'Vicdan sahibi herkes saldırılara karşı durmalı'

  • 19:25 21 Ocak 2026
  • Güncel
MERSİN - Mersin Emek ve Demokrasi güçlerinin Rojava’ya yönelik saldıra dikkat çekmek amacıyla yaptığı basın açıklamasında “Suriye’de yaşanan bu vahşet karşısında susmak, insanlığın ortak değerlerine sırt çevirmektir” mesajı verildi.
 
Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Rojava’ya yönelik saldırılara karşı “Suriye’de ki katliamlara sessiz kalmıyoruz” başlığıyla Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması gerçekleştirdi. Alanda sık sık “Katil HTŞ işbirlikçi AKP”, “Rojava halkı yalnız değildir” sloganları atıldı. Basın metnini platform adına İsmail Oğuz okudu.
 
‘Bu suça ortak olmayacağız’
 
Suriye’de uzun süredir devam eden savaşın, bugün başta Aleviler ve Kürtler olmak üzere Hristiyanlara, Dürzilere, Türkmenlere ve diğer tüm inançsal ve etnik topluluklara yönelik açık bir katliam ve yok etme politikasına dönüştüğüne dikkat çekien açıklamada, sistematik şiddet, zorla göç ettirme, asimilasyon ve ağır insan hakları ihlalleri karşısında susmayarak bu suça ortak olmayacaklarını vurgulandı.
 
‘Sistematik yok etme politikası’
 
HTŞ ve ona bağlı silahlı gruplar tarafından özellikle Lazkiye ve Tartus başta olmak üzere Suriye’nin kıyı bölgelerinde yaşayan Alevi halkı uzun süredir hedef alındığını söylenen açıklamada, “Toplu katliamlar, infazlar ve zorla yerinden etmeler bu bölgelerde sıradanlaştırılmıştır. Aynı şekilde Kürt halkı da Suriye’nin kuzeyinde ve kuzeybatısında, başta Halep’te Kürt nüfusunun yoğun olarak yaşadığı Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri olmak üzere birçok yerleşim alanında askeri baskıya, çatışmalara, kuşatmalara ve ağır insan hakları ihlallerine maruz bırakılmıştır. Yaşanan saldırılar sonucunda binlerce sivil yaşamını yitirmiş, yüz binlerce insan yerinden edilmiştir. Bu tablo, belirli halkları ve inançları hedef alan sistematik bir yok etme politikasının varlığını açıkça ortaya koymaktadır” denildi.
 
‘Sadece Suriye’nin iç meselesi değildir’
 
Kamuoyuna seslenilen açıklamada, “Suriye’de yaşananlar uzak bir coğrafyanın ‘iç meselesi’ değildir. Orada işlenen her suç, insanlığın ortak vicdanına yönelmiş bir saldırıdır. Sessizlik bu suçları büyütmekte, görmezden gelmek failleri cesaretlendirmektedir. Halkların yaşam hakkı hiçbir siyasi hesapla pazarlık konusu yapılamaz” ifadelerine yer verildi.
 
‘Uluslararası sessilik suçların cezasız kalmasına yol açıyor’
 
Uluslararası toplumun ve bölgesel güçlerin etkisizliğinin Suriye’de işlenen suçların cezasız kalmasına yol açtığına dikkat çekilen açıklamada, “Alevilere ve Kürtlere yönelen saldırılar; Hristiyanları, Dürzileri, Türkmenleri ve diğer tüm azınlıkları da kapsayan geniş bir imha ve asimilasyon politikasının parçasıdır. Bu tablo, açık bir soykırım riskine işaret etmektedir. Türkiye’deki siyasi iktidarın Suriye politikası; cihatçı yapıları dolaylı biçimde meşrulaştıran, şiddeti besleyen ve bölge halklarının güvenliğini tehlikeye atan bir noktaya gelmiştir. Gerçek bir barış, ancak halkların iradesini ve yaşam hakkını esas alan, uluslararası hukuka dayalı bir dış politika ile mümkün olabilir” diye belirtildi.
 
‘Sorumluluk almaya çağırıyoruz’
 
Tüm kamuoyunu, demokratik kitle örgütlerini, sendikaları, meslek odalarını, siyasi partileri ve vicdan sahibi herkesi; Suriye’de yaşanan katliamlar karşısında sessiz kalmamaya, bu suçları görünür kılmaya ve sorumluluk almaya çağırılan açıklamada, “Sivillere yönelik saldırıların durdurulması, suçluların yargılanması ve yerinden edilen halkların güvenliğinin sağlanması için uluslararası mekanizmalar derhal harekete geçirilmelidir” diye kaydedildi.
 
‘Bu suçların hesabı sorulmalı’
 
Türkiye’deki barışın Ortadoğu barışıyla bir olduğuna dikkat çekilen açıklamadnın devamında şu ifadelere yer verildi: “Suriye’de yaşanan bu vahşet karşısında susmak, insanlığın ortak değerlerine sırt çevirmektir. Halkların eşitliği, kardeşliği ve barış içinde bir arada yaşamı için mücadeleyi büyütmeye devam edeceğimizi kamuoyuna ilan ediyor; bu suçların hesabının mutlaka sorulması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.”
 
Basın açıklamasından sonra Siyasi parti temsilcileri, Sivil Toplum Kuruluşları söz alarak Rojava’ya yönelik saldırılara karşı tüm vicdan sahibi kesimlerin ses çıkarması gerektiği çağrısında bulundu. Aynı zamanda Televizyonlarda nefret söylemlerine dikkat çekerek bu söylemlerin Türkiye’de ki iç barışa etkide bulunduğunu belirtti.