4 kentte ortak çağrı: Failler yargılansın 2026-05-23 14:03:11   HABER MERKEZİ - Kayıp yakınları, 4 kentte düzenledikleri eylemlerde gözaltında kaybedilen Mehmet Selim, Hasan ve Cezayir Örhan ile İsmail Ağaya’nın akıbetini sorarak, faillerin yargılanmasını istedi.   İnsan Hakları Derneği (İHD) ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla Amed, Êlih, Colemêrg ve İzmir'de eylemlerine bu hafta da devam etti. Eylemlerde, farklı tarihlerde gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Mehmet Selim Örhan, Hasan Örhan, Cezayir Örhan ve İsmail Ağaya’nın akıbeti soruldu.   Amed   İHD Amed Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 902’nci haftasında Rezan (Bağlar) ilçesinde bulunan Koşuyolu Parkı’ndaki Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Açıklamada kayıpların fotoğrafları taşınırken, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” pankartı açıldı.   Eylemde, 24 Mayıs 1994 tarihinde Pasûr (Kulp) ilçesinde gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Mehmet Selim, Hasan ve Cezayir Örhan’ın akıbeti soruldu. Açıklamaya, Mehmet Selim Örhan’ın oğlu, Hasan Örhan’ın yeğeni ve Cezayir Örhan’ın kuzeni olan Sûr Belediye Eşbaşkanı Adnan Örhan da katıldı.   Burada konuşan Adnan Örhan, 902 haftadır kayıp yakınları olarak mücadeleyi sürdürdüklerini belirterek, “Failler yargılanıp yakınlarımızın kemiklerine ulaşıncaya kadar mücadelemizi devam ettireceğiz” dedi.   Ardından İHD Amed Şube Yöneticisi Avukat Berfin Elçi, Adnan Örhan ailesinin kaybedilme hikâyesini okudu. Açıklamada, 1994 yılında köy baskınları sırasında Mehmet Selim, Hasan ve Cezayir Örhan’ın askerler tarafından gözaltına alındığı, daha sonra kendilerinden bir daha haber alınamadığı belirtildi. Ailenin savcılık, karakol ve bakanlıklara yaptığı başvuruların sonuçsuz bırakıldığı ifade edildi.   Açıklamada ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 6 Kasım 2002 tarihinde Türkiye’yi Selim, Hasan ve Cezayir Örhan’ın gözaltında kaybedilmesinden sorumlu tuttuğu hatırlatıldı. 2003 yılında Selim ve Hasan Örhan’a ait kemiklerin bir toplu mezarda bulunduğu, ancak kemiklerin daha sonra kimsesizler mezarlığına gömüldüğünün ortaya çıktığı aktarıldı. Cezayir Örhan’dan ise hâlâ haber alınamadığı kaydedildi.     Êlih   Êlih’te ise eylemin 738’inci haftasında Gülistan Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde açıklama yapıldı. Bu haftaki eylemde, 29 Mayıs 1994’te JİTEM tarafından kaçırıldığı belirtilen Özgür Ülke Gazetesi dağıtımcısı İsmail Ağaya’nın akıbeti soruldu. Burada konuşan Müfide Ağaya, oğlunu kaçıranların bilinmesine rağmen yargılanmadığını belirterek, “Ömrüm oğlumu sormak için gittiğim karakollarda geçti” dedi.   İHD yöneticisi Bilal Bilgin ise İsmail Ağaya’nın kaybedilme hikâyesini anlatarak, İsmail Ağaya’nın 29 Mayıs 1994’te evden çıktıktan sonra bir daha geri dönmediğini söyledi. Ailenin yaptığı tüm başvuruların sonuçsuz bırakıldığı ifade edildi.   Colemêrg   Colemêrg’in Gever (Yüksekova) ilçesinde ise “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eyleminin 228’inci haftasında sanat sokağında açıklama yapıldı. Açıklamada Selim, Hasan ve Cezayir Örhan’ın fotoğrafları taşındı.   Açıklamayı yapan İHD Colemêrg Şube Eşbaşkanı Ozan Akbaş, tanık anlatımlarına rağmen savcılığın “gözaltı kaydı bulunmadığı” gerekçesiyle dosyada kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiğini söyledi.   Ozan Akbaş, etkin bir soruşturma yürütülmediğini ve dosyanın zamanaşımına uğratıldığını belirterek, “Bu dosyanın zamanaşımına uğraması sadece hukuki bir sürecin sonu değil, aynı zamanda adaletin inkârıdır. Kaybedilenlerin akıbeti aydınlatılana ve failler cezalandırılıncaya kadar mücadelemize devam edeceğiz” dedi.       İzmir    İHD İzmir Şubesi, Konak Eski Sümerbank önünde düzenlediği eylemde gözaltında kaybedilenlerin akıbetini sordu. Eylemde, “Kayıplar vicdanındır sahip çık", "Kayıplar belli failler nerede?" pankartları açıldı.    Açıklamayı yapan İHD İzmir Şube Başkanı Zilan Gümüş, İHD verilerine göre Mayıs ayında 61 kişinin kolluk güçleri tarafından gözaltına alınarak kaybedildiğini anımsattı.    Zilan Gümüş, 19 Aralık 2011'de Özel Harekat Polisi Ayhan Çarkın'ın infazlar ve kayıplarla ilgili yayınlanan itiraflarında ‘Hüsamettin Yaman ve Soner Gül’ü gözaltına aldıktan sonra ormanlık bir alanda sorguladıklarını ve infaz ettiklerini söyledi. Ayhan Çarkın son sözlerinin "İnsanlık onuru işkenceyi yenecek" olduğunu hatırlatan Zilan Gümüş, “Bu beyanların ardından Yaman Ailesi yeniden suç duyurusunda bulunup dosyanın tekrar açılmasını istedi. Ayhan Çarkın'ın ifadesine rağmen etkin bir soruşturma yapılmadı. Hüsamettin ve Soner’in akıbetleri 34 yıldır karanlıkta bırakıldı, bilinen failleri cezasızlıkla korundu.   2003 yılında köylere geri dönüşün başlaması ile Budak ailesi de 2005 yılında köylerine döndü. Kadri Budak, arazisini sürerken bazı kemikler ve eşya buldu. Lice Cumhuriyet Savcılığı’na yapılan başvuru ile bölgede keşif yapıldı. Çıkan kemikler, eşyalar ve boş kovanlar Adli Tıp Kurumu’na gönderdi. ATK’den gelen rapora göre, bulunan kemiklerin Bahri ve Metin Budak’a ait olduğu, ölüm sebeplerinin MKE ibareli uzun namlulu G-1 ve G-3 piyade silahlarına ait ateşli silah olduğu tespiti yapıldı. Budak ailesinin avukatları ve İHD Diyarbakır Şubesi 2001 yılında, “Etkin soruşturma yürütülememesi” nedeniyle davayı AİHM’e taşıdı.    Bahri Budak ve Metin Budak’ın kaybolması ve 11 yıl sonra kemiklerinin bulunmasına ilişkin açılan dava ise 30 Mayıs 2014 tarihinde 20 yıllık zaman aşımı gerekçesiyle tozlu raflara kaldırıldı. İnsan Hakları Derneği olarak bir kez daha vurguluyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin, insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmaz. Hukukun evrensel ilkelerini, temel insan haklarını çiğnemekten vazgeçin; Hüsamettin Yaman ve Soner Gül, Bahri Budak ve Metin Budak’ın akıbetlerini saptama, sorumlularını cezalandırma görevinizi yerine getirin" dedi.   Açıklama, 5 dakikalık oturma eyleminin ardından son buldu.