Gençler ablukayı kırdı: Rojava’ya sahip çıkacağız

  • 20:32 27 Ocak 2026
  • Güncel
ANKARA- HTŞ saldırılarını protesto etmek isteyen gençlik örgütleri polis ablukasına alındı. Saatler sonra kırılan ablukada gençler, “Biz gençlik örgütleri olarak açıkça belirtiyoruz ki bugün yarın mücadelemize devam edeceğiz. Kürt halkının yanında olacak Rojava’ya sahip çıkacağız” dedi. 
 
⁠Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelerin  Kobanê'yi kuşatılmasına karşı Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. Burada basın açıklaması yapacak olan kitleye Konur Sokak’tan yürüyerek dahil olmak isteyen, SGDF, Dev Güç, Öğrenci Faaliyetleri, Yeni Demokrat Gençlik polis ablukasına alındı. 
 
‘Gençlik Rojava’nın yanında olacak’
 
Ablukada gençler sık sık “Biji Berxwedana Rojava”, “Jin Jiyan Azadi”, “Katil HTŞ İşbirlikçi AKP” sloganları attı. Ablukada grup adına söz alan Mehmet Ahmet Aldemir, “Basın açıklamasına katılmak için toplanmıştık. Konur Sokak’tan yürüyüş ile basın açıklamasına geçmek istedik ancak polis ablukasıyla karşılaştık. Polisler bugün burada Ankara’nın göbeğinde demokratik haklarımızı gasp ediyor. Basın açıklamasına geçmemize izin vermiyorlar. Arkadaşlarımıza saldılrıyorlar. Rojava’da insanları katleden çetelerle iş birliği içinde olan Türk devleti burada bizi ablukaya alıyor. Biz gençlik örgütleri olarak açıkça belirtiyoruz ki bugün yarın mücadelemize devam edeceğiz. Kürt halkının yanında olacak Rojava’ya sahip çıkacağız” dedi. 
 
Abluka kırıldı
 
Polis ablukasına direnen gençlerden biri görüntü çekmeye çalışırken polis tarafından darp edilerek yere düştü. Gençler, saatler sonra polis ablukasını kırarak İnsan Hakları Anıtı önünde bekleyen kitleye dahil oldu. Gençlerin gelmesinin ardından Emek ve Demokrasi Güçleri adına kaleme alınan ortak basın metnini DEM Parti Ankara İl Eş Başkanı Fatin Kanat okudu. 
 
'Günlerdir barışçıl protestolarda işkence'
 
Açıklamada, DAİŞ-HTŞ’nin günlerdir gerçekleştirdiği saldırılar sonucu Kobanê’nin kuşatma altına alındığı belirtilerek, bölgede bir insanlık krizi yaşandığı ifade edildi. Bölgede yaşayan tüm halkların açık bir soykırım tehdidiyle karşı karşıya olduğunun belirtildiği açıklamada, saldırıları protesto eden halklara ise işkence yapıldığına dikkat çekildi. Açıklamada, “İşkence ve kötü muamele uygulanmış, yüzlerce kişi gözaltına alınmış, onlarca kişi tutuklanmıştır. Bu işkencelerin bir örneği olan 'Diyar Koç', Mardin’in Nusaybin ilçesinde kolluk kuvvetleri tarafındGençler ablukayı kırdı: Rojava’ya sahip çıkacağız
 
ANKARA- HTŞ saldırılarını protesto etmek isteyen gençlik örgütleri polis ablukasına alındı. Saatler sonra kırılan ablukada gençler, “Biz gençlik örgütleri olarak açıkça belirtiyoruz ki bugün yarın mücadelemize devam edeceğiz. Kürt halkının yanında olacak Rojava’ya sahip çıkacağız” dedi. 
 
⁠Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelerin  Kobanê'yi kuşatılmasına karşı Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. Burada basın açıklaması yapacak olan kitleye Konur Sokak’tan yürüyerek dahil olmak isteyen, SGDF, Dev Güç, Öğrenci Faaliyetleri, Yeni Demokrat Gençlik polis ablukasına alındı. 
 
‘Gençlik Rojava’nın yanında olacak’
 
Ablukada gençler sık sık “Biji Berxwedana Rojava”, “Jin Jiyan Azadi”, “Katil HTŞ İşbirlikçi AKP” sloganları attı. Ablukada grup adına söz alan Mehmet Ahmet Aldemir, “Basın açıklamasına katılmak için toplanmıştık. Konur Sokak’tan yürüyüş ile basın açıklamasına geçmek istedik ancak polis ablukasıyla karşılaştık. Polisler bugün burada Ankara’nın göbeğinde demokratik haklarımızı gasp ediyor. Basın açıklamasına geçmemize izin vermiyorlar. Arkadaşlarımıza saldılrıyorlar. Rojava’da insanları katleden çetelerle iş birliği içinde olan Türk devleti burada bizi ablukaya alıyor. Biz gençlik örgütleri olarak açıkça belirtiyoruz ki bugün yarın mücadelemize devam edeceğiz. Kürt halkının yanında olacak Rojava’ya sahip çıkacağız” dedi. 
 
Abluka kırıldı
 
Polis ablukasına direnen gençlerden biri görüntü çekmeye çalışırken polis tarafından darp edilerek yere düştü. Gençler, saatler sonra polis ablukasını kırarak İnsan Hakları Anıtı önünde bekleyen kitleye dahil oldu. Gençlerin gelmesinin ardından Emek ve Demokrasi Güçleri adına kaleme alınan ortak basın metnini DEM Parti Ankara İl Eş Başkanı Fatin Kanat okudu. 
 
Günlerdir barışçı protestolarda işkence
 
Açıklamada, DAİŞ-HTŞ’nin günlerdir gerçekleştirdiği saldırılar sonucu Kobanê’nin kuşatma altına alındığı belirtilerek, bölgede bir insanlık krizi yaşandığı ifade edildi. Bölgede yaşayan tüm halkların açık bir soykırım tehdidiyle karşı karşıya olduğunun belirtildiği açıklamada, saldırıları protesto eden halklara ise işkence yapıldığına dikkat çekildi. Açıklamada, “İşkence ve kötü muamele uygulanmış, yüzlerce kişi gözaltına alınmış, onlarca kişi tutuklanmıştır. Bu işkencelerin bir örneği olan 'Diyar Koç', Mardin’in Nusaybin ilçesinde kolluk kuvvetleri tarafından işkence edilerek gözaltına alınmış, tedavisi tamamlanmadan hakkında tutuklama kararı verilmiştir. Bugün gelen bilgilere göre; Diyar Koç’un götürüldüğü Diyarbakır Cezaevi’nde durumunun cezaevi yönetimi tarafından kritik görülmesi üzerine Ankara’ya sevk edildiğini ve yoğun bakımda olduğunu öğrenmiş bulunmaktayız. Öte yandan Gebze’de bir kadın sağlık emekçisinin saçını örmesi ‘suç’ sayılarak gözaltına alınması ve hakkında soruşturma başlatılması, baskının ve keyfiyetin ulaştığı boyutu açıkça gözler önüne sermektedir. Son olarak Mersin’in Tarsus ilçesinde gerçekleştirilen protesto eylemine yönelik silahlı, sivil faşist bir saldırı düzenlenmiş; balkondan eylemi izleyen, 2014 yılında IŞİD saldırıları nedeniyle ailesiyle birlikte Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan Kobanêli genç Baran Abdi bu saldırının hedefi olmuş ve katledilmiştir” denildi. 
 
‘Nefret söylemlerinin yaygınlaştırılması politikanızın sonucu’
 
“Tarsus’ta ve diğer yerlerde yaşanan bu insanlık suçları rastlantı ya da anlık öfkenin sonucu değildir. Bunlar, siyasi iktidarın yıllardır sürdürdüğü savaşçı ve cihatçı güçleri besleyen Suriye politikasının doğrudan sonucudur” denilen açıklamanın devamında ise şunlar belirtildi: “Özgür basının susturulmaya çalışılmasının, yerine cihatçı çeteleri meşrulaştıran bir ana akım medya düzeninin kurulmasının; kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemlerinin yaygınlaştırılmasının; işçilerin ve emekçilerin açlığa, yoksulluğa ve güvencesizliğe mahkûm edilmesinin; sermayenin çıkarlarının halkların yaşamının önüne konulmasının kaçınılmaz sonucudur. Kürtleri, Alevileri, Rumları, Ermenileri ve diğer tüm halkları ve inançları yok sayan, farklı olanı tehdit olarak gören zihniyetin geldiği yerdir.
 
‘Barışa ve enternasyonalist dayanışmaya sahip çıkıyoruz’
 
Bugün emperyalist güçlerin çıkarları ve paylaşım hedefleri doğrultusunda hedef alınan Rojava Devrimi, yalnızca orada yaşayan halkları değil; kadın özgürlüğünü, halkların eşit ve birlikte yaşam iradesini, enternasyonalist dayanışmayı hedef almaktadır. Bundan 11 yıl önce, kadınların öncülüğünde halkların ortak mücadelesi ve enternasyonal dayanışmayla IŞİD barbarlığı yenilgiye uğratılmıştır. Bugün tehdit altında olan tam da bu kazanımlar ve değerlerdir. Bizler Emek ve Demokrasi Güçleri olarak; kadın özgürlüğüne, halkların eşit ve ortak yaşam mücadelesine, barışa ve enternasyonalist dayanışmaya sahip çıkıyoruz. Sivil faşist çetelere, cihatçı saldırılara, devlet şiddetine ve savaş politikalarına karşı mücadelemizi sürdüreceğimizi ilan ediyoruz. Baran Abdi’nin katledilmesinin hesabını sormaktan, Rojava halklarıyla dayanışmayı büyütmekten ve bu karanlık düzen karşısında yan yana durmaktan vazgeçmeyeceğiz.”
 
Açıklama sloganlarla sona erdi.an işkence edilerek gözaltına alınmış, tedavisi tamamlanmadan hakkında tutuklama kararı verilmiştir. Bugün gelen bilgilere göre; Diyar Koç’un götürüldüğü Diyarbakır Cezaevi’nde durumunun cezaevi yönetimi tarafından kritik görülmesi üzerine Ankara’ya sevk edildiğini ve yoğun bakımda olduğunu öğrenmiş bulunmaktayız. Öte yandan Gebze’de bir kadın sağlık emekçisinin saçını örmesi ‘suç’ sayılarak gözaltına alınması ve hakkında soruşturma başlatılması, baskının ve keyfiyetin ulaştığı boyutu açıkça gözler önüne sermektedir. Son olarak Mersin’in Tarsus ilçesinde gerçekleştirilen protesto eylemine yönelik silahlı, sivil faşist bir saldırı düzenlenmiş; balkondan eylemi izleyen, 2014 yılında IŞİD saldırıları nedeniyle ailesiyle birlikte Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan Kobanêli genç Baran Abdi bu saldırının hedefi olmuş ve katledilmiştir” denildi. 
 
‘Nefret söylemlerinin yaygınlaştırılması politikanızın sonucu’
 
“Tarsus’ta ve diğer yerlerde yaşanan bu insanlık suçları rastlantı ya da anlık öfkenin sonucu değildir. Bunlar, siyasi iktidarın yıllardır sürdürdüğü savaşçı ve cihatçı güçleri besleyen Suriye politikasının doğrudan sonucudur” denilen açıklamanın devamında ise şunlar belirtildi: “Özgür basının susturulmaya çalışılmasının, yerine cihatçı çeteleri meşrulaştıran bir ana akım medya düzeninin kurulmasının; kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemlerinin yaygınlaştırılmasının; işçilerin ve emekçilerin açlığa, yoksulluğa ve güvencesizliğe mahkûm edilmesinin; sermayenin çıkarlarının halkların yaşamının önüne konulmasının kaçınılmaz sonucudur. Kürtleri, Alevileri, Rumları, Ermenileri ve diğer tüm halkları ve inançları yok sayan, farklı olanı tehdit olarak gören zihniyetin geldiği yerdir.
 
‘Barışa ve enternasyonalist dayanışmaya sahip çıkıyoruz’
 
Bugün emperyalist güçlerin çıkarları ve paylaşım hedefleri doğrultusunda hedef alınan Rojava Devrimi, yalnızca orada yaşayan halkları değil; kadın özgürlüğünü, halkların eşit ve birlikte yaşam iradesini, enternasyonalist dayanışmayı hedef almaktadır. Bundan 11 yıl önce, kadınların öncülüğünde halkların ortak mücadelesi ve enternasyonal dayanışmayla IŞİD barbarlığı yenilgiye uğratılmıştır. Bugün tehdit altında olan tam da bu kazanımlar ve değerlerdir. Bizler Emek ve Demokrasi Güçleri olarak; kadın özgürlüğüne, halkların eşit ve ortak yaşam mücadelesine, barışa ve enternasyonalist dayanışmaya sahip çıkıyoruz. Sivil faşist çetelere, cihatçı saldırılara, devlet şiddetine ve savaş politikalarına karşı mücadelemizi sürdüreceğimizi ilan ediyoruz. Baran Abdi’nin katledilmesinin hesabını sormaktan, Rojava halklarıyla dayanışmayı büyütmekten ve bu karanlık düzen karşısında yan yana durmaktan vazgeçmeyeceğiz.”
 
Açıklama sloganlarla sona erdi.