‘Kürt kültürünü hedef alan asimilasyon politikaları biçim değiştiriyor’ 2026-10-20 09:06:51   Pelşin Çetinkaya    AMED - Kürtlerin yasaklama ve inkâr politikalarına karşı dilini, kültürünü ve kolektif hafızasını koruduğunu belirten KASED yöneticisi Saliha Ayata, Kültür Yolu Festivali’nin amacının dejenere etmek olduğunu belirterek, “Kürt sanatçılar neden o festivallerde olsun?” diye sordu.    Kürt halkına yönelik yıllardır sürdürülen asimilasyon politikaları, dilin, kültürün ve tarihsel hafızanın hedef alınmasıyla varlığını sürdürmeye devam ediyor. Kürtçenin kamusal alanda görünürlüğünün sınırlandırılması, kültürel değerlerin yok sayılması ve tekçi anlayışın hâkim kılınması, halkların kendi kimliğiyle var olma hakkını tartışmalı hale getiriyor.    Amed’de 10-18 Ekim tarihleri arasında yapılan Kültür Yolu Festivali de bu çerçevede, Kürt kültürünün ne ölçüde tanındığı ve temsil edildiği konusunu gözler önüne seriyor. Bu kapsamda kentte 9 gün boyunca düzenlenen konserler asimilasyonun, Kürt kimliğini hiçe saymanın bir örneği olarak yorumlanırken, Kadın Kültür Sanat Edebiyat Derneği (KASED) yöneticisi Saliha Ayata konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.    ‘Kürtler kendini asimilasyona karşı korudu’   Kürtlerin tarihsel gerçekliğine değinen Saliha Ayata, “Kürtler tüm yasaklama, asimilasyon ve inkar politikalarına rağmen kendini korudu. Dilde, kültürde, eğitimde ve yaşamın birçok alanında eksik kaldığımız noktalar olmakla birlikte Kürtler, asimilasyon politikalarına ve inkarcı yaklaşımlara karşı kendini koruyabildi. Botan’da Kürdistan’ın birçok yerinde Kürtler dilini konuşuyor. Onca yasaklamalara karşı kolektif bir hafıza ile Kürtler dilini korudu. Kürtler dilini sözlü edebiyatla yeni kuşaklara aktarabildi. Arşiv ve yazılı kaynaklarda istenilen düzeyde olmasak da Kürtler sözlü edebiyatta oldukça iyi bir noktada” diye konuştu.   ‘Kürtler müziği direniş alanına dönüştürdü’   Yüz yıllık Türkiye ve Kürdistan gerçekliğinde yaşanan inkar politikalarını hatırlatan Saliha Ayata, “Son yüz yılda Kürtler Bakur’da ve Türkiye’de sadece şarkı ve müzik üreterek direnişini, mücadelesini ifade etti. Kürtler müziği direnişi ifade etme alanına dönüştürdü. Siyasetin, politikanın, dilin yasaklandığı, cezalandırma sisteminin devrede olduğu, kimsenin bir şey yapamaz ve üretemez hale getirildiği bir yerde Bakur’da Kürtlerin elinde yalnızca müziği kalmıştı. Hala 90’ların müziğinin halk nezdindeki etkisini dile getiririz. Çünkü o dönem müzik bizim kendimizi ifade edebilmenin tek yöntemiydi. Elbette siyasette, edebiyatta da baskı ve yasaklama politikasına karşı bir direniş vardı ancak Kürtler tüm duygu ve düşüncelerini şarkılara döktü. Her şeyi şarkılarla anlattı. Bu durum kolektif hafızanın önemine işaret ediyor. Kürt sanatçıların albümüne baktığımızda her albümde en az birkaç tane yöresel şarkı vardır. Anneler, annelerin hafızası da bu geleneğe kaynak olmuştur.  Bu da kolektif hafızanın müzikle nasıl bütünleştiğini gösteriyor. Kürtler, bir halk olarak kolektif bir hafızaya sahip olup bu hafızayı koruyabilmişlerdir” sözlerine yer verdi.     Siyasetçilere eleştiri: Festivalin amacı nedir?   Son 10 yılda gelişen özel savaş politikalarına işaret eden Saliha Ayata, Kürtlerin bu politikaları kültürel direnişle boşa çıkardığını ifade etti. Kürdistan’da özel savaş politikalarıyla birlikte gelişen festivallere değinen Saliha Ayata, öncelikle bu festivallerin amacının iyi anlaşılması gerektiğinin altını çizdi. Kürt siyasetçilere de eleştirilerde bulunan Saliha Ayata, “Önemli olan bu festivallerin Meclis kürsülerinden dillendirilmesi değil, festivallerin anlam ve amacının iyi anlaşılmasıdır. ‘Orada neden Kürt sanatçılar yok?’ sorusundan ziyade orada neden Kürt sanatçıların olması gerektiğinin cevabını vermemiz gerekiyor. Soruyu doğru sormak gerekiyor. Milletvekillerimizin düştüğü eksikliklerden biri de budur. Bu festivalin amacı nedir?” diye sordu.     ‘Festivalin amacı dejenere etmektir’   2000 yılına kadar Kürtlerin inkar edildiğinin altını çizen Saliha Ayata, “İktidar politikaları 2000’den sonra değişmeye başladı. İnkar bir yerden sonra form değiştirdi. Çünkü iktidarın karşısında direnen bir Kürt gerçekliği vardı. 2000’den sonra iktidar istediği bir Kürt yaratmaya çalıştı. Nasıl bir Kürt? Direnen, özgür bir Kürt mü yoksa tüm kimliklerinden arınmış bir Kürt mü? Bugün Kürdistan’da kayyım eliyle özel savaş politikaları ekseninde bu tür organizasyonlar yapılıyor. Devlet yıllarca kendi eliyle yasakladığı festivalleri yapmaya çalıştı hem de Kürt sanatçıları da dahil ederek. Bu festivallerin amacı Kürt kültürünü, kimliğini, hafızasını yaşatmak ve yansıtmak değil. Amaç dejenere etmektir. Bunun altını çizmek gerekiyor. Seçilen kişiler de bu eksende seçiliyor” diye belirtti.     ‘Kürt sanatçılar neden o festivallerde olsun?’   Dijital medyada, Kürt sanatçıların da o festivallerde olması gerektiğine dair ciddi tartışmalar yürütüldüğüne işaret eden Saliha Ayata, “Kürt sanatçılar neden o festivallerde olsun? Biz zaten festivallerimizi yapıyoruz. Kürtler Bakur’da 35 yıldır aralıksız bir şekilde çeşitli organizasyonlarla festivaller, etkinlikler düzenliyor. Kürler 20 yıl önce, bugün amatörce yaptıkları festivallerin en görkemlisini yapıyordu. Özgür yaşamak isteyen Kürtler için festival yeni bir kültür değil. Ancak popülist kültürün mü yoksa Kürt dilini, direnişini, kültürünü esas alan festivali mi ön plana çıkarmalıyız? Kürtlerin bu festivallere neden refleks gösterdiğinin iyi anlaşılması gerekiyor. Kürt sanatçıların o festivallerde sahne almasıyla sorun çözülmeyecek. Kürt sanatçı orada yer alsa bile şarkılarını ifade etme alanı tanınmayacaktır, istediği şarkıyı söyleyemeyecektir” dedi.     Tutsak sanatçıları hatırlattı   Onlarca muhalif, kimlik ve inanç sahibi Kürt sanatçının cezaevinde olduğunu hatırlatan Saliha Ayata, 11 yıldır cezaevinde tutulan Kürt sanatçı Nudem Durak’ı anımsattı. Yalnızca şarkı söyledikleri için çok sayıda sanatçının cezaevinde olduğunu dile getiren Saliha Ayata, sözlerini şöyle tamamladı: “Zindanda bunca Kürt sanatçı varken, bizim derdimiz festivallere Kürt sanatçıların neden katılmamış olması olmamalı. Orada sahne alan bir Kürt sanatçı kendini ifade edebilecek mi? ‘Yaşasın Kürt ve Kürdistan’ diyebilecek mi? Direniş ezgilerini seslendirebilecek mi? Bu topraklarda iki yıl önce, bırakın şarkı söylemeyi Kürtler halay çektiği için tutuklandı. Bunlar birbirinden apayrı şeyler. Kendini ifade edebilme zemini bulamayan Kürt o festivalde sahne alamaz. Kürt sanatçıların şarkıları yasaklandı. Bizi parçalamak, asimile etmek, dejenere etmek amacı taşıyan bir amaç varsa Kürtler bunun bir parçası olmamalı ve orada bir Kürtçe şarkının seslendirilmesi ile de bu çözülmeyecektir. O nedenle meselenin çok iyi anlaşılması, festivalin amacının iyi bilinmesi gerekiyor.”