‘İstanbul Protokolü uygulanmalı’
- 16:33 26 Haziran 2020
- Güncel
HABER MERKEZİ - "İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü" kapsamında birçok kentte açıklama yapan hak örgütleri, “İşkencenin belgelenmesi ve raporlandırılması bir BM belgesi olan ‘İstanbul Protokolü’ ilkelerine göre yapılmalıdır” dedi.
Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) öncülüğünde "İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü" kapsamında kimi kentlerde açıklama yapıldı.
Diyarbakır
Diyarbakır’daki 5 hak örgütü TİHV Temsilciliği binasında açıklama yaptı. Açıklamaya, TİHV Temsilciliği, İnsan Hakları Derneği (İHD) Şubesi, Diyarbakır Tabip Odası, Diyarbakır Barosu ve Diyarbakır Hak İnisiyatifi üyeleri katıldı.
İşkencenin cumhuriyet tarihi boyunca sistematik bir devlet pratiği olarak varlığını koruduğunu belirten TİHV Diyarbakır Temsilciliği Başvuru Hekimi Elif Turan, “Ancak ekonomiden toplum sağlığına kadar ülkenin tüm meselelerini güvenlik sorunu haline getiren mevcut siyasal iktidarın baskı ve kontrole dayalı yönetme tarzı sonucu günümüzde tüm ülke adeta işkence mekânı haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.
İşkence ve diğer kötü muamele uygulamalarının en çok yaşandığı cezaevlerinin koronavirüs salgını nedeniyle en riskli mekânlar halini aldığına işaret eden Elif,
“Anayasa başta olmak üzere hiçbir kural ve normla kendine sınırlandırmak istemeyen siyasal iktidar, uluslararası mekanizmaları, onların yaptığı eleştiri ve uyarıları da dikkate almamakta, işkenceyi önlemeye yönelik iyileştirmeleri yapmamaktadır” ifadelerini kullandı.
'Cezasızlık politikalarına son verilsin'
Elif, insan hakları savunucuları olarak iktidara şu taleplerde bulundu: “Her şeyden önce sıradan bir kural haline getirilmeye çalışılan cezasızlık politikalarına son verilmelidir. Her düzeyde yetkililer işkenceyi ve işkenceciyi öven, teşvik eden söylemlerden vazgeçmeli, işkenceyi kınamalıdır. Gözaltı koşullarında usul güvenceleri eksiksiz olarak uygulanmalıdır. Gözaltı süreleri kısaltılmalıdır. Mevcut Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) kaldırılmalı OPCAT ve Paris İlkelerine uygun tümüyle bağımsız bir ulusal önleme mekanizması oluşturulmalıdır. İşkencenin belgelenmesi ve raporlandırılması bir BM belgesi olan ‘İstanbul Protokolü’ ilkelerine göre yapılmalıdır.”
İstanbul
İHD İstanbul Şubesi ve TİHV İstanbul Temsilciliği de basın toplantısı gerçekleştirdi. İHD binasında yapılan toplantıya TİHV Başkanı Şebnem Korur Fincancı, İHD İstanbul Şube Başkanı Gulseren Yoleri, SES ve Tabipler Odası üye ve yöneticileri katıldı.
TİHV Başkanı Şebnem Korur Fincancı, günün önemine değinerek, insan hakları savunucuları olarak ülkedeki hak ihlallerini görünür kılınması için mücadele ettiklerini söyledi. İşkenceye karşı dayanışmanın bu yılki önemin farklı olduğuna dikkati çeken Şebnem, 30 yıl önce TİHV’in Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Önen’in “ateşin düştüğü yerdeyiz” söylemini hatırlattı. Şebnem, bu sözün hala Türkiye’de geçerli olduğunu belirterek, izlenen politikalar ve açığa çıkan işkenceye karşı mücadele edeceklerinin mesajını yineledi.
‘İşkence dünyada devam ediyor’
İHD İstanbul Şube Başkanı Gulseren Yoleri ise, günün dünyada insan hakları savunucuları açısından özel ve önemli bir gün olduğunu vurgulayarak, işkencenin hâlen dünyanın pek çok ülkesinde devletler tarafından toplumlara karşı insanlık dışı bir cezalandırma ve yıldırma aracı olarak kullanıldığına dikkat çekti.
Van
İHD Van Şubesi ve TİHV Van Temsilciliği ortak açıklama yaptı. İHD Van Şube binasında düzenlenen açıklamaya İHD Van Şube Başkanı Murat Melet ile TİHV Van Temsilcilisi Sevim Çiçek katıldı. Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Van Şubeler Platformu ile Van-Hakkari Tabip Odası da açıklamaya destek verdi.
TİHV Temsilcisi Sevim Çiçek, “Siyasal iktidarın giderek daha fazla otoriterleşmesi ile orantılı biçimde devlet erkinin çeşitli kademelerinde yaygınlaşan yasa, kural ve norm denetiminden kaçınma, keyfilik, bilinçli ihmal gibi sebeplerle usul güvencelerinin ihlal edilmesi, gözaltı sürelerinin uzunluğu, izleme ve önleme mekanizmalarının işlevsiz kılınması ya da bağımsız izleme ve önlemenin hiç olmaması sonucunda resmi gözaltı merkezlerinde işkence ve diğer kötü muamele uygulamalarında ciddi bir artış görülmektedir” dedi.








