Rojava’ya ses olma çağrısı: Bugünden başka gün yok! 2026-01-23 09:09:18   İSTANBUL - Rojava’daki savaşın kadın öncülüğündeki özgürlük mücadelesine saldırı olduğunu ifade eden sanatçılar, tüm halkların savaşa karşı dayanışmayı ve mücadeleyi büyütmesi gerektiği çağrısında bulundu.   HTŞ ve Türkiye destekli çetelerin 6 Ocak’tan bu yana Suriye ve Rojava’da gerçekleştirdikleri soykırım saldırıları devam ediyor. Sadece Kürtleri değil, özerk sistemin parçası olan tüm kesimleri hedef alan saldırılar kapsamında kadınlar, çetelerin ilk hedeflerden oldu. Saldırılar süresince sadece halkların yerlerinden edilmesi değil, aynı zamanda DAİŞ’lilerin tutuldukları cezaevlerinden serbest bırakılması, ailelerinin bulunduğu Hol Kampı’nın hedef alınması, HTŞ’nin dünyayı yeniden karşı karşıya bırakmak istediği tehdidi ve bölgedeki amacını gözler önüne seriyor. Rojava Devrimi’nin HTŞ eliyle boğulmak istenmesine karşı ise başta Kürdistan kentleri olmak üzere tüm dünya direnişte.   Kürt sanatçılar ve kültür emekçileri de Rojava’ya yönelik saldırılara ve bölgede yürütülen politikalara karşı "direniş ve birlik" çağrısında bulundu. MKM sanatçılarından Piya Özçelik, Baran Bozyel ve kültür emekçisi Ayşe Aksoy, ulusal birliğin ve diplomasinin önemine dikkat çekerek, Kürt halkının bu yüzyılda kaybetme lüksünün olmadığını vurguladı.   ‘Sömürge olmaya niyetimiz yok’   Rojava’ya dönük saldırıların uluslararası bir komplo olduğunu vurgulayan Sanatçı Baran Bozyel, “Yürütülen bu savaşı kınıyorum ve kabul etmiyorum. Gece gündüz, gözümüz kulağımız Rojava’da. Bu durum kadın mücadelesine bir darbedir.  Emperyalist güçler duruma daha çok yönetme üzerinden bakıyor. Bizim de sömürge olmaya niyetimiz olmadığı için saldırılar artıyor. Elbette bu mücadeleye kadınlar öncülük ediyor, bir kadın mücadelesi var. Ancak bu saldırı genel olarak Kürtlere yöneliktir. Çünkü artık Kürt’ün kadını, erkeği, çocuğu veya genci yok; bütün Kürtler ayaklanmış durumda. Kaç gündür izliyoruz; nöbetler başladı ve çocuklarımız bile sınırda nöbet bekliyor. Halk, kazanımlarına sahip çıkmak için orada bulunuyor. Bu saldırıların amacı da genel olarak Kürtlerin statü sahibi olmasını engellemektir. Özellikle Türkiye bunu istemiyor. Bu aslında Türkiye’nin uzun zamandır düşündüğü bir komplodur; ‘Kürtlerin elinden kazanımlarını nasıl ve ne yaparak alırız’ diye planladıkları bir şeydir” dedi.   ‘Direnen bir halk var’   Kürtlere ve kazanımlarına yönelik sistematik saldırılara değinen Baran Bozyel, “Umarım herkes canla başla elini taşın altına koyar; kimse ‘Ben sanatçıyım, bir şey yapmayayım’ demez. Artık varlık ve yokluk dönemindeyiz” sözlerini kullandı. Sürecin doğru yürütülmesinin önemine işaret eden Baran Bozyel, “Benim umudum var. Türk basını çok korkunç bir propaganda yapıyor. Halkımızın ana akım medyayı çok izlememesini ve itibar etmemesini umuyorum; çünkü moral bozan ve motivasyon düşüren kirli bir propaganda yürütülüyor. Oysa direnen ve mücadele eden bir halkımız var. Dört parça topyekûn birlik olmuş durumda; bu da benim umudumu büyütüyor. Evet, zalim iktidarlar ve firavunlar var ama bunların karşısında mücadele eden halklar da var. Kürt halkı bu yüzyılda kazanacaktır; kaybetme lüksümüz yok” şeklinde konuştu.   ‘Görüşlerimiz farklı ama derdimiz aynı’   Baran Bozyel, son olarak şu çağrıyı yaptı: “Artık kimse kimseyi linç etmesin. Bunu sadece sanatçılar özelinde söylemiyorum. Bakıyoruz farklı görüşler olsa da dertler aynı. Hepimiz aynı fikirde olmayabiliriz ama Kürt meselesi ve Kürdistan noktasında hepimiz aynı fikirdeyiz. Bu kirli yazışmalar, birbirine düşürme ve karalama politikaları sadece devletin işine yarıyor; bize hiçbir şey kazandırmıyor. Elbette birbirimizi eleştirebiliriz, eksiklerimiz veya hatalarımız olabilir; ancak şu an birbirimizle uğraşma lüksümüz yok. Kürt hareketinin eksiklerini dile getirip 'Siz böyle yaptınız da bu noktaya gelindi' diyerek eleştirmek, aslında bir nevi kendini bu mücadelenin dışında tutma çabasıdır. Bence bu bir devlet politikasıdır ve bunu ancak devletle çalışan insanlar yapabilir. Birbirimizi karalama zamanı değil. Çünkü bugünden başka gün yok.”   ‘Saldırılara göz yumulmamalı’   MKM sanatçılarından Piya Özçelik de Rojava’ya dönük saldırılara dair değerlendirmelerde bulundu. Piya Özçelik, şöyle konuştu: “Öncelikle ben bir sanatçı olarak değil; her şeyden evvel bir Kürt ve bir kadın olarak konuşuyorum. Bizlerin bu olan bitene göz yummaması lazım. Hedef alınan yerin Kürdistan olduğunu unutmamalıyız. Şu an saldırılar Rojava üzerinde yapılıyor ama hedef Kürdistan'dır ve biz Kürdistanlıyız. Rojava, Başûr, Bakûr veya Rojhilat farkı olmaksızın; gidebilenlerin gitmesi, gidemeyenlerin ise sanatıyla, sesiyle ve diliyle çağrılarda bulunarak olanları bütün dünyaya duyurması gerekiyor. Çünkü bu sadece Orta Doğu’da yaşadığımız bir savaş değil; bütün dünya güçlerinin bize karşı soykırım savaşıdır ve onlara cevap olmamız gerekiyor.”   ‘Kürtler Rojava’da birleşmeli’   Kültür çalışmalarında yer alan Ayşe Aksoy ise Rojava’daki saldırıları değerlendirirken, 2013 yılında yine Kürt Özgürlük Hareketi ile Türkiye arasında başlayan müzakere sürecinde Rojava’da büyüyen savaş ve direnişi hatırlattı. Türkiye’nin uluslar arası güçlerle birlikte çeteleri Rojava’ya ve Kürtlere karşı yeniden harekete geçirdiğini dile getiren Ayşe Aksoy, “Kürtleri dünyadan tamamen silmek ya da kendi kontrolleri altında tutmak istiyorlar. Kürt halkı hiçbir yerde boyun eğmedi. Asıldılar, katledildiler, evleri talan edildi ve göçe zorlandılar ama yine de teslim olmadılar. Bugün de Orta Doğu’da ve Rojava’da Kürtlerin boynunu eğmek ve onları kontrol altına almak istiyorlar. Bizler dört parça Kürdistan’da ve dünyada yaşayan bütün Kürtler olarak, nerede olursak olalım bu kirli savaşın karşısındayız. Bütün dünya Kürtlerin üzerine gelse bile halkımız, özgür ve onurlu bir yürüyüşe sahip. Bundan dolayı dünyadaki bütün Kürtler başını dik tutmalı, sesini ve taleplerini tek bir ses olarak Rojava’da birleştirmelidir” sözlerine yer verdi.   Rojava’daki kadın devrimine işaret eden Ayşe Aksoy, şunları söyledi: “Kadınlar 40 yıldır bu savaşın bedelini ödüyor ve Rojava’da bu iradeyi açıkça ortaya koydu. Her şey kadının bedeni üzerinden yürütüldüğü için, kadınların bu kirli sisteme, bu kirli savaşa ve çetelere karşı kendi özsavunmalarını yapması ve savaşın karşısında durması gerekiyor.”