Kandıra Cezaevi’ndeki siyasetçi kadınlardan mesaj: Direniş varsa umut vardır 2020-02-23 14:37:20   ANKARA - Kandıra Cezaevi'nde tutsak siyasetçi kadınlar kongreye gönderdikleri ortak mesajda, "Kürt halkı ve dostları bugün bulunduğu her yerde, evinde, sokakta, zindanda faşizme karşı direniyor. Biz biliyoruz ki bir yerde direniş varsa orada umut vardır. Orada umut varsa karanlığa yer yok. " dedi.    Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde tutsak bulunan siyasetçiler Sebahat Tuncel, Gültan Kışanak, Selma Irmak, Figen Yüksekdağ, Gülser Yıldırım, Çağlar Demirel, Aysel Tuğluk, Edibe Şahin ve Nurhayat Altun ve siyasi tutsaklar HDP 4’üncü Olağan Kongresi’ne mesaj gönderdi.   Mesajda şu ifadeler yer aldı:   “Kongrenizin halkların eşitlik, özgürlük, demokrasi, mücadelesinde önemli bir yol açacağına umudunu yetiştireceğini, direnişi yükselteceğine inanıyor biz Kandıra zindanındaki kadınlar olarak büyük bir moral, coşku ve inançla sizleri selamlıyor, başarılar diliyoruz.   HDP olarak kongremizi Ortadoğu’da ve dünyada önemli siyasal ve toplumsal alt üst oluşların yaşandığı kadınların halkların, eşitlik özgürlük ve demokrasi mücadelesini yükselttiği bir süreçte gerçekleştiriyoruz. Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın her yerinde mevcut otoriter baskıcı faşist kadın düşmanı rejimine karşı itiraz ve isyanların yaşanmasını beraberinde getirmektedir. İnsanlar artık başka bir düzen istemektedir. Bugün Rojava Devrimi ve Rojava’da inşa edilen demokratik, ekolojik kadın özgürlükçü sistem tüm dünya halklarına umut olmaktadır. Bize düşen görev bu umudu bulunduğumuz her yerde büyütmektir.   Kürt halkı her yerde direniyor   Demokratik siyaset alanında mücadele edenleri soykırım operasyonlarında rehin alarak ‘kayyum siyaseti’ ile halk iradesini gasp eden faşist iktidar bloku mücadele direnci ve halkın umudunu kırmak halkımızın, kadınların eşitlik, özgürlük ve barış mücadelesini engellemek istiyorlar. İmha,  inkar ve asimilasyon politikalarını güncelleyerek Kürt halkını, kadınlarını özgürlük mücadelesinden alıkoymaya çalışıyorlar. Ancak bunun nafile çabaları olduğunu kendileri de biliyorlar. Kürt halkının kadınların mücadele tarihi aynı zamanda direniş tarihidir. Tarihin her döneminde zalimlere ve halklara karşı güçlü direnişler yaşanmış ve zalimler kaybetmiştir. Kürt halkı ve dostları bugün bulunduğu her yerde evinde, sokakta, zindanda faşizme karşı direniyor. Biz biliyoruz ki bir yerde direniş varsa orada umut vardır. Orada umut varsa karanlığa yer yok. Bugün ülkeyi karanlığa sürükleyenler işte bundan korkuyorlar. O nedenle demokrasi, eşitlik ve özgürlük mücadelesi yürütenlere saldırıyorlar.   Çözümsüzlük tecrit ile sürdürülüyor   Kürt halkının her türlü hak ve özgürlük talebi baskı zor ve güvenlikçi politikalarla bastırılmaya çalışılmaktadır. Kürt sorununda çözümsüzlük siyaseti özellikle İmralı’da Kürt halk önderi Sayın Abdullah Öcalan üzerinde 21 yıldır kesintisiz devam eden mutlak tecrit politikaları ile sürdürülmektedir. Tecrit politikası ile aynı zamanda demokrasi, özgürlükler, barış da tecrit edilmektedir. 2013- 15 yılları arasındaki kısa bir diyalog sürecinin Türkiye’de demokrasi ve özgürlüklerin gelişimi için önemli gelişmelere vesile olduğunu hep birlikte yaşadık. AKP’nin müzakere masasını devirmesi ve sayın Öcalan’a tecrit uygulaması ile Türkiye’nin içine girdiği karanlık tabloya faşist iktidarın Kürt karşıtı savaş politikalarına neden olduğu bugün çok geniş bir kesim tarafından görülmektedir.   HDP demokratikleşmede kilit partidir   Hepimiz biliyoruz ki Kürt sorunu çözülmeden Türkiye’de gerçek anlamda bir demokratikleşme gerçekleşemez. Özgürlükler güvence altına alınamaz. O nedenle tecridin sonlandırılması, Sayın Öcalan’ın sağlık ve özgürlük koşullarının sağlanması demokrasinin özgürlüğünün ve barışın sağlanmasının önünü açacaktır. HDP hem Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü hem de Türkiye’nin demokratikleşmesinde kilit bir partidir. HDP’nin demokratik cumhuriyetin inşası için Türkiye halkları ve toplumsak muhalefeti içine alan en geniş demokrasi ittifakını kurması ve Kürt ulusal birliğinin sağlanması için Kürt demokratik ittifakının kurulmasındaki kritik önemini görerek önümüzdeki süreçte daha etkin bir mücadele büyüteceğine inanıyoruz. Halkların ve inançların eşit özgür bir arada yaşamasının güvencesi bu konuda geliştirilecek politikalara bağlıdır. Bugünkü kongremiz bu alanda yürüttüğümüz çalışmaların daha da geliştirilmesine vesile olabilir.   Örgütlü toplumu geliştirme sorumluluğuyla karşı karşıyayız   Sonuç olarak kongremizin kadına yönelik her türlü ayrımcılık, taciz, tecavüz, şiddet ve kadın katliamlarının önlenmesi için kadın özgürlük çizgisini güçlendireceğine inanıyoruz. Savaşa karşı barışı bize dayatılan köleliğe karşı özgürlüğü doğanın talanına karşı ekolojik yaşamı, emek sömürüsüne, güvencesiz esnek çalışmaya, işsizliğe, yoksulluğa, adaletsizliğe karşı işçiden, emekçiden ve doğadan yana sömürü ve işgal politikalarına karşı aktif bir mücadeleyi yükselteceğimizi biliyoruz. Halklarımızın umudunu gerçek kılmak için kendi yaşam paradigmamızı yaşamın her alanında örgütlemek, örgütlü toplum yaratmak her dönem en temel görevimiz olmuştur. Örgütlülüğü ve eylemi olmayanın özgürlüğünü sağlaması zordur. O nedenle HDP olarak örgütlü toplumu geliştiren sorumluluğu ile karşı karşıyayız. Bu kongremizin partimizin örgütlenmesi, yerel ve katılımcı demokrasinin geliştirilmesine katkı sunacağına inanıyoruz. Türkiye halklarının, kadınlarının özlemini duyduğu eşit, adil, demokratik ve barışçıl bir yaşamın inşa edilmesi için bugüne kadar büyüttüğü mücadeleyi daha da büyüteceği inancımızla bir kez daha kongreyi selamlıyor. Kongrede seçilecek eş genel başkanlarımıza, PM üyelerimize başarılar diliyoruz.”