‘MESEM’ler çocukları sermayeye ‘ara eleman’ olarak sunuyor’ 2026-01-12 09:02:43   Pelşin Çetinkaya    AMED- Önce Çocuklar Derneği üyesi Hivran Timur, haftanın 6 hatta 7 günü MESEM’lerde çalıştırılan çocukların eğitime neredeyse hiç erişemediğine dikkat çekerek, bu merkezlerin “çocuk yaşta çalıştırma” sistemini meşrulaştırdığını belirtti. Hivran Timur, söz konusu sistemin aynı zamanda sermayenin “ara eleman” ihtiyacına hizmet ettiğini de vurguladı.   Ülkede çalıştırılan çocukların yaşamını yitirmesi olağan bir durum gibi karşılanıyor. Her gün en az beş işçi işyerlerinde yaşamını yitirirken, bu ölümler çoğu zaman “kaza” denilerek geçiştiriliyor. Oysa yaşananların büyük bölümü bilinen ve tekrar eden nedenlere dayanıyor. İşyerlerinde hemen her gün yüksekten düşme, elektrik akımına kapılma, iş ekipmanına sıkışma ya da ekipmanların altında kalma gibi nedenlerle ölümler meydana geliyor. Çalışma alanlarında bu tablo sürerken, çocukların yaşamını doğrudan tehdit eden yapılar da var. Bu yapılardan biri Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM). Eğitim adı altında faaliyet yürüten bu sistemde çok sayıda çocuk yaralanıyor, bazı çocuklar ise yaşamını yitiriyor. Merkezlerde gözler önünde yaşanan ölümler ve yaralanmalara rağmen herhangi bir önlem alınmamaya devam ediyor.    MESEM nedir?   Eski adıyla çıraklık sistemi ile bilinen Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM), 2016 yılı sonunda 4+4+4 sistemiyle birlikte örgün ve zorunlu eğitim kapsamına alındı. Bu karar ile en az ortaokul mezunu, 14 yaşını doldurmuş çocuklar MESEM'e kayıt olabiliyor; haftanın dört günü iş yerlerinde, bir günü okulda derslere katılıyor. Ayrıca bu sistem Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak faaliyet yürütüyor. 34 alan 184 meslek dalında faaliyet gösteren MESEM’ler, her gün bir çocuğun daha ya da çocukların hayatına tehlike oluşturacak noktada güncelliğini koruyor.    ERG’ye göre 392 bin 887 öğrenci MESEM’de   Eğitim Reformu Girişimi'nin (ERG), 2025 Eğitim İzleme Raporu'na göre, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında 15-18 yaş grubunda MESEM'e devam eden öğrenci sayısı 392 bin 887 oldu. Öğrenciler, asgari ücretin belli bir oranı kadar ücret alıyor ancak emeklilik primleri yatmıyor; işyerlerindeki çalışma koşulları büyük ölçüde patronların insafına bırakılıyor.   İSİG: Kasım ayı itibariyle 85 çocuk çalışırken yaşamını yitirdi   Diğer yandan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi'ne göre ise 2024'te 71 çocuk işçi çalışırken yaşamını yitirdi. 2025 yılı Kasım ayı sonunda ise ölen çocuk işçi sayısı 85'i buldu. İSİG'in raporlarına baktığımızda çocuk iş katliamlarının tarımdan kente kaydığını; sanayi, inşaat ve hizmet sektörlerinde katliamların arttığını gösteriyor. MESEM, özellikle organize sanayi bölgeleri ve sanayi sitelerinde çalıştırılan çocukların "normalleşmesinin" başlıca mekanizmalarından biri haline gelmiş durumda.   ‘Uzmanlar, çocuk yaşta çalıştırılan çocuk 3-4 milyona yaklaştı’   TÜİK’in son verilerine göre; Türkiye nüfusunun yüzde 25,5'ini çocuklardan oluşuyor. İstatistikler, her dört çocuktan birinin çalıştığını söylüyor. 15-17 yaş grubundaki çocukların iş gücüne katılma oranı 2023 yılında yüzde 22.1 iken bu oran 2024’te yüzde 24.9’a yükseldi. Uzmanlar, MESEM öğrencileri, kayıt dışı çalışanlar ve 15 yaş altı çocuklar da eklendiğinde gerçek sayının 3-4 milyona yaklaştığını ifade etti.   Önce Çocuklar Derneği üyesi Hivran Timur, MESEM’lere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.   Çıraklık sistemi   MESEM’lerin başlı başına derin ve büyük bir sorun olduğunu belirten Hivran Timur, “Mesleki Eğitim Merkezleri, Türkiye'de 2016 yılında uygulanmaya başlayan bir sistem. Kendi web sitelerinde, Osmanlı'daki Ahilik geleneğinden geldiğini söylüyorlar. Yani aslında bu, bir nevi çıraklık sistemi. Bunu, Türkiye'de biraz daha modern hâlini uyarlamaya, uygulamaya çalışmışlar. Amaç, tüm öğrencilerin aslında okuması değil; ülkenin usta ya da kalifiye elemana da ihtiyacı var motivasyonuyla harekete geçilen bir sistem. Bu sistemle öğrenciler, haftanın dört gününü iş merkezlerinde mesleki eğitim görerek, bir gününü de okulda eğitim alarak geçiriyorlar. MESEM’in genel çerçevesi bu. Bu şekliyle bile kulağı rahatsız eden bazı yönleri varken, içerisine girip baktığımızda aslında çok daha derin problemleri, sömürüyü ve çocuk işçiliğinin yaşandığını görüyoruz” dedi.   ‘Çocuklar 1 gün bile okula gidemiyor’   Hivran Timur, çocukların MESEM’ler nedeniyle sadece 1 gün okula gittiğini, bunun da çocuğun gelişimi için yetersiz olduğunu aktararak, “Çocukların haftanın 4 günü gittikleri bu iş merkezinde ya da organize sanayide, inşaatta mesleki eğitim adı altında aslında çocuğun emeğinin sömürüldüğünü de biliyoruz. Çocukların çalıştırılmaları bir yana, bir de kendilerine uygun olmayan iş koşullarında çalıştırılıyor. Bu da çok önemli bir yerde duruyor. Yine belirtilen o mesai saatlerinden çok daha fazla çalıştırıldıklarını biliyoruz. Ardından zaten çocuklar için geriye bir gün kalıyor. O bir gün de okulda eğitim şeklinde geçiyor. Ama o bir günün, bir çocuğun eğitim hayatı için ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Bir öğrenci bir günde akademik bilgiye ne kadar ulaşabilir ki? Bilimsel bilgiyi ne kadar alabilir? Teoriyi ne kadar öğrenebilir? kısmı tartışmalıyken bile baktığımızda, gazetecilerin özellikle bu alanda yaptıkları araştırmalar bize çocuğun aslında o bir günde de okula gitmediğini gösteriyor” ifadelerini kullandı.   ‘Çocuklar haftanın 6-7 günü MESEM’lerde çalışabiliyor’   Çocukların okula gitmeme durumlarının müdürler ve öğretmenler tarafından çoğu zaman desteklendiğini söyleyen Hivran Timur, “Eğitimciler, ‘Hani siz gelmeyin, yoklama kısmını biz hallederiz’ şeklinde yanıtlar da verebiliyor. Dolayısıyla son tabloya baktığımızda, çocukların haftanın 6, bazen de 7 günü çalıştırıldıkları sonucu ortaya çıkıyor. MESEM’lerde 2025'te, Kasım ayı itibarıyla 85 çocuk hayatını kaybetti. 2024'te bu sayı 71’di. 2026'da kaç olacak bilmiyoruz. Muhtemelen koruyucu, önleyici herhangi bir önlem alınmayacak. Çünkü alınmış olsa 2025'teki tablo yaşanmayacaktı. Ve daha da çarpıcı olanı, 2024 yılında MESEM’lerde hayatını kaybeden çocuklardan 71’inin içerisinde bulunan 11 çocuğun, aslında çalışmaması gerektiği saatte ya da okulda olması gereken saatte hayatını kaybetmiş olması gerçeğiydi. Çocuklar bu alanlarda, bir çocuğun yapmasına uygun olmayan ağırlıkta işleri yapıyor. Çocuklar, belki yetişkinlerin bile zorlanacağı işlerde çalıştırılıyorlar” sözlerini kullandı.    MESEM’lerden patronlara ‘ara eleman’ servisi   Hivran Timur, ailelerin MESEM’lerdeki tehlikeyi bilmelerine rağmen çocuklarını bu merkezlere göndermeye mecbur kaldığını dile getirerek, “Maalesef tablonun bu kadar vahim olmasına rağmen bu merkezlere hâlâ rağbet görülüyor.  2025'te bu MESEM’lerdeki çocukların sayısının 500 bin civarında olduğu söylenmişti. Bu çok ciddi bir rakam. Aileler, bu merkezlerde çocukların çalışma koşullarını ve zorluklarını biliyor ama mecbur kalıyor. Böylelikle aslında bu merkezler, devlet tarafından da çok işlenilebilir bir sistem hâline getirildi. Çünkü MÜSİAD’ın, TÜSİAD’ın, patronların ve işverenlerin açıklamalarını hatırlayalım; açıklamalarında ‘ara eleman’ dedikleri bir şeye ihtiyaç duyduklarını belirtmişlerdi. Aslında devlet de tam olarak MESEM’lerle bu ‘ara eleman’a imkân sunuyor” diye belirtti.   ‘Devlet, eğitimi araç olarak kullanıyor’   Bu sistemin aslında çocukların çalıştırılmasını meşrulaştırmak için kurulduğunu ifade eden Hivran Timur, “Burada devlet, eğitimi bir araç olarak kullanıyor. Tıpkı YBO’lar (Yatılı Bölge Ortaokulları) meselesi gibi. Orada da eğitim, bir asimilasyon politikası olarak araçsallaştırılıyordu. Şimdi de aslında sermayeye, ucuz iş gücü olarak peşkeş çekiliyor. Bu da çocukların emekleriyle, iş güçleriyle ve yine eğitim yoluyla yapılıyor. Şunu belirtmek istiyorum; 2026 için planlanan bir şey var: Organize sanayi bölgelerinde MESEM’lerin yatılı olabileceği ve çocukların artık burada çalışıp yine burada okul hayatına devam edebilecekleri gerçeği var. Bu da tamamen işçiliği meşrulaştıran; devlet ve sermayenin kol kola verip, tırnak içinde ‘yoksul çocukların emeğini sömürdüğü’ bir sistemden söz ettiğimizi gösteriyor” ifadelerini kullandı.   ‘MESEM’ler direkt kapatılmalı!’   Hivran Timur, sorunun uygulamadaki aksaklıklar değil, sistemin kendisi olduğuna vurgu yaparak, “Çözüm noktasına gelince, ben açıkçası MESEM’lerde şöyle iyileştirmeler yapılsın, böyle koruma önlemleri alınsın gibi bir yerde değilim. MESEM’lerin direkt olarak kapatılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu sistem, çocuk işçiliğini meşrulaştıran bir yerde duruyor. Bu yüzden koruyucu ya da önleyici önlemlerden ziyade tamamen silinmesi gerekiyor. Bu sistemin çok kabul edilebilir, iyileştirilebilir bir yönü olduğunu düşünmüyorum. Hem çocuk işçiliğinin ortadan kalkması hem de çocuk açlığının sona ermesi için, doğrudan yoksullukla mücadele edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yani yoksulluğa sebebiyet veren sorunların yeniden konuşulması ve ekonomik anlamda bir düzeltme ile bu sorunların önlenebileceğine inanıyorum” diye konuştu.