Hel Dağı’ndaki madencilik faaliyetlerine karşı dava açıldı 2026-03-18 13:28:36   DÊRSIM- Krom madenciliğin Hel Dağı’ında yürütülen faaliyetlerine karşı Dêrsim Barosu, işlemin iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle Erzincan İdare Mahkemesi’nde dava açtı.    Dêrsim Barosu, Dêrsim’in Pilemûriye (Pülümür) ilçesine bağlı Pancıras ve Danzik köyleri sınırlarında bulunan Hel Dağı mevkiinde yürütülen krom madenciliği faaliyetlerine karşı Erzincan İdare Mahkemesi’nde dava açtı.    Baronun yaptığı yazılı açıklamada, madencilik çalışmalarının Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecine tabi olmasına rağmen gerekli rapor ve “ÇED olumlu” kararı alınmadan başlatıldığı hatırlatıldı. Bölgenin doğal sit alanı olduğu ve koruma altındaki türleri barındırdığının belirtildiği açıklamada, faaliyetlerin hukuka aykırı olduğu kaydedildi.   Krom madenciliği projesine karşı hukuki sürecin başlatıldığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Bu kapsamda öncelikle ilgili idareye başvuruda bulunularak söz konusu faaliyetlerin durdurulması talep edilmiş; ancak bu talep Tunceli Valiliği / Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün 15 Ocak 2026 tarihli işlemi ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, hukuka açıkça aykırı olan bu idari işlemin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle yargı yoluna başvurulmuş olup, Erzincan İdare Mahkemesi nezdinde iptal davası açılmıştır. Açılan dava kapsamında; söz konusu madencilik faaliyetinin ÇED sürecine tabi olmasına rağmen gerekli ÇED raporu ve ÇED olumlu kararı alınmaksızın başlatıldığı, bölgenin hem doğal sit alanı hem de koruma altındaki canlı türlerinin yaşam alanı olduğu ve tüm bunlara rağmen idare tarafından hukuka aykırı şekilde faaliyetlerin engellenmediği açıkça ortaya konulmuştur.”   ‘Kutsal bağın bir parçası’   Hel Dağı’nda yürütülen faaliyetlerin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda inançsal boyutunun da bulunduğu belirtilen açıklamada, “Proje sahası, yöre halkı açısından kutsiyet taşıyan Hel Dağı Ziyaretgâhı’nı da kapsamakta olup, bu durum idari başvuru dilekçemizde açıkça belirtilmiştir. Hel Dağı ve çevresi, Alevi inancı bakımından doğa ile hakikat arasında kurulan kutsal bağın bir parçasıdır. Alevilikte doğa, korunması gereken bir değer değil; bizzat kutsalın tezahürü olarak kabul edilir. Bu nedenle; dağlar, sular ve ziyaret yerleri yalnızca fiziksel alanlar değil, aynı zamanda inançsal varlık alanlarıdır. Bu bağlamda Hel Dağı Ziyaretgâhı’nın bulunduğu bölgede yürütülen madencilik faaliyetleri; inanç özgürlüğüne müdahale, kültürel ve inançsal mirasın tahribi, toplumsal hafızanın yok edilmesi sonucunu doğurmaktadır” denildi.   ‘Takipçisi olacağız’   Dêrsim Barosu, açıklamasında Anayasa’nın 56’ncı maddesine atıf yaparak herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu hatırlattı. Devletin yalnızca çevreyi değil, aynı zamanda kültürel ve inançsal mirası korumakla da yükümlü olduğunun ifade edildiği açıklamada, Hel Dağı’ndaki madencilik faaliyetlerine karşı açılan davanın sonuna kadar takipçisi olunacağı, bölgenin korunması için tüm hukuki yolların kullanılacağı belirtildi.