8 Mart ile Özgür ve Demokratik Topluma (9) 2026-02-28 09:01:19   Türkiye'de kazanımlar hedefte, kadınlar direnişte    Semra Turan   HABER MERKEZİ - Türkiye'de erkek-devlet eliyle kadınlar ve yüzyılardır elde ettikleri kazanımları saldırı altında. Kadınlar tüm saldırılara karşı büyüttüğü direnişi 8 Mart alanlarına taşıyarak, eşit, özgür ve demokratik bir toplumda yaşama taleplerini yükseltecek.    Dünya kadınları 8 Mart hazırlıklarının eylem ve etkinliklerinin startını verirken, son bir yılda yaşadıkları hak ihlaleri ve saldırıları alanlarda teşhir ederek, buna karşı direnişi büyüteceklerinin mesajını verdi.    Kadınlara yönelik saldırılar dünyanın dört bir yanında erkek devlet zihniyeti sonucu tek merkezli çok yönlü sürerken, Türkiye'de de yaşananlar dünyadan bağımsız değildi.    8 Mart kapsamında bu dosyamızda son bir yılda Türkiye'de kadınların yaşadıkları, kazanımlarının hedef alınması ve neye karşı direndiklerini ele aldık.    Aile yılı    Türkiye'de de kadınlar yıl boyu erkek-devlet şiddetine maruz kaldı, kadın katliamları savaş verilerini aratmadı, kadın kazanımları iktidarın hedefinden düşmedi. İktidar, kadınlara yönelik saldırıları önleyen politikalar geliştirmezken, kadını aile içine hapseden politikaları yaşamsallaştırmak için "2025'i aile yılı" ilan etti.    Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ilan edilen "aile yılı" etkilikleri kapsamında kadınların doğurganlık hızının artırılması, evliliğin teşvik edilmesi, anne baba olma becerilerinin güçlendirilmesi gibi ülke genelinde çalışmalar yürüttüldü.    "Aile yılı" ile birlikte kadınlara yönelik saldırılar da kat be kat arttı. Kadınlar, yıl boyu iktidarın kadınları hapsetmeye çalıştığı ne evlere ne de zihniyelerine boyun eğmeyeceklerinin mesajını yaptıkları eylemlerle vererek, tüm önümüzdeki tüm yılları direniş yılı ilan etti.     Aile bütçesi    2026 yılı bütçesinde de kadınlar yine aile içerine sıkıştırılmasının yanı sıra, bütçeden hiç faydalanmadığı görüldü. Kadınlara bütçe yalnızca aile içinde ayrılabilindi.    2026 yılı merkezi yönetim bütçe teklifinde “Ailenin korunması ve güçlendirilmesi” için 21 milyar 804 milyon 400 bin lira, olurken “Kadının güçlendirilmesi için” ise 7 milyar 997 milyon 891 bin lira ayrıldı. Ayrılan bütçeyi kadın nüfusu ile karşılaştırıldığında bir kadına, “kadının güçlendirilmesi” için yıllık yaklaşık 186.8 TL bütçe düştü. Günlük ayrılan bütçe ise sadece 51 kuruş oldu.   Yasalar hedefte    İktidarı boyunca ürettiği politikalar sonucu kadınları ve haklarını hedef alan iktidar, bu yılda kazanımlara yönelik saldırılarını sürdürdü. Kadını koruyan, şiddeti önleyen 6284 sayılı yasa, nafaka hakkı, Medeni Kanun gibi kadınların haklarını savunan önemli yasaları tartışmaya açarak, yargı paketleri ile kaldırmak istiyor.    2025 yılında meclisten geçirilen 11'nci yargı paketi ile kadına yönelik şiddet faili binlerce erkek tahliye edildi. Tahliye edilen erkekler ise öncelikli olarak kadınları katletti.    Meclise getirilmesi planlanan 12'nci yargı paketinde kadın kazanımlarının hedefte olduğunu Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) tarafından açıklandı. Nafaka hakkı ve Medeni Kanu'nun tehdit altında olduğu yönünde açıklamalar yapılarak, iktidara dokunmaması yönünde uyarılar yapıldı.    Medeni Kanun   1926’da kabul edilen Medeni Kanun 100 yıl sonra iktidar tarafından aile yılı kapsamında hedef alınarak ortadan kaldırılmak isteniliyor. Kanun kadınların yüzyıllara yayılan eşitlik mücadelesinin, laik ve demokratik bir toplum idealinin somut kazanımı olarak görülürken, kadınların evlenme, boşanma, miras, velayet, nafaka ve diğer medeni haklarını güvence altına aldı.    Nafaka Hakkı    Kadınların boşanma sonrası yoksulluğa sürüklenmesini önleyen yoksulluk nafakası hakkı, uzun süredir iktidar tarafından sınırlandırılmak isteniyor. Nafakanın süreli hale getirilmesi, fon sistemine bağlanması veya fiilen ortadan kaldırılması yönündeki tartışmalar, özellikle eğitim ve çalışma imkânları yıllarca engellenmiş kadınlar için hayatta kalma güvencesinin ortadan kaldırılması anlamına geliyor.   Aslında nafaka hakkı üzerinden Medeni Kanun’un parça parça değiştirilmesi, kadınların ve çocukların yaşam güvencesine yönelik ciddi bir saldırı olarak değerlendiriliyor.    Kadın katliamları   Bu politikaların gölgesinde yaşanan katliamlar kadınlara yönelik bir kırım politikasını ortaya koydu. Ajansımızın derlediği şiddet çetelesine göre, 2025’te en az 297 kadın katledildi; 191 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Katledilen kadınların çoğu evli olduğu, boşandığı veya yakınları olan erkekler tarafından katledildi.   Demokratik toplum sürecinin etkisi   Yıl boyu yaşanan saldırılar ve hak ihlalerin gölgesinde yaşanan en önemli gelişmelerden biri ise Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025'te başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci oldu.    Kadınlar çağrı ile birlikte savaşsız ve şiddetsiz bir ülke için yıl boyu alanlarda oldu. Barış ve demokratik toplum için taleplerini sokaklarda dile getirdi. Barışın hakim olduğu bir ülkede kadına yönelik her türlü saldırının son bulacağı mesajını vererek, barış talebini yükseltti.    Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ise yaptığı ilk çağrıdan son çağrıya kadar yaptığı açıklamalarda, "Barış ve Demokratik Toplum Süreci"nin öncü gücü ve inşacısı olduğunu belirterek, daha fazla sorumluluk alması yönünde çağrı yaptı.    Türkiyeli kadınlar yıl boyu erkek devlet şiddetinin saldırılarına karşı alanları terk etmeyerek, direnişi büyüttü. Kadınlar bu 8 Mart'ta da alanlara çıkarak, eşit, özgür ve demokratik bir toplumda barış içerisinde yaşama taleplerini dillendirecek.    Yarın: Geleceğimiz için 8 Mart’ta alanlarda olacağız