Halepteki saldırılar protesto edildi

  • 20:32 11 Ocak 2026
  • Güncel
 
ESKİŞEHİR/ADANA - Halep’teki saldırılarla savaş suçu işlendiğini vurgulanan açıklamalarda, “Türkiye'ye düşen görev tüm bu bölge halklarının haklarını gözeterek Suriye'nin demokratikleşmesine yardımcı olmasıdır” denildi. 
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eskişehir İl ve İlçe Örgütleri Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırılara ilişkin DEM Parti il binasında açıklama yaptı. Açıklamayı DEM Parti İl Eşbaşkanı Bektaş Türkmen Yaptı. 
 
Savaş suçu işlendi
 
HTŞ çetelerinin Şêxmeqsud, Benî Zêd ve Eşrefiyê mahallerine yönelik saldırılarında en az 50 sivilin hayatını kaybettiğini hatırlatan Bektaş Türkmen, “Bu saldırılarda Türkiye'nin desteğini aldığı bilinen Emşat, Hemzat, Nûredîn Zengî ve Sultan Murad gruplarında yer aldığı belirtiliyor. Halep'te çeteleri savaş suçu işlerken özellikle kadınları seçmesi, Rojava’nın kadın devrimine bilinçli bir saldırıdır. Kadınlar bu tür savaş suçlarına karşı Kobane'de nasıl Karşılık verdilerse Halep'te de aynı karşılığı vermektedirler. Mahallelerde yaşayan sivillerin temel ihtiyaçlarını aylardır engelleyen geçici Şam yönetimi ve ona bağlı güçlerin bu saldırıları Suriye'nin siyasi ve idari bütünlüğüne ve istikrarına açık bir tehlikedir. Yaralıların yanı sıra saldırılardan kaçan, kadınlar ve çocuklardan oluşan sivillerin sığındığı hastane bombalanarak hizmet dışı bırakılmıştır. Bölgede sistematik olarak savaş suçu işleniyor” diye konuştu 
 
‘Bu zulmü kabul etmiyoruz’
 
Suriye’nin orada yaşayan tüm halklara ve inanç gruplarına ev sahipliği yapan bir coğrafya olduğunu vurgulayan Bektaş Türkmen, “Suriye'de barışın yolu demokratikleşmeden geçer. Türkiye'ye düşen görev tüm bu bölge halklarının haklarını gözeterek Suriye'nin demokratikleşmesine yardımcı olmasıdır. Bizler varışı sonuna kadar savunacağız. Bölgede yaşayan tüm halklar kardeşimizdir. Suriye'de Kürt'ü tehdit saymak, Alevi-Suriyeli'yi tehdit saymak sizlere hiçbir şey kazandırmaz. Küresel güçler kendi çıkarları için bölge halklarını ezmekten vazgeçmelidirler. Ortadoğu'ya gelecek olan barış dünyayı etkileyecektir. Bir kez daha vurguluyoruz ki Suriye'deki kaosun çatışmaların son bulmasının tek yolu tüm Suriye halklarının demokratik ve eşit haklar temelinde ortak yönetim oluşturulmasına geçmektedir. Daha fazla sivil, kadın, çocuğun can kaybına, Kürt ve Suriyelilerin kadim mahallelerden sürülmesine, yerinden edilmesine karşı silahların susmasını istiyor ve herkese çağrı yapıyoruz. Suriye'de Kürtler ve Aleviler olmak üzere kadim halklara yönelik yapılan saldırıları kendimize yapılmış olarak sayıyoruz. Bu zulmü kabul etmiyoruz. Savaş çığırtkanlığından derhal vazgeçilmelidir. Barışın dili yükseltilmelidir. Suriye'de farklıların bir arada ortak yaşam iradesine saygı duyulmalıdır. Halep’teki ateşkesin sürekli olmasını istiyoruz” dedi. 
 
Adana
 
Adana Demokratik Kurumlar Platformu, yürüyüş gerçekleştirdi. Sağanak yağmura rağmen binlerce kişinin katıldığı yürüyüşte, "Rojava xeta me ya sor e" pankartını taşıyan kitle Seyhan ilçesine bağlı Barbaros Mahallesi Çarşamba Caddesinde bir araya gelerek, Hürriyet Mahallesi'ne kadar yürüdü. Yürüyüş esnasında sık sık, “Rojava, Rojhilat Kürdistan yek parça”, “Rovaja'da direnen kadınlara bin selam”, “Kürt halkı uyuma Rojava'ya sahip çık”, "Bê Serok jiyan nabe", "Rojava rumeta me ye", "Bijî Serok Apo", “Bijî berxwedana QSD”, "Rovaja'da direnen halkımıza bin selam”, "Rojava halkı yalnız değildir" ve "Şehid namirin" sloganı attı.
 
Alkış ve zılgıtların eksik olmadığı yürüyüşte gençler, attıkları havai fişeklerle renkli görüntüler oluşturdu. Yürüyüşçülere evlerinin balkonlarına çıkan yurttaşlar ile yoldan geçenler alkışlarla ve zafer işaretleriyle destek verdi. Yürüyüşte gençler marşlar söyleyerek, kadınlar ise sık sık zılgıt çekti. 4 kilometre boyunca yağan yağmura aldırış etmeyen kitle; yapılan saldırı ve katliamları kınadı.
 
 Yürüyüş sonrası kitle saygı duruşunda bulunarak, "Çaxre Şoreşê" marşını okudu. Ardından ortak basın metnini DEM Parti Adana Gençlik Meclisi üyesi Tuba Tunç okudu. Tuba Tunç, yaşananların, sivillere karşı açık bir ihlal ve uluslararası insancıl hukukun pervasızca çiğnenmesi olduğunu belirterek, "Kürtleri hedef alan bu saldırılar, yalnızca bugünü değil, Suriye'nin geleceğine dair olası siyasi uzlaşma zeminlerini de dinamitlemektedir. Bu nedenle Şam yönetimi açısından yaşananlar, Kürtlerle kurulacak ilişkilerde tarihsel bir kırılma niteliği de taşımaktadır. Uluslararası güçler ve ilgili tüm aktörler artık izleyici konumundan çıkmalıdır. Sivillerin korunması yönünde derhal sorumluluk alınmalı, saldırılar acilen durdurulmalı ve saldırgan güçler açık biçimde teşhir edilmelidir. Aksi halde Halep'te yaşananlar, Suriye genelinde daha büyük yıkımların ve geri dönülmez kırılmaların habercisi olacaktır" dedi.
 
Eylem sloganlarla son buldu.