  • Güncel
Rozerin Gültekin
 
WAN - Ebex Belediyesi’nin kadın şiddet birimine 7 ayda 25 kişinin başvurduğunu söyleyen Psikolog Gülşen Canan, kadınların şiddet türlerini çoğu zaman tanımlayamadığını ve şiddetin sistem tarafından normalize edilmeye çalışıldığını vurguladı.
 
Kadına yönelik şiddet, erkek egemen politikaların gölgesinde her geçen gün daha da derinleşiyor. Kadını tahakküm altına almayı hedefleyen ve kadınları şiddet sarmalında tutmaya çalışan sistem ise şiddeti önleyici adımlar atmak yerine failleri güçlendiren uygulamaları devreye sokuyor.
 
Ebex (Çaldıran) Belediyesi’nde kadın şiddet biriminde psikolog olarak çalışma yürüten Gülşen Canan, kadınların maruz bırakıldığı şiddete ve yürüttükleri çalışmalara dair değerlendirmelerde bulundu.
 
‘Her kadın ölümü iyi araştırılmalı’
 
Kadın katliamlarının, “intihar” denilerek üstü kapatılan şüpheli ölümlerin iyi araştırılması gerektiğini söyleyen Gülşen Canan, “Ölüm başlı başına çok detaylı değerlendirilmesi gereken bir konudur. İntiharın sosyolojik bir yanı var. Bireysel bir olgudan ziyade toplumsal bir vaka olarak tanımlanması gerekmektedir. Sosyolojik ve psikolojik boyutu ve bir de bununla beraber ekonomik noktaları var. Kadınlar intihara sürükleniyor, sonrasında intihar ediyorlar. Korumasız yasaların olması ve erkek egemenliğinin hakimiyeti altında bulunmamız, aslında bunların yaşanmasının başlangıç noktası. Ölüm noktasına gelene kadar aslında o kadın çok şey yaşamaktadır ama artık belli bir umutsuzluk noktasından sonra bu, bir intihar; ya kendi eliyle ya da başkasının eliyle gerçekleşmekte. Her ölüm çok detaylı değerlendirilmeli ve insanların bu ölüme neden sürüklendiği araştırılıp kalıcı çözümler sunulmalıdır” dedi.
 
‘Kadınlar birçok şiddet türüne maruz bırakılıyor’ 
 
Kadınların uğradığı şiddeti tanımlayamadığını belirten Gülşen Canan, fiziki şiddet dışında birçok şiddet türüne de kadınların maruz bırakıldığını vurguladı. Gülşen Canan, “Çaldıran genelinde değerlendirdiğimizde aslında kadınlar şiddet türlerini çok da tanımlayamıyorlar. Fiziki bir şiddet yaşandığında artık olay bize yansıyabiliyor. Ekonomik şiddet, psikolojik şiddet, cinsel şiddet boyutunu tanımlayamadıkları sebebiyle çok da adlandıramıyorlar. Bir şeyler yaşıyorlar ama bunun çok normal bir boyutta olduğunu söyleyebiliyorlar ve bu yüzden bize başvuru cana kasıt noktasında oluyor. Son zamanlarda biraz daha başvurularımızın artma sebebi lohusa depresyonu. Doğum sonrası kadınlar için çok yorucu bir noktaya dönüşebiliyor. Bununla beraber kadınlar namus kavramıyla mücadele ediyorlar. Kadınlar şiddet birimine başvurdukları zaman Belediyeler Birliği ile çalışmalar sürdürüyoruz. Sığınma talebi varsa sığınma evlerinin olduğu bölgelere yönlendiriyoruz, hukuki yönlendirme yapıyoruz. Kişinin güvenliği sağlandıktan sonra da psikolojik destek süreçlerine de dahil oluyoruz. Kadın, şiddet ya da ensest vakalarıyla devam eden bir yaşama sahipse o çocuk da bu örüntüleri öğrenerek ve normalleştirerek yaşamını sürdürebiliyor. Bu kapsamda bazı şeylerin nasıl mücadele edilebileceği hususunda öğretiler ve eğitimler sunulmalı ki kadınlar o çaresizlik noktasını çok yaşamasınlar. Saha çalışmalarında sadece kadına yönelik çalışmalar sürdürüyoruz. Onunla beraber toplumun her alanında bilinçlenmenin çok önemli ve farkındalığın yaratılması konusunda eğitim noktalarını arttırıyoruz” diye belirtti.
 
‘Eril sistem şiddeti normalize ediyor’
 
Toplum tarafından da kadının uğradığı şiddetin normalize edildiğini ve şiddetin yaşamın parçası haline getirildiğini söyleyen Gülşen Canan, “Hangi şiddet türlerine maruz kaldığımızı ya da bırakıldığımızı iyi analiz etmemiz gerekiyor. Sizin hayatınızda bir şiddet örüntüsü varsa, bu ister psikolojik olur ister sosyal ister ekonomik ya da cinsel şiddet boyutunda olur, lütfen önemseyin. Hayatınıza bir saldırı olarak algılamayı lütfen elden bırakmayın. Bu şiddet önce dilde başlıyor. Dilde yapılmış her şaka, şaka adı altında yapılmış her cümle önemsenmeli ve bu bir saldırı olarak kabul edilmeli. Erkeğin kadından beklentilerinin olması da bir şiddet türüdür. Neden? Çünkü kadın burada kendi isteğinin olup olmadığını çok özümseyemiyor; kendi duygusuymuş, olması gereken bir şey olduğunu düşünüyor ama yaptığı eylemden mutlu da olmuyor. Eril sistem bize bazı durumların normal olduğunu ifade ediyor ama bizim haklarımızı ifade etmemiz ve o küçük ayrıntıları gözden kaybetmememiz gerekiyor” dedi.
 
7 ayda 25 kişi şiddet birimine başvurdu
 
Gülşen Canan, son olarak şunları dile getirdi: “Genelde taciz, tecavüze maruz bırakılmış kadınlar ya da bireyler, bunun kendi suçu olduğunu düşünür. Neden? Çünkü toplum ‘bir şey başınıza geldiyse bu sizin suçunuzdur’ diyor. Utanç ve suçluluk kavramıyla mücadele ettiği için kişi ne yaşadığını anlamlandıramamakta ve bu yüzden de onu gün yüzüne çıkarıp yüzleşme ihtiyacından kaçınmaktadır. Çaldıran Belediyesi'ne başvuran kadın sayısı 7 aylık süreç içinde 25 kişi. 12 tanesiyle uzun bir süredir terapi süreçleri devam etmekte. Genel başvurular bazen terapi olarak devam etmekte. Bazıları da sadece danışmanlık hizmeti oluyor. Kişinin yaşadığı o duygu durumlarını çözümleme ve anlamlandırma noktası için danışmanlık hizmeti veriyoruz. Bize başvuranların çoğu çocuk yaşta, 16-17 yaşlarında evlenen bireyler. Başvuran 25 kişinin yaş aralığı ise 15-35 arasında değişmektedir. Şiddetin en ağır noktalarıyla çok küçük yaşlarda maruz bırakılan kadınlarla çalışıyoruz.”