‘Kürtler bölgesel siyasette göz ardı edilemeyecek bir aktör’ 2026-09-08 09:01:20   Melike Aydın   İSTANBUL - Ortadoğu’da değişen dengeler ve Suriye denkleminde farklı Kürt aktörlerin ortaklaşarak masadaki varlığını güçlendirdiğini belirten akademisyen Kumru Toktamış, Kürt hareketinin kendi imkanlarını yaratarak masada belirleyici ve bölgesel siyasette göz ardı edilemeyecek bir aktör olduğunu belirtti.   Ortadoğu’da savaşlar, değişen ittifaklar ve yeniden şekillenen güç dengeleri bölgenin siyasal geleceğini belirlerken, Suriye’de yaşanan gelişmeler de yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Kürtlerin farklı siyasi aktörlerle yürüttüğü temaslar ve bölgesel denklemde artan etkisi, yeni süreçte nasıl bir konum elde edecekleri tartışmasını beraberinde getiriyor.    Siyaset Bilimci Dr. Kumru Toktamış, Ortadoğu’daki değişen dengeleri, Kürtlerin bölgesel siyasetteki konumunu ve Kürt kadınların mücadeleyle elde ettiği kazanımların yeni döneme etkisini JINNEWS’e değerlendirdi.   Dünyanın iki kutuplu yapıdan çok merkezli bir sisteme geçişinin beraberinde kaosu da getirdiğini ifade eden Kumru Toktamış, “Birinci Dünya Savaşı’nı, İkinci Dünya Savaşı’nı çalışırken savaşlar öncesinde ya da savaşın başladığı anlarda kaoslar tarif etmezdik. Devlet kurma, karmaşık bir hayatın kesinliklerini oluşturma çabasıdır. ‘Anlaşmalarla, yasalarla birtakım kesinlikler getirelim, birtakım garanti altına alalım bu hayatı.’ Ancak yapılan anlaşmalar, geleceği belirleyecek kalıcı düzenlemeler olarak görülmemeli. Birinci Dünya Savaşı sonrasında yapılan anlaşmalar da kalıcı sonuçlar yaratmadı” dedi.   ‘Demokrasi belirsizlikle baş etme biçimidir’   Demokrasinin belirsizliği ortadan kaldırmak değil, belirsizliklerle baş etme biçimi ve farklı aktörlerin katılımını sağlamanın yolu olduğunu belirten Kumru Toktamış, “Çünkü demokrasi kesinlik oluşturmak değildir. Demokratik siyasetin temel sorusu, farklı katılımların birbirini yok etmesini engellemektir. Ortadoğu’da devletlerin yeniden şekillendiği, sınırların değişme ihtimalinin bulunduğu bir süreç yaşanıyor ve tüm aktörler kendi garantilerini oluşturmaya çalışıyor” diye kaydetti.   ‘Çok merkezliliğin kaosu içinde yaşıyoruz’   Mevcut tablonun yalnızca Donald Trump’ın politikalarıyla açıklanamayacağını, bu sürecin 1980’li ve 1990’lı yıllarda başlayan dönüşümlere kadar uzandığını ifade eden Kumru Toktamış, “İki merkezli dünya ortadan kalktığında çok merkezli olacağını söylüyorduk. Şimdi o çok merkezliliğin kaosu içinde yaşıyoruz. ABD, Ortadoğu’yu farklı aktörler üzerinden yönetmeye çalışıyor, Rusya’nın ise bölgedeki tutumu değişiyor. Devletlerin yanı sıra devlet dışı aktörler de ortaya çıkan boşluklardan kendilerine alan açmaya çalışıyor. Gerek devlet aktörleri gerek devlet dışı aktörler olsun, hepsi bu taşeronluktan kendilerine imkan yaratmaya çalışıyorlar. Bu çok doğal. Suudi Arabistan da Türkiye de Kürt hareketleri de bu taşeronluktan imkan yaratmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.   ‘Mekke Antlaşması ABD’nin boşalttığı ortamda yaratılmış bir imkan’   Mekke Antlaşması’nın da bu kaos ortamında ortaya çıktığını ifade eden Kumru Toktamış, “Devletlerin bile metinlerini sergileme ihtiyaçları vardır. Ortada antlaşmaya dair bir metin yok ama bir gösteri var, bir meydan okuma hali var. Yani demokratik katılım yok” diye konuştu. Mekke Antlaşması’nın ABD’nin isteğinden ziyade ABD’ye rağmen ortaya çıkmış olabileceğini belirten Kumru Toktamış, Türkiye’nin anlaşmaya hangi koşullarda ve neden dahil olduğunun açıklanması gerektiğini söyledi. Kumru Toktamış, Pakistan ile Suudi Arabistan arasındaki savunma işbirliğinin daha önce var olduğunu hatırlatarak, Türkiye’nin bu yapıya dahil olmasının bölgesel açıdan önemli bir gelişme olduğunu belirtti. Anlaşmanın nasıl işleyeceğinin henüz bilinmediğini ifade eden Kumru Toktamış, “Bu tamamen Trump’ın boşalttığı ortamda yaratılmış bir imkan. Ve bu imkan türlü çeşitli yerlere doğru gidebilir. Suudi Arabistan’ın niyeti İran’a karşı bir birliktelik olması. Ama bir bakarsınız bu ittifak İsrail’e karşı olabilir, dönüşebilir” dedi.   ‘Kürtler bir kez daha devre dışı bırakılamaz’   Bölgedeki gelişmeleri tarihsel tekrarlar üzerinden değerlendirmenin önemli olduğunu dile getiren Kumru Toktamış, tarihin tekerrür etmediğini ancak bazı kalıpların bulunduğuna işaret etti. 1923 dönemindeki sekülerlerin İslamcıları ve Kürtleri devre dışı bıraktığını belirterek, bugün İslamcılar, Kürtler ve sekülerlerin birlikte hareket edip edemeyeceğinin önemli bir soru olduğunu ifade etti. Kumru Toktamış, “Hiçbir şekilde o tarih tekrar etmeyecek. Başka bir şey olacak. Kürtler bir kez daha oyuna gelip devre dışı bırakılmayacak kadar yüklü bir yüzyıl yaşadılar. Yüklü, belgelenmiş, ortaya çıkmış. Bunu sadece Kürtler olarak yaşamadılar. Kadınlar olarak yaşadılar, bölgesel olarak yaşadılar, çatışmalarda yaşadılar. Dolayısıyla bu, böyle sadece bir sosyal oluşuma ‘hadi bize lazım değilsin’ deme hali olabilecek bir şey değil” ifadelerini kullandı.   ‘Kürtler masada sandalye sahibi oldu’   Kürtlerin bölgesel siyasetteki mevcut konumunun doğru okunması gerektiğini söyleyen Kumru Toktamış, “Kürtler, Şara’nın danışmanı olmadılar, masada sandalye sahibi oldular. Orada yeni bir masa kuruldu. O masada Kürtlere bir sandalye verildi. Son 10-15 yıldır yaşananlar Kürtlerin o masada sahici bir sandalyeye sahip olmalarını sağladı. Bunun altı çizilmeli. Şimdi bu masada sandalyeye sahip olmak yetmez. Bunun kitlesel olarak meclisler boyunca, parlamentolar boyunca nasıl bir katılıma dönüşeceğine bakacağız” sözlerine yer verdi.   ‘Kürtler arası parçalı yapı demokratik katılıma çevrilebilmeli’   Kürtlerin bölgesel siyasette elde ettiği konuma rağmen önlerinde önemli handikaplar bulunduğunu belirten Kumru Toktamış, “Kürtlerin en büyük handikapı kendi çok parçalı politik yapıları. Daha doğrusu çok parçalı olmak bir handikap değildir. Ulusal olarak da parçalı olabilirsiniz. Ama demokratik katılıma çevirmeleri mümkün mü? Kürtlerin farklı siyasi yapılarının birbirleriyle iletişim kurabilmesi belirleyici. Barzani bir yandan, DEM bir yandan, Rojava’da kalan arkadaşlar bir yandan. Bu farklı çerçeveden gelen unsurlar acaba birbirlerini dinleme, duyma ve konuşma imkanına kavuşabilirler mi, kavuşamazlar mı? Şu anda önemli olan bu. Bunun sağlanması lazım” dedi.   ‘Kürtler bölgesel siyasette göz ardı edilemeyecek bir aktör’   Kürtlerin bir araya gelmesinin önündeki engellerden birinin Türkiye olduğunu kaydeden Kumru Toktamış, “Gerek iktisadi önlemlerle gerek siyasi çabalarla gerek sınır ötesi siyasi çabalarla Türkiye bunları kontrol altına almaya çalışıyor. Bu kontrol aynı zamanda bu parçalı yapıların bir araya gelmesi imkanını yaratır mı, Türkiye’ye rağmen? Bu da önemli bir soru olacak” dedi. Kürtlerin geçmişte yaşadığı siyasal kırılmaların aynı biçimde tekrarlanacağını düşünmediğini ifade eden Kumru Toktamış, Kürtlerin artık bölgesel siyasette göz ardı edilemeyecek bir aktör olduğunu vurguladı.   ‘Kürtleri araçsallaştırmak isteyen güçler var’   Kürtleri araçsallaştırmak isteyen küresel ve yerel güçlerin bulunduğuna dikkat çeken Kumru Toktamış, bunun kadınlar açısından da önemli bir mesele olduğunu söyledi. Araçsallaştırmanın her durumda mutlak biçimde olumsuz sonuç doğurmadığını dile getiren Kumru Toktamış, “Bizleri araçsallaştırmaya çalışan güçlerle geçici ittifaklarımıza devam edelim ama kendimizi de bilelim. Kendi sözümüzü kaybetmeyelim. Gözler Rojava’nın üstünde. Kendi sözlerini kaybedecekler mi? Gözler Barzani’nin üstünde. Kendi sözünü üç kuruşa sattı mı? Gözler DEM Parti’nin üstünde. Kendi çok sesliliğini yok edecek mi?” diye sordu.   ‘Kürtler kilit aktör, artık yok edilmeyecek’   Tarihsel deneyimlerin birebir tekrarlanmayacağına işaret eden Kumru Toktamış, Kürtlerin artık bölgesel siyasetin kilit aktörlerinden biri haline geldiğini söyledi. Kumru Toktamış, “Tarih tekrar etmez. Kürtler yeniden yok edilmez. Kürtlerin ağır katliamlar yaşayacaklarını sanmıyorum. Çünkü çok önemli ana kilit aktörler olduklarını ortaya koydular. Öyle ya da böyle masada yerleri var artık. Bu yer nasıl bir yer? Sandalye nasıl bir sandalye? Kırık mı bacağı? Bütün bunları zaman içinde göreceğiz” ifadelerini kullandı.   ‘Halkların mücadelesi demokrasiyi yarattı’   Devletler arası anlaşmaların ve ittifakların yanı sıra halk hareketlerinin belirleyici rolüne işaret eden Kumru Toktamış, demokrasinin devletler tarafından halka sunulan bir lütuf olmadığını vurguladı. Kumru Toktamış, şunları söyledi: “Demokrasi dediğimiz şey, devletlerin nasıl kurulduğu değil, halkların nasıl hareket ettiği, nasıl direniş hareketleri yaptığı. Kadın hakları ve demokrasi Batı’da daha iyiyse bu 19’uncu yüzyılın işçi hareketleri sayesinde olmuş şeylerdir. Ne Fransa ne Norveç ne Hollanda ‘buyurunuz siz alınız, çok güzel bir demokrasi’ diye haklar imzalamadılar. Demokrasi halk hareketleriyle oldu.”   ‘Kürt kadınlar sosyal devrim yaşadı’   Kürt Kadın Hareketi’nin tarihsel gelişimine vurgu yapan Kumru Toktamış, özellikle Türkiye’deki Kürt kadınların son yıllarda elde ettiği toplumsal kazanımların önemine değindi. Kumru Toktamış, “100 sene öncesinde Kürt kadınlar nerelerdeler diye baktığımız zaman falanca liderin eşi, filanca liderin anası gibi çok önemli ama tek tek karakterler görüyoruz. Oysa şimdi İranlı kadınlar tarihe geçtiler. Türkiye’deki Kürt kadınlar tarihe geçmediler ama muazzam bir sosyal devrimden geçtiler” sözlerine yer verdi.    ‘Asıl tarihi Kürt kadınlar yazdı’   Rojava’daki kadın deneyimi ile Türkiye’deki Kürt Kadın Hareketi’nin kazanımlarını birbirinden ayıran Kumru Toktamış, silahlı mücadele koşullarında kadınların görünür olmasının önemli olduğunu ancak demokratik katılım açısından farklı soruların bulunduğunu söyledi. Kumru Toktamış, “Suriye militer bir yerdi. Orası savunma yeriydi. Silahlı bir yerde kadınların varlık göstermesi çok önemlidir. Ama silahlı bir ortamda gerçekten bir katılımın ne anlamı var? Çünkü silahlı demek askeri disiplin demektir. Esas tarihi eşbaşkanlıklarıyla, Diyarbakır belediye başkanlıklarıyla, başka kasabalardaki kadınlar yazdılar. Bu tarihi özellikle Türkiye’deki Kürt Kadın Hareketi’ne, tarihini hiçbir kimseye ciro etmeye niyetli değilim. Bu çok önemli bir halk hareketi. Kimse Kürt kadınlara bunu vermedi, kendileri on yıllar boyunca aldılar” diye konuştu.   ‘Kürt kadınların kazanımları tarihe geçecek’   Kürt kadınların toplumsal kazanımlarının kalıcı olduğunu söyleyen Kumru Toktamış, bu kazanımların önümüzdeki dönemde bölgenin siyasal ve toplumsal yapısında belirleyici olacağını kaydetti. Kumru Toktamış, “Toplumsal kalıcı bir varoluş olarak Türkiye’de Kürt kadınların kazanımları tarihe geçecek. Bu tarih, son yaşadığımız 40 yılın tarihi, daha çok eşbaşkan kadınlarla ve onları destekleyen insanlarla anlatılacak. İran’daki Kürt kadınlar ve İran’daki kadınlar dünyaya mal etti. O da dolayısıyla bunlardan artık geriye dönüş olmaz. Bunları bastırmak da çok zor artık. Bunlar artık halk hareketi olmuş durumdalar” dedi.   ‘Kadınların kendi hareketi belirleyici’   Kadın haklarının yalnızca yasal düzenlemelerle değil, kendi mücadeleleriyle kalıcı hale geldiğini ifade eden Kumru Toktamış, “Katılımcı kadın haklarının, kadın kazanımlarının yerleşmesinin en önemli, en vazgeçilmez unsuru kadınların bizzat kendi hareketleri. Gerek Arapların arasındaki seküler kadın çevreleri gerek Kürt Kadın Hareketi bence artık geriye dönülmez bir yere gelindiğini gösterdi” diye kaydetti.    ‘Kadınlar bir halk hareketidir’   Kumru Toktamış, kadınların yalnızca mevcut siyasi yapıların içinde temsil edilen bir kesim olarak görülmemesi gerektiğini söyleyerek, kadınların bir halk hareketi olduğunun altını çizdi. Kürt hareketinin parçalı yapısının bir handikap olarak görülmek yerine demokratik katılım açısından bir zenginliğe dönüştürülebileceğini dile getiren Kumru Toktamış, “Coğrafi parçalar var, ideolojik parçalar var. Feminist hareketin bize öğrettiği gibi parçalarla bir arada durmayı öğrenelim” dedi. Türkiye solunun farklılıklarla bir arada yaşama konusunda başarısız olduğunu belirten Kumru Toktamış, “Kürt solunun da henüz öğrenebildiğini sanmıyorum ama Kürt halkı ve hareketi önüne geçti bu anlamda” ifadelerini kullandı.   ‘Parçalılığı avantaja çevirmek mümkün’   Kürtlerin coğrafi olarak parçalı olmasının ciddi bir sorun olduğunu ancak ideolojik, sosyal ve politik farklılıkların demokratik bir zenginliğe ve avantaja dönüştürülebileceğini belirten Kumru Toktamış, “Bunun yöntemleri aslında çok da zor değil. Mutlak yetki olmayacaksın. ‘En doğruyu ben söylüyorum’ demeyeceksin. Çıkar grupları çeşitlidir ve kaçınılmazdır. Çıkar gruplarını yok ettiğiniz anda siz zaten demokrat olmaktan çıkarsınız. O zaman çıkar gruplarıyla birlikte yaşamayı nasıl öğreneceğiz? Bu aynı zamanda karşılıklı bir terbiye de demektir” diye konuştu.   ‘Eleştirileri kucaklamayı öğrenmeliyiz’   Türkiye’de yaşanan siyasal süreçte farklı kesimlerden gelen eleştirilerin dışlanmaması gerektiğini vurgulayan Kumru Toktamış, “Şu anda zor bir dönemden geçiyoruz Türkiye’de. Haklı olarak gelişmekte olan siyasi sürece, yapılmakta olan görüşmelere tepki duyan birtakım eski dostlar var. Kürt hareketinin müttefiki saydığımız unsurlar var. Bunlar bir şekilde ortama şüpheyle bakıyorlar. Eleştirileri demokratik mücadelenin bir parçası olarak ele almak gerekir. Bu insanlar müttefikimiz, bu insanlar düşmanlarımız değil. Bunların bir kısmı Kürt, bir kısmı Türkiye’nin başka bölgelerinden insanlar. Bu insanlar bir şeyler söylüyorlarsa bunu hemen çizmek, hemen üstünü karalamak değil” dedi.   ‘Esas mücadele şimdi başlıyor’   Mevcut siyasi sürecin tamamlanmış bir mücadele olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizen Kumru Toktamış, son olarak şunları söyledi: “Esas demokrasi mücadelesi şimdi başlayacak. Silahlar sustuğunda demokratik katılım mücadelesi başlar. Dünyadaki kadın hareketleri deneyiminden bu açıdan öğrenecek çok şeyimiz var. Parçalarla birlikte yaşamayı öğrenebiliriz. Bence Kürtler bunu gerçekleştirmeye, Türk solundan bile daha yakın durumdalar.”