Köyüne dönüp üretime başladı 2026-08-12 09:03:15   Pelşin Çetinkaya    ÊLIH - 15 yıl İstanbul'da yaşadıktan sonra Qubin'e dönen Seyhan Özer, tarım ve bahçecilikle geçimini sağlıyor. Kadın emeğinin görünmeyen yüküne dikkat çeken Seyhan Özer, erken yaşta evliliğin zorluklarını anlatırken, köy yaşamının dayanışmasını ve doğallığını şehir hayatına tercih ettiğini dile getirdi.   Binlerce yıllık geçmişi, verimli tarım arazileri ve çok kültürlü yapısıyla Êlih'in (Batman) önemli ilçelerinden biri olan Qubin (Beşiri), tarım ve hayvancılığın yaşamı şekillendirdiği merkezler arasında yer alıyor. Dicle Havzası'nın bereketli topraklarında yetişen ürünler ilçenin ekonomisini ayakta tutarken, bu üretimin en büyük yükünü ise kadınlar omuzluyor. Gün doğmadan tarlaya giden, gün boyunca bahçede üretim yapan kadınlar, evlerine döndüklerinde de yemekten temizliğe, çocuk bakımından hane içi emeğe kadar yaşamın görünmeyen yükünü taşımaya devam ediyor. Kentlerde derinleşen ekonomik kriz nedeniyle yıllar sonra yeniden köylerine dönen birçok aile gibi, İstanbul'da 15 yıl yaşadıktan sonra Qubin'e dönen 35 yaşındaki Seyhan Özer de toprağa tutunarak yeniden yaşam kurduklarını belirtti. Özer, kadın emeğinin görünmeyen yönlerini, erken yaşta evliliğin kadınların yaşamında yarattığı ağır sorumlulukları ve tüm eksikliklerine rağmen köy yaşamının dayanışmacı yapısını anlattı.    ‘Toprağa dönerek yeniden yaşam kurdu’    Qubin’de üretimle yaşamını sürdüren, Seyhan Özer, sabahın erken saatlerinden itibaren bahçede çalıştıklarını, ardından ev işlerini üstlendiklerini belirterek, “Kozluk'ta dünyaya geldim. Dört yaşındayken ailemle birlikte Beşiri'ye yerleştik. İlkokul mezunuyum. Evlendikten sonra geçimimizi sağlamak için İstanbul'a gittik ve orada yaklaşık 15 yıl yaşadık. Ancak yaşam şartları çok zordu. Geçim sıkıntısı nedeniyle yeniden Beşiri'ye döndük. Şu anda geçim kaynağımız bahçe işleri ve tarım. Sabah saat 05.00'te eşimle birlikte kalkıp bahçeye gidiyoruz. Çocuklarımız okula gidiyor. Burada yaşamın güzel tarafları da var. Her şeyimiz doğal, kira sorunumuz yok. Bahçemizde fasulye, salatalık ve acur yetiştiriyoruz. Ürünlerin bir kısmını satıyoruz, düzenli müşterilerimiz de var. Bunun yanı sıra mercimek, buğday, mısır ve nohut ekiyoruz. Buğday üretimi oldukça zahmetli olduğu için daha çok erkekler ilgileniyor. Biz kadınlar ise hem bahçedeki işlere destek oluyor hem de evde yemek, temizlik ve diğer tüm işleri yürütüyoruz. Aslında kadınların yükü çoğu zaman erkeklerden daha ağır oluyor” dedi.     ‘Köy yaşamını şehir hayatına tercih ediyorum’   Tarımla geçimlerini sağlayan Seyhan Özer, köy yaşamının doğallığını ve dayanışmasını tercih ettiğini belirterek,“Burada insanların büyük bölümü bahçe işleri ve hayvancılıkla uğraşıyor. Benim hayvancılıkla çok aram yok. Sadece birkaç tavuğum var. Daha çok sebze yetiştirip satıyorum. Mahalledeki kadınların çoğu da benzer şekilde tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlıyor. Keşke İstanbul'da o kadar uzun yıllar yaşamasaydım. Buranın havası da insanı da çok daha güzel. İnsanlar birbirine daha yakın. Bir şeye ihtiyacın olduğunda rahatlıkla komşundan isteyebiliyorsun. Peynirimiz, sütümüz doğal. Çocuklar güven içinde dışarı çıkabiliyor, rahatça gezebiliyor. Bu yönüyle köy yaşamını şehir hayatına tercih ediyorum" diye belirtti.    Belediye talepleri yerine getirmiyor   Mahalle için belediyeden talepleri olan Seyhan Özer, "Beklentimiz belediye hizmetlerinin daha düzenli verilmesi. Oğuldur Mahallesi'ne belediye otobüslerinin gelmesini istiyoruz. Çöpler zamanında toplansın, mahallemiz düzenli temizlensin. İlaçlama araçları da çok seyrek geliyor; onların daha sık gelmesini istiyoruz. Bu taleplerimizi defalarca belediyeye ilettik ancak bugüne kadar bir sonuç alamadık. Belediye gelmeyince biz mahalle sakinleri olarak kendi imkânlarımızla çevremizi temizlemek zorunda kalıyoruz. Bunun dışında şu an için başka önemli bir sıkıntımız bulunmuyor” diye konuştu.