'Tecrit bütün sorunların kaynağıdır'
- 09:02 3 Temmuz 2020
- Güncel
DİYARBAKIR - PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi değerlendiren MED TUHAD-FED yöneticisi Dilek Diyar Özer, tecridin bir insanlık suçu olduğunu ifade ederek, “Tecridin ortadan kaldırılması için demokratik kanalların devreye girmesi gerekiyor” dedi.
PKK Lideri Abdullah Öcalan, 4 Nisan 2011’den bu yana ağır tecrit koşulları altında tutuluyor. Tecridin kaldırılmasına ilişkin 8 Kasım 2018’de Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven öncülüğünde başlayan ve cezaevlerindeki tüm siyasi tutsakların dahil olduğu açlık grevi direnişi sonucunda, PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmeler sağlandı fakat daha sonrasında tecrit aynı sistemle devam ettirildi. PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi değerlendiren MED Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) yöneticisi Dilek Diyar Özer, tecridin bir insanlık suçu olduğunun altını çizerek bir an önce kaldırılması gerektiğini ifade etti.
‘İnsanlık dışı bir uygulama’
Tecridin sadece cezaevlerine yönelik bir durum olmadığını dile getiren Diyar, bir halkın izolasyon ve tecrit altında olduğu anlamına geldiğini ifade etti. Diyar, tecridin Abdullah Öcalan üzerinde yürütülen bir izolasyon, bir suç ve insanlık dışı bir uygulama olduğuna dikkat çekti. Tecridin toplum nezdindeki anlamına da işaret eden Diyar, “Halklar için özellikle de Kürt halkı için ise kültüründen, dilinden ve kendi özünü yaşamaktan uzaklaştırma anlamına gelir. Dışarıdaki tecrit boyutu cezaevini etkiler, cezaevindeki tecrit durumu da aynı zamanda dışarıdaki toplumu ve Kürt halkını etkiler” sözlerine yer verdi.
‘Bütün sorunların kaynağıdır’
Tecridin kadın üzerindeki etki ve yansımalarına dikkat çeken Diyar, her güne yeni bir kadın katliamlarıyla başlandığını söyledi. Bunun toplumun ruh sağlığını bozan bir durum haline büründüğünü kaydeden Diyar şöyle devam etti: “Aynı zamanda kadının daha çok tecrit ve izolasyon altında olduğunun da bir göstergesidir. Bir kadının tecrit altına alınması da yine tüm sorunların derinleşmesi anlamına geliyor. Kadın, toplum ve eril zihniyet tarafından baskı altında bulunuyorken, tecrit sorunu da kadın sorunlarını derinleştiriyor. Tecrit bütün sorunların kaynağı olarak görülebilir ve özellikle de kadınları etkileyen bir durum olduğunu dile getirebiliriz.”
‘İnsan psikolojisini olumsuz etkiliyor’
Diyar, içinde bulunduğumuz pandemi sürecinde cezaevlerindeki tutsakların durumunun da ağırlaştığını ifade ederek, “Cezaevlerinde çocuklarıyla beraber kalan onlarca kadın var. Bu da yine tecridi derinleştiren, cezaevlerindeki görüşlerin sağlanamaması, dışarıyla olan temasın neredeyse minimuma düşmesi de herkesi olumsuz etkileyen, insan psikolojisine de olumsuz etkilerde bulunan bir durumdur. Her türlü izolasyonun olduğu bir yerde ekonominin çok gelişkin olduğunu da ifade edemeyiz. Toplumsal yaşantının da yaşanılabilir bir durum olmadığını ifade edebiliriz. Pandemi süreci tecridin ne olduğunu bir kez daha hatırlattı. Özellikle cezaevinde yakınları olanlar tecridin ağırlığını daha net anlamış oldu. Hem sosyo-politik anlamda hem ekonomik anlamda ciddi sıkıntılara neden oldu. Aynı zamanda bu sıkıntılar mevcut toplum yapısını da bozar hale geldi” diye belirtti.
‘Tecrit bir an önce kaldırılmalı’
Tecridin sadece Kürt halkı üzerinde değil, tüm dünyada yansımalarını gösteren bir sorun olduğunu kaydeden Diyar şunları söyledi: “Tecrit, sosyal sıkıntıları, ekonomik bunalımları, toplumsal sorunları gittikçe derinleştiriyor. Her türlü sosyal platformlarda, tecridin bir insanlık suçu olduğunu dile getiriyoruz. Tecridin ortadan kaldırılması için demokratik kanalların devreye girmesi ve gerek cezaevindeki tecridin gerekse de ekonomik, sosyolojik tecridin bir an önce kaldırılması gerekmektedir.”








