‘Arkadaşlarımız hakikati karanlıkta bırakmadığı için hedef alındı’ 2020-10-07 15:03:23   DİYARBAKIR - Gazetecilerin gözaltına alınmasına tepki gösteren meslektaşları, "Gerçeklerin karartılmaya çalışılmasına karşı arkadaşlarımız açığa çıkardı ve bir hakikatin daha karanlıktan kalmasına izin vermedi. Arkadaşlarımızın hedef alınmasının sebebi budur” dedi.   Van’da dün sabah saatlerinde polis tarafından evlerine yapılan baskınla aralarında muhabirimiz Şehriban Abi, Mezopotamya Ajansı muhabirlerinden Adnan Bilen, Cemil Uğur ve gazeteci Nazan Sala gözaltına alındı. Gazetecilerin evleri ve Mezopotamya Ajansı'nın bürosunda saatlerce yapılan aramalar sonucu teknik malzemelere el konuldu.   İstanbul’da bu sabah saatlerinde gerçekleştirilen siyasi operasyon kapsamında ise çok sayıda siyasetçi ile birlikte ETHA Muhabiri Pınar Gayıp da gözaltına alındı.   'Çalıştığımız koşulları gözler önüne seriyor'   Van'da helikopterden atılma haberine dikkat çeken Yeni Yaşam Gazetesi Editörlerinden Reyhan Hacıoğlu, gazetecilerin gözaltına alınmasının haberin doğruluğunu bir kez daha gözler önüne serdiğini belirtti. Yoğun baskı ve saldırılar altında çalışan gazetecilerin, oldukça zor koşullarda haber yaptığını dile getiren Reyhan, işkencenin Türkiye'de olağanlaştığını ancak kimsenin tepki vermediğini söyledi.   'Sahip mi? çıkacağız, yoksa es mi? geçeceğiz'   "Arkadaşlarımız gizlenmek istenen bir şeyi ortaya çıkardı” diyen Reyhan, “Gerçeklerin karartılmaya çalışılmasına karşı arkadaşlarımız açığa çıkardı ve bir hakikatin daha karanlıktan kalmasına izin vermedi. Arkadaşlarımızın hedef alınmasının sebebi budur. Bu şekilde susturacağını sanıyor. Suç olan bir şey varsa o da işkenceyi yapan ve işkencenin kendisidir.  Söz konusu Kürt olunca kimse ses çıkarmıyor. Ama gazetecilik bir suç olarak kabul ediliyor ve yapanların evleri basılıyor, tutuklanıyor. Görülmesi gereken, sahiplenilmesi gereken gazetecilerdir ve yaptıkları haberdir. Bir hakikat saklanıyor ve onu ortaya çıkaran gazeteciler de gözaltına alınıyor. Mesele şu; hep birlikte ortak tepkiler geliştirip karşı mı duracağız yoksa izleyip ama iddia ama Kürt mü diyeceğiz" dedi.   'Gazetecilerin tavrı önemli'   Gözaltındaki gazetecilerin bir an önce serbest bırakılması gerektiğini dile getiren Reyhan, "Yine dağıtımcı bir arkadaş da gözaltına alındı. Arkadaşlarımızın sahip olduğu gelenek ne sinecek ne de korkulacak bir gelenek.  O yüzden bu yol denendi, yapıldı ve tutmadı. Bunu gözaltına alanlar da biliyor. Hukuksuzluk ve özellikle gerçeği karartmaya yönelik bu saldırı karşısında meslek örgütleri ve muhalif gazetecilerin tavrı çok önemli. Dayanışmanın verdiği güç elbette başka. Özgür basın  durduğu yerde yine durur, yine direnir" diye konuştu.   'Bu durum başlı başına spesifik bir durum'   Gazetecilere yönelik gözaltı ve baskı furyasının ilk olmadığının altını çizen Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu ise,Türkiye tarihinde iktidarların gerçeği açığa çıkaran gazetecilere yönelik saldırıların  devamı niteliğinde olduğunu ifade etti. Ancak yaşanan son durumun başlı başına bir olay olduğunu söyleyen Dicle, şöyle devam etti: "Van'ın Çatak ilçesinde helikopterden atarak yapılan bir işkence durumu var. Ve bunu Mezopotamya Ajansı açığa çıkarıp tüm dünyaya duyurdu. Valilik çok kuzun süre açıklama yapmadı. Yine Mezopotamya Ajansı hedef gösterildi. Muhabirleri gittikleri her açıklamada polis tarafından taciz edildiler. Yani burada da iktidar ortaya çıkan bir işkenceyi soruşturmak yerine gazetecilere saldırıyor. Vali bir soruşturma başlattığını duyurdu ama yayın yasağı getirdi. O soruşturmanın ne aşamada olduğuna dair tek bir bilgi yok.”   'Özgür basın geleneği gerçeği söyleyen yerde durdu'   Gözaltıların bütün kamuoyuna gözdağı olduğunu dile getiren Dicle,"İktidarın kötü uygulamalarına ses çıkarırsanız, dünyaya duyurursanız sonunuz bu olacak demek istiyor. Bütün gazetecilere gözdağı veriliyor. İktidar başta Kürdistan'da yaşanan bütün hak ihlallerin  üzerinin örtülmesini sağlamak istiyor. Bunun kabul edilebilir bir tarafı yok. Gazeteciler Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana gerçeği duyurma uğurda canını verdi. Gözaltına alındı, tutuklandı. Ama mücadele devam ediyor. Özellikle özgür basın geleneği 1990'lardan bu yana sürekli sözünü söyleyen hakikatin sesinden haykırmaya devam eden yerde duruyor. Bizde dernek olarak meslektaşlarımızın yanındayız. Gazeteciliklerine tanığız. Ne olursa olsun onlarla birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz" şeklinde belirtti.