Katledilen Sonay Yıldız'ın duruşması görüldü 2026-09-10 17:45:05   XARPÊT – Qovanciyan'da evli olduğu erkek Erdal Yılmaz tarafından katledilen Sümeyye Sonay Yıldız davasının ilk duruşması görüldü.    Xarpêt (Elazığ) Qovanciyan (Kovancılar) ilçesinde 25 Kasım 2025’te Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde evinde evli olduğu erkek Erdal Yılmaz tarafından ateşli silahla katledilen Sümeyye Sonay Yıldız’ın katledilmesine ilişkin açılan davanın ilk duruşması görüldü. Elazığ 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, fail ve taraf avukatları hazır bulundu. Yine hem failin hem de Sümeyye Sonay Yıldız’ın ailelerinin yanı sıra çok sayıda kadın duruşmaya izleyici olarak katıldı.    Savunmaların alındığı duruşma eksik hususların giderilmesi için 20 Ekim’e ertelendi.   Duruşma öncesi Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Xarpêt Kadın Meclisi, adliye önünde açıklama yaptı. “Kadın cinayetleri politiktir” ve “Jin, jiyan, azadî” dövizlerinin taşındığı açıklamayı meclis adına Berfin Bilin okudu. Sümeyye Sonay Yıldız’ın, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde katledilmiş olmasının tablonun ne kadar ağır olduğunun göstergesi olduğunu belirten Berfin Bilin, “Sümeyye'nin ölümü ‘şüpheli bir ölüm’ denilip geçiştirilemez. Bir kadının yaşam hakkı elinden alınmışsa, gerçeğin ortaya çıkarılması ve sorumluların adalet önünde hesap vermesi gerekir. Çünkü bizler biliyoruz ki kadın cinayetleri münferit olaylar değildir; kadınların yaşam hakkını tehdit eden şiddet, eşitsizlik, ayrımcılık ve cezasızlıkla birlikte büyümektedir. Kadın cinayetleri politiktir; kadınlar susmayacak, mücadele edecek” şeklinde konuştu.    'Mekanizmalar daha güçlü olmalı'   Kadınların yaşam hakkının korunmasının, yalnızca kadın örgütlerinin ya da ailelerin değil, toplumun ve tüm kamu kurumlarının sorumluluğu olduğunu vurgulayan Berfin Bilin, konuşmasına şöyle devam etti: “Kadına yönelik şiddetle mücadele, cinayet gerçekleştikten sonra değil, kadınlar henüz hayattayken başlamalıdır. Kadınların şiddetten korunması, şiddetin önlenmesi ve faillerin etkin biçimde soruşturulması bir bütün olarak ele alınmalıdır. Bu nedenle İstanbul Sözleşmesi'nin ortaya koyduğu yaklaşım bizim için önemini korumaktadır. İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddetin önlenmesi, kadınların korunması ve faillerin etkin biçimde soruşturulması konusunda önemli bir kazanımdır. Sözleşmeden çekilmiş olmak, kadınların şiddete uğradığı gerçeğini ortadan kaldırmamıştır. Tam tersine, kadınların yaşam hakkını koruyan mekanizmaların daha güçlü biçimde savunulması gerektiğini göstermektedir.”   ‘Failler hesap vermeli’   Yetkililere çağrıda bulunan Berfin Bilin, “Sümeyye Sonal Yıldız'ın ölümü tüm yönleriyle soruşturulsun. Failler ve sorumlular ortaya çıkarılsın. Deliller titizlikle toplansın, hiçbir ihtimal göz ardı edilmesin. Dosyada etkin, şeffaf ve bağımsız bir soruşturma yürütülsün. Soruşturmanın her aşamasında ailenin adalet talebi dikkate alınmalı, kamuoyunda oluşan soru işaretleri giderilmeli ve gerçeğin ortaya çıkması için gereken bütün adımlar eksiksiz atılmalıdır. Şüpheli ölümler aydınlatılsın, failler hesap versin; adalet herkes için sağlansın. Bizler adaletin yalnızca bir karar kâğıdından ibaret olmadığını biliyoruz. Adalet; gerçeğin ortaya çıkarılması, sorumluların hesap vermesi ve benzer acıların bir daha yaşanmaması için gerekli mekanizmaların oluşturulmasıdır” sözlerine yer verdi.   ‘Takipçisi olacağız'   Kadın cinayetlerinin "aile içi mesele", "münferit olay" ya da "şüpheli ölüm" başlıkları altında görünmez kılınmasına izin vermeyeceklerini vurgulayan Berfin Bilin, “Kadınların yaşam hakkını savunmak, aynı zamanda eşit ve özgür bir yaşamı savunmaktır. ‘Jin, jiyan, azadî’ diyerek yıllardır büyüttüğümüz kadın mücadelesinden aldığımız güçle, hiçbir kadının şiddet ve ölüm korkusuyla yaşamak zorunda olmadığı bir yaşamı savunmaya devam edeceğiz” diye belirtti.    Sümeyye Sonay Yıldız dosyasının unutulmasına, sessizliğe gömülmesine izin vermeyeceklerini vurgulayan Berfin Bilin, dosyanın takipçisi olacaklarını belirtti.    Açıklama, “Jin, jiyan, azadî”, “Yaşasın kadın dayanışması” ve “Kadın cinayetleri politiktir” sloganlarıyla son buldu.