Esra Işık’ın tutuklanmasına tepki 2026-04-01 20:44:17   HABER MERKEZİ-- Milas'ta acele kamulaştırma kararına tepki gösteren Esra Işık ve İkizköy köylülerinin tutuklanmasını protesto etmek için yapılan açıklamada  “Acele kamulaştırmaya karşı direnen Milas köylülerinin yanında olacağız. Esra Işık serbest bırakılsın” denildi.    Tarım İşçileri Sendikası(Tarım-Sen), Muğla'nın Milas ilçesinde kömür ocağı açılması için alınan acele kamulaştırma kararının keşif çalışmasına tepki gösteren köylülerden Esra Işık'ın tutuklanmasına tepki göstermek için açıklamalar yapıldı.   İzmir    İzmir Alsancak'ta bulunan Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılan basın açıklamasında  "Esra Işık serbest bırakılsın" pankartının açıldığı açıklamada "Zeytinime dokunma", "Havama, suyuma, toprağıma dokunma" ve "Acele kamulaştırmaya son verilsin" dövizleri taşındı. Sık sık "Baskılar, gözaltılar, tutuklamalar bizi yıldıramaz", "Limak defol Akbelen bizim, "Esra Işık serbest bırakılsın" sloganları atıldı. Açıklamada Esra Işık'ın mektubu okundu. Basın metnini kitle adına Beyzanur Çavdar okudu.   'Bölgedeki keşif faaliyetleri hukuksuzdur’   Esra Işık'ın acele kamulaştırma yoluyla köyüne ve topraklarına el konulmasına direndiği için tutuklandığının altını çizen Beyzanur Çavdar, 2025 yılında çıkarılan maden yasası ile onlarca köyün koordinatlar verilerek hedef gösterildiğini belirtti. İkizköy ve çevre köylerde büyük bir zeytin talanının yaşandığını aktaran Beyzanur Çavdar, "10 Ocak 2026 tarihinde cumhurbaşkanı imzası ile acele kamulaştırma kararı verildi. İkizköy dahil yedi köy 679 parsel bir gecede gasp edilmiş oldu. Bu kararın uygulanmasına yönelik arazi bedellerinin tespit edilmesi gerekiyordu. Böylece tespit edilen arazi bedelleri yatırılıp köylüler yerlerinden edilecekti. İşte Esra ve köylülerinin direnişi tam da bu matematiğe karşı doğayı ve emeği merkezine alan bir yaşamı savunuyordu. Her nerede emek, onur ve haysiyet mücadelesi yükselse, holdinglerin emrindeki yargının bu mücadeleleri bastırmak için hızlıca hizmete sokulduğunu biliyoruz. Tespit için köylere gelen keşif heyeti, Yeniköy Kemerköy Enerji Şirketi’nin çıkarları doğrultusunda, köylülere bilgilendirme yapmadan, oldu bittiye getirerek bu süreci yürütmek istedi. Esra ve beraberindeki köylü heyeti bu tutuma karşı çıktı. Bu şirket yanlısı tutumu tüm kamuoyuna teşhir etti. Hepimiz gördük ki şirketin güvenlik görevlisi gibi davranan jandarma, köylünün tarlasını korumasına engel olup, hukuksuzca sürdürülmek istenen keşfin köylülerin itirazına rağmen yapılmasına ortam sağladı. 30 Mart günü Akbelen girişinde keşif heyeti beklenirken Esra Danıştay ve Anayasa Mahkemesine yönelik bir çağrıda bulundu. Telafisi mümkün olmayan yıkım gelmeden önce acele kamulaştırma ve maden yasasının yürütmesinin durdurulmasını talep etti. Çünkü anayasaya aykırı olan maden yasası ve onun dayanak olduğu acele kamulaştırma YK Enerji Şirketi’nin bu bölgede faaliyet yürütmesinin tek koşulu haline gelmişti. Dolayısıyla Esra’nın Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’a yaptığı çağrı, bölgede yapılan keşif faaliyetinin hukuksuz olduğunu da teşhir ediyordu" ifadelerini kullandı.   'Esra’nın direnişini meydanlardan yükseltiyoruz’   Anayasal hakları için direnen köylülerin karşılarında jandarmayı bulduğunu kaydeden Beyzanur Çavdar, "Esra karşılaştıkları bu haksız tavra isyan etti. Bu haklı isyanı keşif heyetini rahatsız etti. Hakkında şikayetçi oldular. Gece 23.50’de Esra’yı köyündeki evinden gözaltına aldılar. Geceyi Milas Jandarma Karakolunda geçirdi. Ertesi sabah çıkarıldığı mahkemede haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklandı. Esra'yı Limak'ın tek bir emriyle, YK Enerji Şirketi’nin çıkarları için alıkoydular. Maden ve enerji şirketlerini koruyan yasaya karşı köyünü, toprağını, emeğini, geleceğini savunduğu için özgürlüğünü elinden aldılar. Akbelen’de, Muğla’da ve ülkenin dört bir yanında maden talanına karşı sesini yükselttiği için tutukladılar. Bizler bugün ülkenin dört bir yanında 'Esra Işık yalnız değildir' demek için bir araya geldik. Esra’nın direnişini, haklı isyanını meydanlardan yükseltiyoruz. Esra’nın dediği gibi başımız dik, alnımız ak, mücadele bayrağını devralıyoruz. Esra’yı holdingçi yargının elinden alacağız. Gözlerindeki masumiyet, umut ve haklı duruşuyla bizden aldılar onu, umudunu, haklılılğına olan inancını söndürmeden onu geri alacağız. Onun mücadelesini hep birlikte büyüteceğiz. Acele kamulaştırmaya karşı direnen Milas köylülerinin yanında olacağız. Esra Işık serbest bırakılsın! Esra Işık Yalnız Değildir!" diye konuştu.   'Bu mesele sadece Akbelen ve İkizköy’ün meselesi değil'   Sonrasında söz alan Halkların Eşitlik ve Demokrasi (DEM) Partisi İzmir Milletvekili İbrahim Akın, "Şu anda İkizköy'de, Akbelen'de ve Altıköy'ümüzde keşif yapılıyor. Biliyorsunuz 2019 yılından bu yana Akbelen'de Türkiye'de ve dünyada bir anlamda adını duyurmuş meclisi olağanüstü toplantıya çağıracak kadar etkili bir siyasal mücadelenin, toplumsal mücadelenin pratiğini gerçekleştirdik orada. Şimdi Akbelen'deki köylüler sadece toprağını savunmuyorlar. Aslında bu ülkenin havasını, suyunu kirletenler karşısında, bu egemen sermaye düzeni karşısında, şirketlerin temsilcisi hâline gelmiş devlet politikası karşısında hakkını savuruyorlar. Şu anda Esra'yı tutukladılar. Ama Esra'nın tutuklanması aslında fiilen Anayasanın 56. maddesine göre toprağını, havasını, suyunu savuNma hakkını veren insanların haklarını gasp etmek anlamına geliyor. 10 gün önce burada bütün o köy halkının ortadan kaldırılmasına sebep olacak 5093 tane zeytinin yerinden edilmesini sağlayan bir genelge yayınlandı. Buna izin verildi. Bunun arkasından da şimdi orada kısacası şirketin yani Limak şirketinin ihtiyacına bağlı olarak bir çalışma örgütlenmeye çalışılıyor. Köylüler direniyor, mücadele etmeye çalışıyor. Ama burada seslenmek istiyoruz. Bu mesele sadece Akbelen'nin İkizköy'ün meselesi değil. Türkiye'nin dört bir tarafında AKP'nin kendi yandaşlarına, uluslararası şirketlere tabiri caizse adres teslim ruhsat veriyorlar. Sadece onların ihtiyaçları karşılanıyor. Bizim ülkemizde, mevcut koşullarda, bizim bütçemizde bu memurlar halkın bütçesine uygun olarak görev yapmıyorlar. Tamamen sipariş üzerine şirketlerin görevlerini yerine getirmeye çalışıyorlar. Açıkça söylüyoruz. Artık bu ülkede bu devlet mekanizması halkın çıkarları için değil, onların hakkını hukukunu korumak için değil, fiilen ve açıkça şirketlerin temsilciliğini yapıyorlar. O nedenle buradan Adalet Bakanlığı'na, İçişleri Bakanlığı'na Muğla Valiliği'ne seslenmek istiyorum. Bu hukuksuzluğa ortak olmayın. Orada halka karşı yapılmış olan bu düşmanlık politikasından vazgeçin. İnsanlar en demokratik haklarını, suyunu korumak istiyorlar" dedi.   Açıklama sloganlarla sona erdi.   Ankara   Ankara Emek Demokrasi Güçleri, Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin acele kamulaştırılmasına karşı açılan dava kapsamında yapılan bilirkişi keşfini protesto ederken gözaltına alınıp tutuklanan Esra Işık için açıklama yaptı. Yüksel caddesinde yapılan açıklamada, "Doğa Savunucuları Yalnız Değildir, Esra Işık Serbest Bırakılsın" pankartı açılırken sık sık, "Esra Işık yalnız değildir", "Doğanın katili sermaye düzeni" sloganları atıldı. Burada yapılan basın açıklamasını Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri adına Elif Melike Oğuz okudu.   Yaşam alanlarını savunanların gözaltı ve tutuklama gibi baskı araçlarıyla susturulmak istendiğini aktaran Elif Melike Oğuz, "İşte bu atmosferde doğayı, yaşam alanlarımızı savunanlar gözaltı ve tutuklama gibi baskı araçlarıyla susturulmak isteniyor. Şubat ayında Polen Ekoloji Kolektifi ve Bakırtepe Çevre Platformu’ndan yaşam savunucuları, sürdürdükleri meşru faaliyetler kriminalize edilerek tutuklandı. Hukuki yollarla sesimizi kısamayanlar ise, Ali ve Aysin Büyüknohutçu, Metin Lokumcu, Reşit Kibar ve Hakan Tosun örneklerinde gördüğümüz gibi çeteler eliyle yaşam savunucularını katlediyor ve failleri cezasızlık politikalarıyla ödüllendiriyor. Bugün Akbelen’de yaşananlar da bu politikalardan bağımsız ve münferit bir olay değil, aksine doğayı savunan herkese verilen bir gözdağıdır" dedi.   Mektubu okundu   Açıklamanın ardından Esra Işık'ın gönderdiği mektubu Alınteri üyesi Zarife Çamalan okudu. Mektupta şu ifadelere yer verildi, "Ben toprağımı savundum. Ben onurumuzu savundum. Zehra ninemin, Hatice teyzemin ve ninelerimin yolundan yürüyorum. Alnım açık, başım dik. Mücadelemin bayrağını köylülerime bıraktım. Buradan gittiğimde o bayrak tekrar devralıp en önde yürüyeceğim. Ben bu toprakların kızıyım. Ben bir köylü kızıyım. Mücadeleden gurur duyuyorum. Buradan yeniden sözüm olsun: Mücadelemizi de, onurumuzu da, haysiyetimizi de satmayacağız. Milas bir şirketten büyüktür, vazgeçmeyeceğiz."   İstanbul   Akbelen İstanbul Dayanışması Kadıköy İskele'de Akbelen’deki doğa katliamına ve tutuklanan Esra Işık için basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasını Akbelen İstanbul Dayanışması adına Göksen Ezeltürk okurken” Doğa savunucuları yalnız değildir! Esra Işık Serbest Bırakılsın!" pankartı açıldı. Sık sık 'Esra Işık yalnız değildir',' Esra Işık serbest bırakılsın' sloganı atıldı.   'Bizim hayatlarımız sayıdan ibaret değil'   Esra Işık’ın acele kamulaştırmaya karşı köyünü ve tarım arazilerini savunduğu için tutuklandığı belirten Göksen Ezeltürk, “Bizim hayatlarımız sayıdan ibaret değil, ardında onlarca yılın emeği var” dedi. 2025 yılında çıkarılan maden yasasıyla İkizköy dahil birçok yerleşimin hedef haline getirildiğini hatırlatan Göksen Ezeltürk,"10 Ocak 2026 tarihinde cumhurbaşkanı imzası ile acele kamulaştırma kararı verildi. İkizköy dahil yedi köy 679 parsel bir gecede gasp edilmiş oldu. Bu kararın uygulanmasına yönelik arazi bedellerinin tespit edilmesi gerekiyordu. Böylece tespit edilen arazi bedelleri yatırılıp köylüler yerlerinden edilecekti. İşte Esra ve köylülerinin direnişi tam da bu matematiğe karşı doğayı ve emeği merkezine alan bir yaşamı savunuyordu" ifadelerini kullandı.   İtirazlara rağmen katliam devam ediyor    Köylülerin itirazlarına rağmen Jandarma müdahalesiyle keşfin sürdürüldüğüne dikkat çeken Göksen Ezeltürk , "Şirket çıkarları doğrultusunda, köylülere bilgilendirme yapılmadan, oldu bittiye getirilen bir süreç işletilmek istendi” dedi.   'Telafisi mümkün olmayan yıkım '   Göksen Ezeltürk 30 Mart’ta Akbelen’de yapılan çağrı hatırlatarak “Telafisi mümkün olmayan yıkım gelmeden önce acele kamulaştırma ve maden yasasının yürütmesi durdurulmalıdır” diye konuştu. Gözaltı ve tutuklama sürecine de değinen Göksen Ezeltürk, Esra Işık’ın gece saatlerinde evinden gözaltına alındığı ve çıkarıldığı mahkemece tutuklandığı hatırlatarak “Köyünü, toprağını, emeğini ve geleceğini savunduğu için özgürlüğü elinden alındı” ifadelerini kullanıldı.   Açıklama “Esra Işık serbest bırakılsın” sloganlarıyla son buldu.