Kobanê Davası’na pazartesi gününe kadar ara verildi

  • 17:14 1 Aralık 2023
  • Hukuk
ANKARA - Tutuklu siyasetçilerin savunmalarıyla devam eden Kobanê Davası’nda, çözüm sürecinin yargılanmaya çalışıldığını belirtilerek, Türkiye'nin DAİŞ Karşıtı koalisyon içerisinde resmi olarak bulunup bulunmadığı hakkında Dışişleri Bakanlığından bilgi talep edilmesini talebinde bulunuldu.
 
DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırılarına karşılık 6-8 Ekim 2014 tarihinde gerçekleşen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek, Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de aralarında bulunduğu 18’i tutuklu 108 kişi hakkında açılan Kobanê Davası’nın 43’üncü duruşmasının 5’inci oturumu Ankara 22'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlandı.
 
‘Çözüm süreci yargılanmak isteniliyor’
 
Kimlik tespitiyle başlayan duruşma daha sonra tutsak Kürt siyasetçi Nazmi Gür’ün müdafi avukatı Öztürk Türkdoğan’ın savunmasıyla devam etti. İddianamenin kabul kararının hukuka aykırı olduğunu belirten Öztürk, “Dava dosyasında, hükümetin ‘birlik ve beraberlik süreci’ demokratik kamuoyunun ise ‘çözüm süreci’ olarak adlandırdığı dönem adeta yargılanmak isteniyor” dedi. Öztürk, “3 bin 530 sayfalık iddianame var. Bir sayfa en fazla 3 dakikada okunur. 8 güne yakın bir okuma yapılması gerekiyor. Basit bir hesapla mahkemenin iddianameyi okumadan ve incelemeden kabul ettiği sonucu ortaya çıkıyor. Mahkemenin dosyayı en başından iade etmesi gerekiyordu. Çünkü bu elverişli değil. Hiç kimse için elverişli değil. Sanıklar için değil, müştekiler için değil, mahkemeniz için değil, avukatlar için değil. Bu dosyayla ilgilenmek maalesef mümkün değil, fiziki bir imkânsızlık var ortada. Biz yüz binlerce sayfayı oturup okuyamayız” dedi.  
 
‘Şikayet alma mekanizması işletilmedi’
 
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 170’inci maddesinin 5’inci fıkrasına göre, sanığın lehine olan hususların gösterilmesi gerektiğini ancak sanıkların lehine olan hiçbir hususun dosyaya girmediğine dikkat çeken Öztürk, “Sanığın lehine olan tek şey savunması. Bu dosyada 2 bin 676 mağdur, müşteki oldu. Müvekkiller hakkında şu anda hiç kimsenin şikâyeti yok ancak şikayet alma mekanizması işletilmedi. Bu bile tek başına davada iddianamenin iade edilmesini gerektiren bir durum. Aklıma Dev-Yol Ana Davası geliyor, 30 yıldan fazla sürdü. Herhalde bu davayı dizayn edenler de bu davanın uzun yıllar süreceğini düşünerek, böyle bir şey yapmışlar ama mahkemenizin buna izin vermemesi gerekiyor” diye belirtti.
  
‘Çözümsüzlüğün faturası 4 trilyon dolar’
 
Kürt sorunundaki çözümsüzlüğün Türkiye açısından birçok kayba yol açtığının altını çizen Öztürk, şöyle devam etti: “Bu ülkenin farklılıkları var ve bu farklılıklara saygı duyulması gerekiyor. Biz hala bu ülkede, Kürtlerin ana dilde eğitim yapmasını ‘bölücülük’ olarak değerlendiriyoruz. Hala 90 milyonluk bir ülke Ankara’dan yönetiliyor. Kürt sorunundaki çözümsüzlüğün 40 yıllık faturası 4 trilyon dolar. Bunları artık aşmamız gerekiyor. Hala eski ideolojik yaklaşımlar var. Bunlardan vazgeçilmesi ve burada yargılanan insanlara teşekkür edilmesi gerekiyor, hapse atılması değil.” 
 
Öztürk Türkdoğan’ın savunmasının ardından duruşmaya ara verildi.
 
‘Bütün huşular göz ardı ediliyor’
 
Verilen aranın ardından beyanlarına devam eden Öztürk, dava dosyasında yer alan ve Partîya Yekîtîya Demokrat (PYD) tarafından Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu’na (MYK) gönderildiği iddia edilen söz konusu e-postaya dair değerlendirmelerde bulundu. Öztürk, Suriye'de bulunan Süleyman Şah Türbesi’nin Türkiye'ye nakliyle ilgili 22 Şubat 2015 tarihinde gerçekleştirilen operasyonu hatırlattı ve “Türkiye bu operasyonu elbette ki PYD ile iş birliği halinde gerçekleştirdi. Esasında bu noktada da soruşturma içerisinde herhangi bir belge ve bilgiye rastlamadık. Bu konuda Dışişleri ve Milli Savunma bakanlıkları ile MİT Başkanlığı’ndan mahkemeniz bilgi talep ederse, esasında belli bir tarihe kadar Türkiye ile Suriye'de faaliyet yürüten PYD arasındaki ilişkiler anlaşılacaktır. Dolayısıyla dava dosyasındaki iddialar ileri sürülürken, bütün bu hususlar göz ardı ediliyor. Soruşturma aşamasında temin edilseydi, bu iddiaların hiçbirine gerek kalmayabilirdi” diye kaydetti.
 
Talepler
 
Öztürk, “Esas hakkındaki savunmasının kabul edilerek, sanık lehine delillerin toplanabilmesi için delil toplama taleplerinin kabul edilmesini; Cumhuriyet Savcısının soruşturma aşamasında toplamadığı ve iddianame ekine koymadığı deliller ile ilgili mahkemenin resen sanık aleyhine topladığı tüm delillerin dava dosyasından çıkartılmasını; esas ve yasaya aykırı olarak dinlenen tanık olduğu ileri sürülen kişilerin beyanlarının dava dosyasından çıkarılmasını; ilgili mevzuat uyarınca 2 yıl dosyası içerisinden çıkarılmasını; geçtikten sonra toplanan HTS kayıtlarının dava dosyasından çıkarılmasını; Ankara TEM şube Müdürlüğü'nün 26 Ekim 2018 tarihli bilgi notu yazısının akıbetinin araştırılarak kurulan ara karar gereğinin yerine getirilmesini; MGK'nin 30 Ekim 2014 tarihli toplantı kararlarının dava dosyası içerisine getirilmesini; 6551 sayılı kanun kapsamında Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı'na soruşturma aşamasında yazışma yapılıp yapılmadığının sorulmasını; soruşturma izni verilip verilmediğinin sorulmasını; Urfa Valiliği ile Suruç Kaymakamlığı'na yazı yazılarak Eylül-Ekim 2014 tarihlerinde sınır geçiş noktalarından günübirlik Suriye'ye geçiş izni verilenler ile ilgili bilgi sorulmasını; Suriye'den Türkiye'ye getirilerek tedavi ettirilen PYD mensubu yaralılar hakkında Sağlık Bakanlığı'ndan bilgi istenilmesini; Süleyman Şah operasyonu ile ilgili olarak MİT Başkanlığı, MSB ve Dışişleri Bakanlığı'ndan bilgi sorulmasını; Türkiye'nin DAİŞ Karşıtı koalisyon içerisinde resmi olarak bulunup bulunmadığı hakkında Dışişleri Bakanlığından bilgi talep edilmesini” istedi.
 
Dilekçe sundu 
 
Nazmi Gür ve tüm tutsak siyasetçiler hakkında tahliye talebinde bulunan Öztürk,  5235 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin 5’inci fıkrasına, 2 Aralık 2014 tarihli 6572 sayılı Kanun’un 39’uncu maddesiyle eklenerek ek cümlelerin Anayasa’nın 37 ve 140’ıncı maddelerine ait olması nedeniyle Anayasanın 152’nci maddesi uyarınca aykırılık iddiasının ciddi bulunarak Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasına ve davanın durdurulmasına karar verilmesini içeren dilekçeyi mahkeme heyetine sundu.
 
Öztürk Türkdoğan’ın savunmasının ardından duruşmaya 4 Aralık Pazartesi saat 10.00’a kadar ara verildi.
 
 

Etiketler:

kobanê dava